Son Dakika |  Büyük kavga… Çok sayıda ekip sevk edildi…
  Son Dakika |  Ağaçtan düştü…
  Son Dakika |  Feci kazada 2 kişi öldü!
  Son Dakika |  Başkan Ünlüer ve Yönetimi de katıldı
  Son Dakika |  İşçi servisine çarptı!
  Son Dakika |  Kontrolden çıkınca!.....
  Son Dakika |  FRENİ PATLAYINCA!.......
  Son Dakika |  Feci kaza…
  Son Dakika |  Refüje çıktı!....
  Son Dakika |  Talihsiz genç ölü bulundu
28 Nisan 2026 Salı
Değişim Medya  |  Haber |  Dergi  |  Radyo - 0 372 322 27 30
logo
  •  
    •  » GÜNCEL
    •  » KÜLTÜR
    •  » SİVİL TOPLUM
    •  » KULİS HABER
    •  » YEMEK
    •  » DİN VE MEZHEPLER
    •  » EREĞLİ TARİHİ
    •  » FOTO GALERİ
    •  » VİDEO GALERİ
    •  » YAZARLARIMIZ
    •  » RÖPORTAJ
    •  » SİNEMA
    •  » TEKNOLOJİ
    •  » DİYALOG
  • SİYASET
  • AKÇAKOCA
  • EKONOMİ
  • GÜNDEM
  • ASAYİŞ
  • YAŞAM
  • SAĞLIK
  • MEDYA
  • SPOR
  • EĞİTİM
O SANDIĞA GİDİLECEK

O SANDIĞA GİDİLECEK
13 Nisan 2017 08:33:36

Yazar : Hüseyin Aksakal

        

Sandık vatandaşın her önüne konulduğunda, bir grup insan çıkar, "benim oyumla ne olur, sonuç değişmez" der. Diğer bir grup da, "Al birini vur ötekine" diye konuşur.

Bu insanların kararsız olduğu kabul edilir. Fakat tam olarak doğru değildir bu. Zira birinci gruptakiler sandığa gitseler, nereye oy vereceklerini çok iyi bilirler. İkinci gruptakiler ise kendilerince tercih edebilecekleri bir yer olmadığını söylemek isterler ama sandığa gittiklerinde onlar da birinci tercihleri yoksa da ikinci tercihlerine—ya da en sevmediklerinin rakibine—oy kullanırlar. Neticede, tembellik ve teslimiyeti meşru kılma yolunu seçenlerdir bu gruplarda yer alanlar.

Önümüzdeki Pazar günü oy kullanılacak şey bir genel seçim, yerel seçim filan olmadığından, "Al birini vur ötekine" grubu muhtemelen olmayacaktır. Zira referandumda "Evet" demekle, "Hayır" demenin aynı şey olduğunu öne sürmenin sağlıklı bir gerekçesini inşa etmek mümkün değil.

Diyelim ki, böyle bir referandumun gereksizliğini savunacaksınız. O durumda "Hepsi bir" deyip oy kullanmaktan kaçınmaktansa, "Hayır" demek daha gerçekçi bir tercih olacaktır. Eğer bu paketin daha iyi bir ülke geleceği için elzem olduğunu düşünüyorsanız, "Evet" oyunu kullanmamak suretiyle o tercihin hayata geçmesine engel olmaktan veya "Hayır" demekten başka anlam taşımaz.

Kısaca o sandığa gidilecek...

***

Modernizm, toplum içinde yaşayan bireylere, normal koşullar altında almayacakları sorumlulukları yükleyen bir ideolojidir. "Devlet ve topluma karşı ödevler" denilen şeylerin kökünde son üç yüz yıllık sosyolojik gereksinimler vardır.

Fakat doğrudan demokrasinin en temel enstrümanı olan referandumlarda oy kullanmak, bu eleştirel bakış açısının bir miktar dışına çıkar. Zira neticenin ne olacağıyla hiç ilgilenmiyor bile olsanız, o netice er ya da geç gelip, bir şekilde yakanıza yapışır. Yani bu sorumluluğu devlete veya topluma karşı bir ödev şeklinde değil, birey olarak dünya ve evren karşısındaki tutumunuzun, bu tutumun çocuklarınız üzerinde yaratacağı etkiyi belirlemenin gereği olarak, aileye, komşulara ve geleceğe karşı bireysel bir ödev olarak kabul etmekte yarar var.

Eğer bu geleceği belirleme sorumluluğundan kaçarsanız, başka birilerinin sizin geleceğinizi belirlemesi kaçınılmaz. Bu yüzden armudun sapı, üzümün çöpü, ne şiş yansın ne kebap diyerek, ne İsa'ya, ne Musa'ya yaranamayan pasif bir pozisyonu kabullenmek yerine yapılması gerekeni yapmak gerek.

O da Pazar günü oyunuzu kullanmak.

***

Buraya bir parantez girmekte yarar var. Sorumluluk dediğimiz şeyin temeli Pazar günü sandığa gidip oy kullanmak ama daha fazlasını da yapmak gerek.

Kimi zaman, uygun olanın yerine, doğru olanı yapmanız gerekir. Toplumun geneli bir korku, kaygı halinde yaşarken, o kaygı halini dağıtmanın yolu korkulara direnmekten geçer. Korkunun öznesiyle muhatap olmamak için pasif-konformist bir tutum içine girmek, korkuyu yaratan olguları meşrulaştırmaktan başka bir şeye yaramaz.

Ortama bakıyorsunuz... Hayli geniş bir kesim, kararlarını açıklamaktan, düşüncelerini, inanışlarını, görüşlerini savunmaktan aciz durumda. Aman başıma bir iş gelir, aman şu işim bozulmasın diyerek, tercihlerini gizliyor, savundukları değerler mevzi kaybederken ya da yerle bir edilirken susmaktan başka bir şey yapmıyorlar.

Eğer insanlar görüşlerini adam gibi savunamayacaksa, her şeyin yolunda olduğu dönemlerde demokratlık taslamanın bir manası var mı? Eşkıya dünyaya hükümdar olmuyorsa, doğruyu, doğru bildiğini savunanlar sayesinde olamıyor. Suskunluğu tarz sayanların, bir yangının karşısında elinde bir kova suyla itfaiyenin gelişini bekleyenlerden ne farkı var?

Öyle orta sahada top çevirerek, tavşana kaç tazıya tut durumunda kalanların 16 Nisan'ın ardından çıkan sonuca göre kendilerini kazanana yamamaya çalışacağını göreceksiniz mutlaka. Belki bu kişilerin ipliğini pazara çıkarmak da kısmet olur o günler geldiğinde...

Bu parantezi burada kapatalım.

***

Evet de diyebilirsiniz, hayır da... Sizin geleceğinizi başkasının belirlemesindense, kendi geleceğiniz için verebileceğiniz bir karar kırıntınız olması yeğdir.

O yüzden Pazar günü bir saatliğine bir program yapmayın, programınızı o saate göre uyarlayın ve sandığa gidin. Paşa gönlünüz hangi tercihte bulunursa bulunsun fark etmez. Önemli olan sizin kararınızın da toplumun tümünün kararına katkı sağlaması...

Yani o sandığa gidilecek...

Bu Yazı Toplam 1049 Defa Okunmuştur

ETİKETLER : Yazdır

      Yorumlar

    Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
    Henüz bir yorum yapılmamış

     Diğer Yazıları


    • HAVADAN SUDAN…
      30-09-2019 | 07 : 59 53
    • KAMPÜS SORULARI
      30-03-2018 | 08 : 44 13
    • DÖNER ÜSTÜ HABER...
      19-07-2017 | 09 : 50 49
    • ZAM DİYE BİR ŞEY …
      07-09-2019 | 08 : 17 26
    • UNUTMADIK DİYORUZ AMA…
      17-08-2019 | 08 : 32 06
    • "TAŞ İŞTE..."
      22-12-2016 | 09 : 23 15
    • GUGUK KUŞU YUMURTASI...
      10-08-2016 | 08 : 43 05
    • İYİ PARTİ...
      01-11-2017 | 08 : 44 25
    • EKSİK OLMASINLAR...
      08-03-2018 | 08 : 05 49
    • CHP... CHP... CHP...
      10-09-2018 | 10 : 05 30
    • ALAPLI’DA ALTIN ARAMAK…
      04-09-2019 | 10 : 22 27
    • YİNE CHP...
      16-11-2018 | 10 : 53 45
    Tüm Yazıları

     Köşe Yazarlarımız


    • Semih ÇOLAK
      Semih ÇOLAK
      SEÇMEN NE DEDİ?
    • Op. Dr. Erol GÜNEN
      Op. Dr. Erol GÜNEN
      Kemiklerinizi Sessizce Çürüten 6 Alışkanlık
    • Şenol AZMAN
      Şenol AZMAN
      “Aman doktor, yaman doktor. Derdime bir çare!” – 2-
    • Merve KIRAN
      Merve KIRAN
      KİLO KONTROLÜNDE KİLİT NOKTA: ARA ÖĞÜNLER
    • Konuk Yazar
      Konuk Yazar
      Temiz enerji ve gelecek mücadelesi
    • Uğuralp CİVELEK
      Uğuralp CİVELEK
      “Bu bir suç duyurusudur”
    • Özkan Doğan
      Özkan Doğan
      YEREL RADYO VE REKLAM
    • doğan  yıldıztan
      doğan yıldıztan
      Bir Başka Avrupa!
    • UĞUR DEMİROĞLU
      UĞUR DEMİROĞLU
      HALKIN PARTİSİNDE YENİ YÖNETİM BELİRLENDİ…
    • Hasan Vehbi Ersoy
      Hasan Vehbi Ersoy
      DEİZM-TEİZM-ATEİZM-PANTEİZM’E BAKIŞ
    • Özge CERRAH
      Özge CERRAH
      ÖĞRENECEK ÇOK ŞEY VAR...
    • İsmail DEMİREL
      İsmail DEMİREL
      SAĞLIKTA OLUMSUZ İŞLER
    • Harun KARA
      Harun KARA
      ÖĞRETMENİM , HAKKINI NASIL ÖDERİM !
    • Uzman Klinik Psikolog Erkan EZERÇE
      Uzman Klinik Psikolog Erkan EZERÇE
      SEVGİ ASLA YETMEZ!
    • Dilek Şen Karakaya
      Dilek Şen Karakaya
      KAYIP-YAS SÜRECİ
    • Hamdi Güner
      Hamdi Güner
      DÜNYASI İÇİN DÜRÜST OLARAK ÇALIŞAN MÜSLÜMAN AHİRETİNİ DE MAMUR EDER
    • Hüseyin Aksakal
      Hüseyin Aksakal
      HAVADAN SUDAN…
    • Elif Yapıcı
      Elif Yapıcı
      ECHO İLE NARCİSSUS’ UN ACI VEREN HİKÂYESİ
    • Durul Mert M.A Ed.
      Durul Mert M.A Ed.
      İNSANLARIN EN BÜYÜK ARZUSU MUTLULUK AMA NASIL MUTLU OLABİLİRİZ?
    • Kudret Yavuz Eren
      Kudret Yavuz Eren
      Çocuğunuz her şeyi unutuyor mu?

     Çok Okunan Köşe Yazıları


    • BUGÜN
    • BU HAFTA
    • BU AY

    » Henüz BUGÜN Yazı Görünmüyor
    • Editör Görseli
      Op. Dr. Erol GÜNEN
      Kemiklerinizi Sessizce Çürüten 6 Alışkanlık
    • Editör Görseli
      Op. Dr. Erol GÜNEN
      Kemiklerinizi Sessizce Çürüten 6 Alışkanlık
    • Editör Görseli
      Op. Dr. Erol GÜNEN
      5 Dakikada Muayene Mümkün mü? Sağlıkta Hız mı, Doğruluk mu?
    Değişim Medya  |  Haber |  Dergi  |  Radyo - 0 372 322 27 30
             

    © degisimmedya.com

     İletişim Bilgileri
     Künye
    İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın
    Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
    •   ASAYİŞ
    •   EĞİTİM
    •   GÜNCEL
    •   KÜLTÜR
    •   KULİS HABER
    •   SİNEMA
    •   TEKNOLOJİ
    •   TÜRKİYE
    •   DÜNYA
    •   FOTO GALERİ
    •   VİDEO GALERİ
    •   YAZARLARIMIZ
    •   GÜNÜN HABERLERİ
    •   Arşiv
    Tel : 0 372 322 27 30

    E-posta: info@degisimmedya.com