
OHAL HATALARI...
04 Agustos 2016 08:41:43
Türk Demokrasi tarihine altın/kara harflerle yazılacak olaylardan söz edilir. Genelde bunun bir şablon olduğunu gözlemleyebilirsiniz. Demokrasi tarihi konusunda daha az şey bilenlerin daha fazla kullandığı bir deyime dönüşmüştür bu ifadeler.
Mesela padişah yetkilerinin ilk kez kısıtlandığı Senedi ittifak konusu pek az bilinir. Yargılama yapılmadan ayanların görevden alınıp infaz edilemeyeceğine ilişkin hükümler vardır bu belgede. Müslim-gayrimüslimlerin haklarının güvence altına alındığı Tanzimat fermanını bir kez açıp okumamışlardır. Birinci ve ikinci meşrutiyeti, cumhuriyetin kuruluş yıllarında Serbest Cumhuriyet Fırkası ve Terakkiperver Cumhuriyet fırkası tecrübeleri atlanır da, 1946'da çok partili rejime geçilmesinden sonra başlatırlar Türk demokrasisini.
Demokrat olmanın kendi fikirlerin için mücadele etmek kadar, katılmadığın fikirlerin ifade edilmesine engel konulmasına karşı çıkmak olduğunu bilmediklerinden de, güneş gökte yol alırken ona bakarak yüz çeviren ayçiçekleri gibi gayrı iradi konum değiştirir bu kişiler.
Bugünlerde dikkatler sırasıyla açığa almalar, gözaltılar, tutuklamalar şeklinde giden bir asayiş sürecine çevrildi. Elbette ak koyun kara koyun birbirinden ayrılacaktır. Toplumun meclise, halka ateş açanlara yönelik infialinde anlaşılmaz bir şey yok. İçinde bulunulan olağanüstü ortamda bazılarının darbenin muhatapları olan hükümet üyelerini bile aşacak şekilde sağa sola galiz ifadelerle saldırması da beklenen şeydi.
Yine de hazır OHAL devam ederken söylenmesi gereken şeyler var.
***
Mesela;
Bir yorumcu grubu var. Açığa almalarda, gözaltılarda, tutuklamalarda açık isimlerin yazılmasını talep ediyor, bunların yazılmayışı büyük bir gazetecilik kusuruymuş gibi basın kuruluşlarını ağır ifadelerle eleştiriyor.
Bir kişi, yetkili mahkeme tarafından suçlu ilan edilene dek masumdur. Açığa alındı diye kimseye Pazar yerinde bir darağacında sallandırılacak veya şehir meydanında yakılacak cadı muamelesi yapmaya gerek yok. Hainler Mezarlığı uygulaması kadar yanlış, olağanüstü hal uygulaması sona erdiğinde kaynaklarının yüzünü kızartacak bir yaklaşım bu.
Mesela;
Hükümete yönelik eleştirilerini darbe sonrası da devam ettirenler, sosyal medya üzerinden darbeci olarak ilan ediliyor. Bir yerde toplumsal ortamda tek düşüncenin hakim olmasından duyulan rahatsızlığı ifade eden bir sosyal medya kullanıcısına öyle yorumlar yazılmış ki, burada tekrarlamanın imkanı yok.
Küfür etmek başlı başına kötüdür, toplumsal yaşamda mücadele edilmesi gereken bir hastalıktır. Buna bir de kendisi gibi düşünmeyenleri sindirmeye yönelik olarak kullanıldığını görmek çok kaygı verici.
Mesela;
Darbe girişiminin ardından, daha önce husumet içinde bulunduğu kamu görevlilerini hedef gösteren bir grup var. Onu niye almamışlar, şunu niye görmemişler falan diye her yere yazan tipler bunlar. Kamu güçleri ne yapacağını bilmiyor mu da türedi sosyal medya jurnalcileri bu işleri üstleniyor?
Bu bölümün kıssası, böğürüyorsunuz, sövüyorsunuz , kimse de size bir şey demiyor diye haklı ve meşru olduğunuzu zannetmek yanlıştır.
***
Bir de madalyonun öbür tarafı var.
Mesela;
Çöp kutularına, yol kenarlarına atılan kitaplardan anlaşılıyor ki Cemaat mensubu veya sempatizanı olan kişiler büyük korku yaşıyor. Eğer cemaat işleri gerçekten inanç nedeniyle yapılıyor idiyse, neden evinde, işyerinde arama yapılacak diye kitaplarını cami avlusuna bırakılan bebeler gibi bıraktılar?
Bu kişiler büyük ihtimalle kitaplarını attıktan sonra bir demokrasi nöbetinde vaftiz edilme peşine düşmüş olmalı. Okuduğu kitaplardan müteşekkil bir kütüphanesi olan herkesin bilebileceği gibi, kitaplardan öyle kolay vazgeçilmez. Bu kişiler, bu ilkesizlikle daha sonraki dönemlerde , tankların önüne yatmış, kurşunlara bedenlerini siper etmiş gibi iktidar partisi içinde yer kapmaya çalışırlarsa şaşmamak gerek.
Yine de bu konuda sitem ederken, insanların yanlıştan dönme haklarını ellerinden almamak, hataları zincirli bir değirmen taşı gibi insanların boynuna asmamak da gerek değil mi?
Kıssadan hisse şu:
Birlik beraberlik içinde olmak gereken şu ortamda, insanları zan altında bırakmak, itham etmek suretiyle toplumu ayrıştırmak yanlıştır.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© degisimmedya.com
İletişim Bilgileri Künye İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz. Tel : 0 372 322 27 30
E-posta: info@degisimmedya.com


















