
ROL MODELİ
28 Aralik 2016 09:27:18
Bazı insanlar vardır ki, parayla pulla, iktidarla, şanla şöhretle işleri olmaz. Yine de iktidar da, karşıtları da önlerinde eğilir, şan şöhret, itibar istenmeyen bir misafir gibi kapısına gelir dayanır.
Para pul işleri ayartıcıdır. En beklenmedik bir anda aydınlık bir ruh dünyası ile ışıltılı bir maddesel yaşam arasında en bilgeleri bile tereddüde düşürür. Fakat bir tür insan vardır ki, ceza korkusu veya ödül beklentisi ile yola gelmez, kırk haramilerin sahipsiz hazinesine giden yol ayrımından öylece geçerler.
Böylesi bir ruh olgunluğuna erişen kişiler, günü geldiğinde nice muktedirin erişemediği bir makama erişir, içinde yaşadıkları toplumun rol modelleri, kutup yıldızları olurlar.
***
Batı toplumlarında rol modelleri önceden ruhban, aristokrat sınıflarından çıktı, sonra da eli kalem tutan burjuva sınıfından. Neredeyse tamamının babası, atası da kalburüstü tiplerdir bunlar. Çünkü Batı toplumlarında hayatta var olma kriterleri, başarı-kar diyalektiğince belirlenir. Hepsi temel bir hedefin yanında itibar sahibi olmayı da amaçlar.
Doğu toplumlarıözelde de İslam toplumlarında rol modelleri sultanlar, padişahlar değildir. Devletle mümkün olan en alt seviyede ilişki kuran bilgelerdir. Yunus Emre'dir. Mevlana'dır. Bedreddin'dir. Hacı Bektaş'ı Veli'dir. Dahası devleti temsil eden Bolu Beyi'ne karşı Köroğlu'nu tutarız. Dadaloğlu'nun, Pir Sultan Abdal'ın devletle başı hoş değildir.
Böyledir doğunun rol modelleri. Hiç birinin parayla başı hoş değildir. İtibar peşinde koşmazlar ama peşinden koştukları bilgeliği bulduklarında, sultanların, halifelerin erişemediği bir saygınlığa da ererler.
***
Cumhuriyet döneminde en önemli rol modeli İstiklal Marşı'nın, Çanakkale Şehitlerine'nin, Safahat'ın şairi Mehmet Akif Ersoy'dur.
Ersoy, öyle bir karakterdir ki, doksan üç yılı kasıp kavuran politik fırtınalar arasında, en radikal, en aykırı görüşlere sahip kişiler bile üstüne toz kondurmamıştır. Bu durum öncelikle üstüne konduracak toz olmayışından kaynaklanıyordur muhakkak. Fakat kimsenin üstüne kondurmak istemediği gerçeği de Akif'in aynı zamanda yukarıda sayılan bilgeler arasında seçkin bir yere ulaşmayı başardığı anlamına da geliyor.
En büyük şairler, tarik-i dünya etmiş din adamları, bilge alimler, hatta Cumhuriyetin kurucuları bile kimi kesimler tarafından yerli yersiz eleştirilirken, Akif'in eleştiri veya kınamadan azade kılınması, onun bu toplumun bilgeleri arasında müstesna bir yer bulduğunun, milletinin gönlünde tartışılmaz bir yer edindiğinin göstergesidir.
***
Akif, bundan tam seksen yıl önce, aylarca mücadele ettiği siroz hastalığına derman aramak için uzun süre yaşadığı Mısır'dan İstanbul'a döndü ve 27 Aralık 1936'da Beyoğlu'ndaki Mısır Apartmanı'nda hayata veda etti. Edirnekapı mezarlığına defnedildi.
Geriye sekiz kitaplık Safahat'ı, aralarında Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini kuran cephe ruhunu bulduğu Çanakkale Şehitlerine'yi, her Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşının dünyanın her yerinde gururla söylediği İstiklal Marşı'nı bıraktı.
Fakat Akif'in en büyük mirası, ne olursa olsun doğru bildiğini söylemesini, nereden gelirse gelsin zulme karşı tavır almasını, uygun olduğuna değil, doğru olduğuna inandığını yapmasını sağlayan, herhangi bir tazyik ile değişmeyen duruşudur. Onu doksan üç yıllık Cumhuriyetin değişmez rol modeli yapan da kendisinin de anlattığı bu ruhtur:
"Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
...
Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım.
..."
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© degisimmedya.com
İletişim Bilgileri Künye İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz. Tel : 0 372 322 27 30
E-posta: info@degisimmedya.com


















