
SEÇMEK-SEÇİLMEK-SEÇTİRMEK
07 Aralik 2016 08:51:12
Doğada insan türünün kadını ve erkeği aşağı yukarı eşit sayıda bulunur. Türün devamlılığı açısından bu iki cinsiyetin birbirine üstünlüğü olduğu söylenemez. Bu iki tür arasında eşitsizliği yaratan doğal koşullar değil, toplumsal yaşam kaynaklı sorunlardır.
Bu sorunların sonuçları da yine toplumsal yaşamda yeni sorunlar doğurmak üzere kendilerini gösterirler. Eğer kadınların yönetime yeterince katılmasını sağlayamazsanız, onların yetiştirdiği kız evlatlarının toplumsal hayattaki yerini garanti altına alamazsınız.
5 Aralık 1934'te ne olduğunu büyük çoğunluk biliyordur. Dönemin meclisi Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını veren yasayı kabul etti. Her sene bu olayı kutlar dururuz.
2016 eksi 1934 eşittir 82 eder. Olağan "İlerleme" konseptinde düşünürseniz, o gün Türk kadınının çağ atladığını düşünebilirsiniz. Bu seksen iki yıllık zaman diliminde ise insan türünün iki yarısı arasındaki sorunlar büyük oranda çözülmüş olabilirdi. Olmadı.
Çünkü maalesef bizde işler bu şekilde yürümüyor olmalı ki kadının erkek egemen bir toplumdaki yeri konusunda bu sürede alınması gereken mesafe alınamadı.
Öncelikle bugün hala TBMM'de kadın temsili açısından istenen seviyeye gelemedik. İdeal oran, aynı türün iki yarısı olduklarına göre, üç aşağı beş yukarı yarı yarıya olsa gerek. Fakat halen görev yapan 26. Dönem TBMM'de 550 milletvekilinden sadece 79'u kadın.
***
Kadınların Türkiye'de gerçekten çalışma hayatına katılabildiği, bu alanda seksen iki yıllık dönemde mesafe alabildiği iki alan eğitim ve sağlık alanıdır. En fazla geride kaldığı alanların başında ise hiç şüphesiz siyaset gelir. Kadın öğretmen, kadın doktor, hemşire, hastabakıcı yetişiyor da siyasetçi yetişmiyorsa, erkek egemen denilen toplum yapısından kaynaklanan sorunların önüne geçilmesi mümkün değildir.
Eğer öyle değilse çözüm için yola çıkılması gereken nokta burasıdır. Pekala biliniyor ki, Türk toplumu siyasal tercihlerini cinsiyete dayalı olarak yapmaz. Eğer fırsat eşitliği sağlanır da uygun donanıma ulaşan kadın adayların şansı erkeklerle eşittir. Çünkü bu memlekette kimse cinsiyeti kendisiyle aynı değil diye oyunu kadın adayın bulunduğu partiye kullanmaktan vaz geçmeyi aklına bile getirmez.
Demek ki, bu alanda yaşanan sıkıntılar siyasi partiler yasası ve siyaset alanına hakim olan genel anlayıştan kaynaklanıyor. Bunu değiştirmek ise zor değil. Bir kere bu değişirse, kadının sosyal hayata erkekle eşit koşullarla katılmasının yolu aralanabilir. Böyle olunca ne mi olur? Bugün tıpkı mecliste olduğu gibi erkek egemen kulüplere dönüşen ticaret ve sanayi odalarının, oda ve borsaların, baroların yönetimlerinde, kısaca kadının dışlandığı her yerde anlayış kökünden değişir.
Toplumdaki cinsiyete dayalı suçların büyük bölümü kendiliğinden çözülür böylece...
***
Olur mu? Olabilir...
Neden olmuyor? Çünkü ne kadar seksen iki yıl önce seçme ve seçilme hakkını kazanmış olsa da, Türk kadını seçme ve seçilme hakkına gerçek anlamda sahip değil. Adeta tavuk-yumurta paradoksu gibi. Problem problemi doğuruyor, böyle geliyor, böyle gidiyor. Toplumun büyük çoğunluğu süreci sorgulamıyor bile.
Kadın seçim sandığına giderken, toplumun büyük bölümünde nereye oy kullanacağına evin geleneksel, pederşahi yöneticisi olan erkek karar veriyor. Bir yere aday olacağında, evindeki cinsiyete dayalı işbölümü erkeği hiç bağlamadığı halde, kadın için binbir türlü engel ortaya çıkıyor. Eşi, kayınpederi, erkek kardeşi, babası kadın adayı desteklemek şöyle dursun, bir temyiz makamı olarak görev yapıyor adeta. Kadın seçmiyor, seçimi kabulleniyor. Seçilmiyor, seçilmesi engelleniyor. Hem de en sevdikleri tarafından.
Hepimiz herkesin kabul ettiği bir yanlışla mücadele etmenin neredeyse imkansız olduğunu biliriz. Kadınlar bu öğrenilmiş çaresizlik kapanıyla mücadele etmektense çoğu kez onunla uyum içinde yaşamaya dayanan konformist bir tarzı tercih eder, aynı eylemsiz tevekkülü kız çocuklarına da aktarırlar.
Bu seksen iki yıl önce de böyleydi, bugün de böyle. Öncekiler, bugün bu alanda mesafe alınamamasının sorumluluğunu taşıyor. Seksen iki yıl sonra durum yine aynı olursa, bu sorumluluk büyük oranda bugün eylemsiz kalmak suretiyle düzeni onaylayan zamane insanlarının olacak.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© degisimmedya.com
İletişim Bilgileri Künye İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz. Tel : 0 372 322 27 30
E-posta: info@degisimmedya.com


















