Son Dakika |  Büyük kavga… Çok sayıda ekip sevk edildi…
  Son Dakika |  Ağaçtan düştü…
  Son Dakika |  Feci kazada 2 kişi öldü!
  Son Dakika |  Başkan Ünlüer ve Yönetimi de katıldı
  Son Dakika |  İşçi servisine çarptı!
  Son Dakika |  Kontrolden çıkınca!.....
  Son Dakika |  FRENİ PATLAYINCA!.......
  Son Dakika |  Feci kaza…
  Son Dakika |  Refüje çıktı!....
  Son Dakika |  Talihsiz genç ölü bulundu
24 Ağustos 2026 Pazartesi
Değişim Medya  |  Haber |  Dergi  |  Radyo - 0 372 322 27 30
logo
  •  
    •  » GÜNCEL
    •  » KÜLTÜR
    •  » SİVİL TOPLUM
    •  » KULİS HABER
    •  » YEMEK
    •  » DİN VE MEZHEPLER
    •  » EREĞLİ TARİHİ
    •  » FOTO GALERİ
    •  » VİDEO GALERİ
    •  » YAZARLARIMIZ
    •  » RÖPORTAJ
    •  » SİNEMA
    •  » TEKNOLOJİ
    •  » DİYALOG
  • SİYASET
  • AKÇAKOCA
  • EKONOMİ
  • GÜNDEM
  • ASAYİŞ
  • YAŞAM
  • SAĞLIK
  • MEDYA
  • SPOR
  • EĞİTİM
ADI ÜSTÜNDE; DEDİKODU BU!

ADI ÜSTÜNDE; DEDİKODU BU!
22 Temmuz 2013 14:32:27

Yazar :

        

Şüphesiz içinde bulunduğu sistemi hedef almayıp, tavsiyelere kulak vermeksizin yaşamak isteyenleri zor günler bekler.

Bunlardan biri de dedikodu mekanizmasının çalışmasıdır.

Özellikle kişiler boş kaldıklarında veya hiçbir sorunu çözemedikleri ve hızla destek yitirdiklerini gördüklerinde bu yola, yani dedikoduya girerler.

Sözünde durmayan, beceriksiz, üretimden yoksun beyinlerin işidir bu denebilir. Buna başvuranlar, sanki kendilerini görkemli bir havaya sokacaklarını düşünürler ama düşüncelerinin hepsi safsatadır.

Dedikodu yapan sonuçta kendi başını yer o kadar!

Birçok kimse onlardan uzaklaşır. Toplumda saygınlığını kaybeder.

Çünkü gıdaları bu negatif enerjidir. Ancak bir fiske ile düşecek durumda olurlar.

Menfi yönlü değerlerin artışıyla, dedikodunun yanı sıra zina, iftira vasıflı konular da günlük hayatımıza, veritabanımıza yerleşmiştir.

Bunun bir yığın örnekleri var!

Kötü huy ve ahlâk bozukluğu olarak görülen "Gıybet" kavramına, bir de arkadan kaş göz işareti yapıp alay edenleri de ilave etmek gerekir.

Bütün bunlar bir yana, bırakın bir kimse veya konu hakkında beyanda bulunmayı, yoruma girmek dahi basitliğin bir ifadesi sayılır.

Değişik kanallarda dedikodu üretim merkezi olarak kabul edilen, her türlü açmazlığın büyük bir hoşgörü ile sergilendiği "paparazzi" programları ve gayesinden uzak biçimde hazırlanan pek çok yapımı dikkatle izliyorsunuzdur.

Bunların izlenme oranının maalesef çok yüksek düzeyde olması da oldukça düşündürücüdür.

Bu durum insanımızın ne halde olduğunu gösteren açık bir kanıt.

Esasen "O şunu yapmış, bu şöyle demiş; filan şöyle giyinmiş yakışmamış; fişmekanda varmış da sizde niye olmasınmış..." gibi lâkırdılarla günlerimizi geçirmemeliyiz derim.

Tasavvuf ehli işaret edilen noktayı, "kâl değil, hâl ehli olmak" şeklinde dile getirmiştir.

Yapılanların, söylenenlerin nereye varabileceğini kestirebilseydik, bu tür olaylardan uzak durur ve her türlü tedbiri alırken acilen kelimelerimizden "im" ve "miş" eklerini kaldırırdık.

Bu strateji çerçevesinde ve öngörüler doğrultusunda, olay daha vahimleşmeden, birey zamanında etkili önlem alabilse, olayın büyük boyutlara ulaşması önlenebilir.

Şimdi dilerseniz beyinde bu dedikodu mekanizmasının nasıl işlediğine bir bakalım...

Dedikodunun merkezinde kişinin kendi dışındakini merak etme, araştırma yatar.

Bu merak hayvanlarda da vardır. Onlardaki merak yaşadığı ekolojik ortamın getirisi olan, bilinçli olmayan ve kendini koruma adına dikkat kesilme şeklinde açığa çıkar.

Bu ilginin dikkat kesilme şeklindeki açığa çıkışı beyin sapı tarafından bir başka deyişle sürüngen beyinledir.

Hakiki anlamda "insan" manasını yani gerçeği yaşama istidatına sahip olanlarda bu merak, bedensel ve dürtüsel değil, kişinin hakikatini yaşamaya yönelik olarak verileri inceleme ve değerlendirme şeklinde prefrontal kortekste açığa çıkar.

Dolayısıyla, "dışarısı" diye algıladığına ilkel anlamda dikkat kesilen ve onun bunun dedikodusunu yapan mental hayvandır ve maalesef beyin işleyiş sistemi gereği de bu olay ne kadar çok tekrarlanırsa, veri tabanı bunu kanıksar ve "alışkanlık" adı altında özellikle beyincik ve limbik sistemdeki nöronlar sürekli bu konuda aktif olarak çalışarak, kişinin kendisi ile değil, başkaları ile ilgilenmesi yönünde açığa çıkar ve bu durumda mental yapı kendi hakikatini yaşamaktan çok uzak, başkalarının hayatının yorumunu yaparak ömrünü tüketir.

Şimdi bütün bu açıklamalar istikametinde konuyu bir de frekansal açıdan izah etmeye çalışalım...

Beyinde tad alma, görme, koklama, renk ayırımı vs. özellikler bir frekans merkezinde toplanır. Bu hormonal yapıların faaliyetinin oluşmasıdır.

Hormonların devreye girişi ile artı ve eksiye dayanan bir çalışma sistemiyle beynin ürettiği, bir nevi backupı, mikrodalga ikizi, holografik dalga olan ruh adlı yapıya kayıt yapılır.

Diğer yandan her beyin kendi frekansına uygun yapılarla sürekli iletişim içindedir.

Bunu enerji alışverişi olarak kabul etmeliyiz.

Dolayısıyla, diyelim ki; bir kimse hakkında, O'nun istemeyeceği şekilde konuşuldu. Olay, dış görünüş itibarı ile bilinen şekilde dedikodudur. Buradaki işlev de, elektromanyetik bedendeki pozitif potansiyelin, başka bir deyişle artıların dedikodusu yapılan kişiye aktarılmasıdır.

Şayet, dedikodusu yapılan kişide bu bahsini ettiğimiz şey yoksa, otomatikman hakkında konuştuğu kişinin eksilerini alır.

"Gıybet eden, pişmanlık içindeyse ne olur?".. Bu sorunun akla gelmesi de muhtemeldir.

Şöyle ki; o kişi artılarını gönderir, buna mani olmak mümkün değildir. Ancak karşı tarafın eksileri devreye girmez, ona ulaşamaz.

Biz içinde bulunduğumuz sistemin nasıl ve ne şekilde çalıştığının farkında değiliz.

Anlatılanlar beyinsel işlevlerdir.

Aslında, bu nokta algılayamadığımız bir şekilde, beyinlerin rezonansa girmesiyle –dedikodu- düşünce boyutunda başlamakta, dilde sona ermektedir.

Temennimiz, sistemin dikkate alınması ve menfi düşüncenin dile ulaşmamasıdır.

Bu Yazı Toplam 3112 Defa Okunmuştur

ETİKETLER : Yazdır

      Yorumlar

    Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
    Henüz bir yorum yapılmamış

     Diğer Yazıları


    • EĞİTİMCİ OLABİLMEK
      14-04-2014 | 12 : 52 18
    • Bediüzzaman Saidi Nursi Hazretleri
      11-11-2011 | 10 : 44 27
    • Mucize
      19-11-2012 | 08 : 51 56
    • Hac Arafattır
      06-11-2011 | 13 : 58 28
    • ÖTENAZİ [FİŞİ ÇEKMEK]
      10-01-2012 | 12 : 59 17
    • Neden düşünemiyoruz?
      27-10-2011 | 10 : 58 19
    • Felsefe ve İnsan
      09-12-2013 | 09 : 26 18
    • DÜŞÜNMEK GÜZELDİR...
      01-12-2011 | 16 : 51 36
    • ZAMANDA 'ZAMANSIZLIĞI' FARK EDEBİLMEK
      21-05-2013 | 08 : 45 20
    • BENMERKEZCİ BİR YAŞAM!
      28-06-2013 | 13 : 43 44
    • ŞİDDET!
      21-10-2013 | 12 : 47 50
    • Ramazan ayında beslenme formülleri
      09-07-2013 | 13 : 14 28
    Tüm Yazıları

     Köşe Yazarlarımız


    • Editör Görseli
      Semih ÇOLAK
      SEÇMEN NE DEDİ?
    • Editör Görseli
      Op. Dr. Erol GÜNEN
      Kemiklerinizi Sessizce Çürüten 6 Alışkanlık
    • Editör Görseli
      Şenol AZMAN
      “Aman doktor, yaman doktor. Derdime bir çare!” – 2-
    • Editör Görseli
      Merve KIRAN
      KİLO KONTROLÜNDE KİLİT NOKTA: ARA ÖĞÜNLER
    • Editör Görseli
      Konuk Yazar
      Temiz enerji ve gelecek mücadelesi
    • Editör Görseli
      Uğuralp CİVELEK
      “Bu bir suç duyurusudur”
    • Editör Görseli
      Özkan Doğan
      YEREL RADYO VE REKLAM
    • Editör Görseli
      doğan yıldıztan
      ÇOK YAŞA SEN YAŞAR!
    • Editör Görseli
      UĞUR DEMİROĞLU
      HALKIN PARTİSİNDE YENİ YÖNETİM BELİRLENDİ…
    • Editör Görseli
      Hasan Vehbi Ersoy
      DEİZM-TEİZM-ATEİZM-PANTEİZM’E BAKIŞ
    • Editör Görseli
      Özge CERRAH
      ÖĞRENECEK ÇOK ŞEY VAR...
    • Editör Görseli
      İsmail DEMİREL
      NASIL FAKİRLEŞTİK?
    • Editör Görseli
      Harun KARA
      ÖĞRETMENİM , HAKKINI NASIL ÖDERİM !
    • Editör Görseli
      Uzman Klinik Psikolog Erkan EZERÇE
      SEVGİ ASLA YETMEZ!
    • Editör Görseli
      Dilek Şen Karakaya
      KAYIP-YAS SÜRECİ
    • Editör Görseli
      Hamdi Güner
      DÜNYASI İÇİN DÜRÜST OLARAK ÇALIŞAN MÜSLÜMAN AHİRETİNİ DE MAMUR EDER
    • Editör Görseli
      Hüseyin Aksakal
      HAVADAN SUDAN…
    • Editör Görseli
      Elif Yapıcı
      ECHO İLE NARCİSSUS’ UN ACI VEREN HİKÂYESİ
    • Editör Görseli
      Durul Mert M.A Ed.
      İNSANLARIN EN BÜYÜK ARZUSU MUTLULUK AMA NASIL MUTLU OLABİLİRİZ?
    • Editör Görseli
      Kudret Yavuz Eren
      Çocuğunuz her şeyi unutuyor mu?

     Çok Okunan Köşe Yazıları


    • BUGÜN
    • BU HAFTA
    • BU AY

    » Henüz BUGÜN Yazı Görünmüyor
    • Editör Görseli
      doğan yıldıztan
      ÇOK YAŞA SEN YAŞAR!
    • Editör Görseli
      doğan yıldıztan
      ÇOK YAŞA SEN YAŞAR!
    Değişim Medya  |  Haber |  Dergi  |  Radyo - 0 372 322 27 30
             

    © degisimmedya.com

     İletişim Bilgileri
     Künye
    İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın
    Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
    •   ASAYİŞ
    •   EĞİTİM
    •   GÜNCEL
    •   KÜLTÜR
    •   KULİS HABER
    •   SİNEMA
    •   TEKNOLOJİ
    •   TÜRKİYE
    •   DÜNYA
    •   FOTO GALERİ
    •   VİDEO GALERİ
    •   YAZARLARIMIZ
    •   GÜNÜN HABERLERİ
    •   Arşiv
    •   Site Ara
    •   Kdz.Ereğli Haberler
    Tel : 0 372 322 27 30

    E-posta: info@degisimmedya.com