
TÜRLÜ...
17 Agustos 2018 08:44:51
Türlü bir nevi patlıcan yemeğidir. Çoğu kişi için çocuklukta annelerin bir miktar dayatması olmasa yemeye başlanmayacak, yaş ilerlediğinde ise vazgeçilmez kabul edilen bir yemektir.
Patlıcan, biber, domates, patates, kimi zaman bamya, soğan, kimi zaman az miktarda sarımsak, çeşitli baharatlar, bir miktar kıyma, biraz salça, tuz yağ filan... Herhalde türlü denilmesinin nedeni içine konulan malzemenin standart olmayışı, ayrıca standardın üstünde zerzevat ve diğer malzemeden içermesi dolayısıyla verilmiş bir isim olsa gerek. Tatlılar aleminde rakibi aşure olsa gerek bu yemeğin.
Bu yüzden birden fazla konusu olan köşe yazıları yazarken, akla hep bu yemek geliyor. Bir yazı yazıyorsunuz, içinde ondan da var, bundan da var.
Bugün de böyle yapalım...
YOLCU İNDİRME BİNDİRME MESELESİ...
Şehirlerarası otobüs firmaları yeni terminale taşındıktan sonra şehir içinde yolcu indirmeyi bıraktı. Bu durum tepkilere yol açtı. Ne mutlu ki belediye başkanımız bir açıklamayla şehir içinde üç noktada yolcu indirme bindirme yapılabileceği müjdesi verdi de meselede bir miktar yol alındı.
Süreç böyle ama kafadaki sorular ittirip bilinç yüzeyine çıkmaya çalışıyor. Yahu önceki terminal varken şehir içinde yolcu indirmenin mahzuru yoktu da yeni terminale taşınınca mı mahzur ortaya çıktı? Hadi mahzur vardı diyelim, ne oldu da otobüsçülerle bir haritanın çevresinde yapılan toplantıda bu mahzurlar ortadan kalktı?
Hem niye bu iş çözülebiliyordu da aylardır vatandaşa köpük kusturuldu? Bugün çözülebilen bir sorunun geçtiğimiz altı ayda çözülmemiş olmasının sebebi hikmeti ne ola?
Diyelim şehiriçi taşımacılık yapanlar şikayetçi, yeni durumda bu şikayetler ortadan kalktı mı? Hem niye üç nokta... Beş olmuyor muydu? Şehiriçine yolcu indirmenin bir yolu yok muydu? Bu sadece yerel seçim öncesinde belediyenin gaz alma çabası mı?
DOLDUR BOŞALT...
Dolar yedi lirayı gördü, sonra frene bastı, ardından geri vitese geçti. Milli paramızın değer kaybına üzüldük, değer kazanmasına sevindik.
Fakat bu süreçte gelen zamlar yüzünden vatandaşın sırtı duvara dayandı. Şimdi dolar arttı diye yükselen fiyatların gerilemeye başlamasını beklersek saflık etmiş olur muyuz? Hani önceki zamlarda 'Satılan malveya zamgeri alınmaz" mantığıyla yeni duruma intibak etmemiz istenmişti ya! Yine öyle mi olacak dersiniz?
Bu arada benzinin mazotun fiyatı inanılmaz arttı. Aslında benzine gelen zamların ÖTV'den düşüleceği açıklanmıştı ama nedense seçimden sonra iş tavsadı galiba. Yoksa beş lira olan benzin nasıl oldu da altı lira yetmiş kuruşa yükseldi. Şimdi son zamlarla vergi kayıplarının birazı geri alınıyormuş. Eşel mobil sistemi devam edecekmiş!
Gördüğümüze mi inansak, söylenenlere mi?
Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana, bilmem söylesem mi, söylemesem mi?
LİSE TERCİHLERİ
Aslında tercihlerin imam hatipler ve meslek liselerinin aleyhine olacağını biliyorduk ama bu kadarını doğrusu biz de tahmin etmiyorduk.
Anadolu Liseleri ve Çok Programlı Anadolu Liselerinde kontenjan açıkları yok denecek kadar azken, Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri ve İmam Hatip Anadolu Liselerinde kontenjanları doldurmaya çok var. Meslek lisesi memleket meselesi diyerek ortaöğretimde mesleki eğitime yönlendirilmeye çalışılıyor gençler. İktidarın dini konulara yatkınlığı nedeniyle imam hatiplerin sayısı hızla artıyor.
İşin doğrusu, üniversite öğretiminin kalitesini yükseltmenin yolu da ortaöğretim seviyesindekafa karışmasın lise seviyesi diyelimmeslek edindirmeyi sağlayan kaliteli bir eğitimden geçiyor. Bu sağlanamadığı sürece ailelerin kararı değişecek gibi görünmüyor.
Lise seviyesinde meslek edindirip istihdam sağlama umudunun olmadığı yerde netice bizimkinden farklı olmaz. Aileler çocuklarını hayata hazırlamanın tek yolu olarak üniversite tahsilini görmeye başlar.
HEP TİCARET YAPALIM...
Ticari mallar bir üretim çabasının sonucunda üretilir. Tüccar bir malı satabilmek için onu üreten birinden almak zorundadır. Aynı zamanda aldığı malı tüketen birini de bulmakla mükelleftir tüccar.
Ticaret hayatının, ekonominin, vergi sisteminin, kamu kaynaklarının sağlıklı bir temele oturması için üreticisatıcıalıcı arasındaki dengenin sağlıklı olması şarttır.
Kimse kusura bakmasın ama yarım asırlık bir ömrün ardından üretici ve tüketicinin üvey evlat muamelesi gördüğünden başka bir sonuç çıkarmak mümkün olamadı.
Mesela fındık üreticisi istediği fiyattan fındık satamamaktan şikayetçi, yurttaşlar kuruyemişçiden fındık alıp yiyememekten şikayetçi. Bakıyorsun, sekiz liraya fındık satıyor üretici. Yarısı randıman kaybı olsa on altı liralık kilo maliyeti, nakliye filan yirmi lira olsun. Tüketici bu ürünü kırk-elli liraya yiyebiliyor. Yirmi liralık maliyetin tüketiciye kırk-elli liraya çıkması reva mıdır? Üretici ve tüketici kaybetsin, arada tüccar yesin.
Buralarda fındık üzerinden hesap daha kolay. Geçenlerde soğanda öyle bir şey yaşandı ki... Üretici depolarındaki soğanı bedavadan az pahalıya satmak istiyor, alıcı yok. Fakat pazardan soğan alan dirhemle alacak noktaya getirilmiş. O denli pahalı yani.. Üreten para kazanmıyor, tüketen para yetiştiremiyor. Düzenleme görevini üstlenmesi gereken kamu işini iyi yapmıyor demek ki...
Bu düzen böyle gelmiş, böyle gider mi?
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© degisimmedya.com
İletişim Bilgileri Künye İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz. Tel : 0 372 322 27 30
E-posta: info@degisimmedya.com


















