
ŞİDDETİN ANATOMİSİ...
15 Mart 2016 08:45:08
Bir kişinin nasıl biri olduğu, baskı altındayken nasıl davrandığıyla ölçülür.
Bu önermeyi doğru kabul ederseniz, baskı veya başka bir kişisel mesele nedeniyle üçüncü şahıslara şiddet uygulamaya kalkan biri, aynı zamanda eziğin önde gidenidir.
Eğer birisine şiddet uygulamayı kendine hak gören kişi, bileği kendisinden daha güçlü olan birinin kendisineveya yakınlarına şiddet uygulamasını en baştan meşru kabul ediyor demektir.
Bu kişiler aynı zamanda karakter gelişimlerini de tamamlayamamış olmaları bakımından da "Zayıf" kategorisine girerler. Zira konuşularak çözülebilecek sorunların üstüne şiddetle giderek bu meseleleri daha içinden çıkılmaz hale getirirler.
Bu kişilerin uyguladığı şiddet, adli bir vakaya dönüştüğünde, en baştaki "Delikanlı" pozlarını hiç utanmadan bir kenara atıp, "Pişmanım" diye ağlamaklı pozlara girmeleri de başka bir meseledir...
Başkasına uygulandığında "Şiddet Mağdurunun yanında" olabilecek insanların, kendileri baskı altındayken, "Şiddet Mağduru" yaratmak konusundaki sağduyu zafiyeti, bir karakter problemi dışında nasıl değerlendirilebilir?
Bu sayılanlardan hiç biri, bireysel olgunluk standartlarına ulaşmış, normal bir insanın kendisine yakıştıracağı şeyler değildir.
***
14 Mart tarihi, ülkemizdesadece bizim ülkemizdetıp bayramı olarak kutlanır.
1827'de Hekimbaşı Mustafa Behçet'in İstanbul Şehzadebaşı'nda Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adında ilk cerrahhanenin kuruluşunun yıldönümüdür bu.
Ama herkes bilir ki, bir şeyin kurulması, ertesi yıl kutlamalara başlanacağı anlamına gelmez. Bu özel günün Tıp Bayramı olarak kutlanması Milli Mücadele yıllarına denk gelir.
1919 yılında, daha dört yıl önce Çanakkale'de dökülen yüzbinlerce şehidin kanıyla korunan İstanbul, İtilaf Devletleri'nin donanmasınca işgal edilir. İşgalle birlikte bir yandan tepkiler başlar, bir yandan da direniş hareketi.
14 Mart 1919'da Tıbbiyelilerden bir grup, 3. Sınıf öğrencisi Hikmet Boran'ın önderliğinde İstanbul'un işgalini protesto etmek için toplanır. Eylem sağlık çalışanları ve hekimler arasında büyük destek görür. İşte bu tarihten sonra bu tarih tıp bayramı olarak kutlanır.
Yani 14 Mart aynı zamanda Türk Kurtuluş Savaşı'nda hekim ve sağlık çalışanlarının, düşmana karşı bayrak açtığı günün yıldönümüdür.
Türk hekiminin gurur günü...
***
Bugün Büyük Önder Atatürk'ün "Beni Türk hekimlerine emanet ediniz" dediği hekimler, dünya çapında büyük başarılara, önemli ameliyatlara, uluslararası bildirilere imza atıyorlar.
Atatürk'ün sağlığını emanet ettiği Türk hekimleri, hemşireler, sağlık çalışanları maalesef gün geçtikçe artan şiddet olaylarının kurbanı oluyorlar.
14 Mart Tıp Bayramı'nda radyo programında sohbet ettiğimiz Akçakoca Devlet Hastanesi Başhekimi Muhammetraşit Aydın, bu durumun hastanın tehşis ve tedavi sürecini aksattığı gibi, başka hastaların da tedavi haklarının gasp edilmesi anlamına geldiğini söylüyor.
"Kalp masajı yapıyorum, zamanla yarışıyoruz, ambulansın kapısında bir hasta yakını bize sinkaflı küfürler ediyor" diye anlatıyor yaşadığı bir olayı. Neden ambulansın gecikmesiymiş ki bunun hastanede müdahalede bulunan doktorla pek alakası olmaz.
Doktor elinden geleni yapmak zorundadır. En ufak bir hatada sorumluluktan kaçması hiç de kolay bir iş değildir. Hasta yakınının baskısını mazeret olarak göstermesi söz konusu bile olamaz.
Fakat böyle bir vakada olumsuz bir sonuç meydana geldiğinde küfürbaz hasta yakınının üstüne en ufak bir sorumluluk alacağına kim inanır?
Sorumsuzluk bir karakter zafiyetidir. Yine de karakter zafiyeti yaşayanlar bu yüzlerine ifade edildiğinde fena halde kızarlar. Şiddetin anlatıldığı birinci bölümde , şiddet ve kabadayılığın da karakter zafiyeti olduğu anlatılmıştı ya...
Bilmem anlaşılmış mıdır?
Tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutluyor, şiddetsiz bir çalışma yaşamı diliyorum.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© degisimmedya.com
İletişim Bilgileri Künye İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz. Tel : 0 372 322 27 30
E-posta: info@degisimmedya.com


















