Son Dakika |  Büyük kavga… Çok sayıda ekip sevk edildi…
  Son Dakika |  Ağaçtan düştü…
  Son Dakika |  Feci kazada 2 kişi öldü!
  Son Dakika |  Başkan Ünlüer ve Yönetimi de katıldı
  Son Dakika |  İşçi servisine çarptı!
  Son Dakika |  Kontrolden çıkınca!.....
  Son Dakika |  FRENİ PATLAYINCA!.......
  Son Dakika |  Feci kaza…
  Son Dakika |  Refüje çıktı!....
  Son Dakika |  Talihsiz genç ölü bulundu
28 Nisan 2026 Salı
Değişim Medya  |  Haber |  Dergi  |  Radyo - 0 372 322 27 30
logo
  •  
    •  » GÜNCEL
    •  » KÜLTÜR
    •  » SİVİL TOPLUM
    •  » KULİS HABER
    •  » YEMEK
    •  » DİN VE MEZHEPLER
    •  » EREĞLİ TARİHİ
    •  » FOTO GALERİ
    •  » VİDEO GALERİ
    •  » YAZARLARIMIZ
    •  » RÖPORTAJ
    •  » SİNEMA
    •  » TEKNOLOJİ
    •  » DİYALOG
  • SİYASET
  • AKÇAKOCA
  • EKONOMİ
  • GÜNDEM
  • ASAYİŞ
  • YAŞAM
  • SAĞLIK
  • MEDYA
  • SPOR
  • EĞİTİM
O GÜNLER...

O GÜNLER...
29 Agustos 2017 09:51:02

Yazar : Hüseyin Aksakal

        

Falih Rıfkı Atay, İstanbul'daki gazetesinde çalışıyor. Çatalca üstüne yürüyen Yunan fırkalarından kaygı içindeler. Osmanlı Sarayı yabancıların konakladığı bir ecnebi otelinden yönetiliyor. Can kulağıyla Anadolu'dan haber bekliyorlar. 26 Ağustos 1922'de Hilal'i Ahmer kaynaklarından Türk ordusunun taarruza geçtiği haberi "Doğru çıkmayabileceği uyarısıyla gelir. Mesajda şunlar yazılıydı:

"Bugün öğleyin şehrimizin salahiyettar (yetkili) menabiinde (kaynak) Kocaeli mıntıkasında Türk ordusu tarafından harekât-ı muhimme-i askeriye icrasına başlandığı söylenmekte idi. Vakit geç olduğundan dolayı bu harekâtın bir taarruz mukaddemesi mahiyetinde olup olmadığını tahkik edemedik. Havadisimizin mevsukiyetine (kesinlik) itimat etmekle beraber, karilerimizin (okurlar) tebliği resmilerimize intizar (öngörü) etmelerini tavsiye ederiz. Haber doğru ise, Allah ordumuzla beraberdir, neticeye itminan (inanma) ile muntazır (bekleyen) olabiliriz "

Anadolu'dan ziyade yabancı ülke başkentlerinden haberler gelmektedir. 27 Ağustos'ta Roma'dan, Menderes vadisindeki Türk ileri hareketinin güçlendiği bildirilir. Atina'dan gelen başka bir telgraf, Türklerin cephenin bazı noktalarında cılız saldırı girişimlerinde bulunduğu anlatılır. Atay'ın da içinde bulunduğu gazetenin muhabirleri Fransız locasından, Hilali Ahmer'den havadis almaya çalışıyor ama muhabirler eli boş dönüyür. Atay'ın deyimiyle, "Akşama kadar öldürücü bir merak içindeyiz. Havada asabiyet var."

Falih Rıfkı Atay gerisini şöyle anlatıyor:

"Bütün günümüz adeta merak sancısı içinde geçti. Yalnız yemekten değil düşünmekten de kesilmiştik... Zırhlıları ile tümenleri ve alayları ile I. Dünya harbi düşmanlarının zaferi, hâlâ İstanbul'un surlarında ve sokaklarında idi. Bir tek umut, bir avuç askerde ve Mustafa Kemal denen isimdedir. Kapkara perdenin arkasında yalnız onların yaklaşıp uzaklaşan hayaletlerini sezinliyoruz.

Nihayet Rumca gazetelerde ilk rivayetler çıktı; biz taarruza geçmiştik ve başımızı yunan ordusunun çelik kayasına boş yere çarpıp duruyorduk...

Türk ordusunun bir taarruz savaşına giremeyeceği fikri, bizim kuşağımız için değişmez gerçeklerden biri idi... Ordumuzun kahramanlığına bel bağlardık, fakat onun ancak dayanma mucizeleri verebileceğini sanırdık. Onun son destanları 1877 harbinde Plevne, 1912 harbinde Edirne, sonra da Çanakkale idi. Rumca gazetelerin haberi ile merakımız biraz azalsa bile kaygımız ateş gibi yanıyordu."

O tarihte Atay'ın gazetesinin rakip gördüğü Akşam gazetesi, Türk ordusunun üst üste kasabaları aldığını yazıyor ama bu cenahtakilerin şüphesini gidermeye yetmiyor. Resmi bir tebliğ bekliyorlar. Saldırı durmuş mudur, gerilemiş midir net bir bilgi yok. Mustafa Kemal'e kızanlar ağızlarını açmaya başlamıştır. Karşı istihbarat moral bozucudur:

"Akşamüstü yine beynimizin içinde aynı burgu, kalbimizin içinde aynı ağrı Büyükada'ya gidiyordum. Aydınlık, ferah bir Ağustos akşamı... Köpüklü, uyanık ve neşeli bir deniz... Güverte tıka basa dolu... Türkçe konuşmayanlarda birbirinin sözünü kapan bir sevinç var... Sadece bu sevinç bizi yıkmaya yeterdi. "Ne olmuştu?" diye sormaktan korkuyorduk...

Bir fena şey vardı. Kimseye bir şey sormadan onu zihnimizde hafifletmeye uğraşıyorduk... İhtimal durmuştuk... Belki de bir iki noktada gerilemiştik... Ordu bozulmamışsa bundan ne çıkardı? Yunanlılar da artık bitkin bir halde değil miydiler? Aşağı yukarı bir uzlaşma yapabilirdik. Bu da elbette Sevr anlaşmasından daha iyi olurdu...

Fakat içimizdeki sorunun kimseden aramaya cesaret edemediğimiz cevabı kendiliğinden yayılıverdi: Başkomutan Mustafa Kemal Paşa bütün karargâhı ile beraber esir olmuş...

Keder insanları öldürmez derlerse bu söze inanın... Kalp denen şeyin ne dayanıklı bir maddeden yapılmış olduğunu ben, o akşamüstü Büyükada vapurunun güvertesinde öğrendim..."

Atay, "Ölümü bir uyku, rahat bir uyku gibi arayarak sabahı ettik. İlk vapurun en görünmez köşesine sığınarak, iki büklüm köprüye indik" diyerek ruh halini anlatıyor. Fakat karşılaştığı manzara beklediğinden çok farklıdır:

"Bütün Türkleri yas içinde bulacağımı sanıyordum meğer ne kadar soysuzluğa uğramışız. Acaba sokaktakilerin hepsi şu veya bu "muhipler" cemiyeti üyeleri mi? Bizimkiler utançlarından evlerinde mi kalmışlardı? Bu gülüşler, bu çırpınışlar, bu el sıkışlar ne idi?

Meğer bütün karargâhı ile Başkomutan Mustafa Kemal değil, Yunan Başkomutanı Trikopis esir olmuş...

Size kalbin ne kadar dayanıklı bir maddeden yapılmış olduğunu yukarıda söylemeseydim burada söylerdim. Bir çocuk gibi sıçramaya başladım. Habere, havadise, telgrafa koşuyorum. Hani o dün kızdığımız sürüm gazetesi yok mu, meğer resmi tebliğlerin kilometrelerce gerisindeymiş. Yunan ordusunu yok etmişiz, İzmir'e iniyormuşuz... Ben ömrümde hiçbir edebiyat eserinde, ordulara ilk hedeflerinin Akdeniz olduğunu bildiren günlük emri okurken duyduğum zevki duymadım... Bu, bütün heyecanların üstünde bir heyecan veren, bütün şiirlerin üstünde bir şiirdi... Ne olmuştuk biliyor musunuz? Kurtulmuştuk.

Ah Mustafa Kemal, Mustafa Kemal, sana ölünceye kadar o günün sevincini ödeyebilmekten başka bir şey düşünmeyeceğim."

***

Atay'ın mili mücadele yıllarını anlattığı "Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri" kitabını özellikle bugünlerde yeniden okumak gerek. Bugün 29 Ağustos, Büyük Zafer'in arefesi. Doksan beş yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti'nin nasıl bir çelik yağmuru, ateş fırtınası arasında, inanç, azim ve gözyaşıyla yaratılan kahramanların emeklerinin eseri olarak kurulduğunu, bir kullar toplumunun nasıl bir millete dönüştüğünü bir kez daha anlamaya, dahası hissetmeye ihtiyacımız var.

Bu Yazı Toplam 342 Defa Okunmuştur

ETİKETLER : Yazdır

      Yorumlar

    Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
    Henüz bir yorum yapılmamış

     Diğer Yazıları


    • HAVADAN SUDAN…
      30-09-2019 | 07 : 59 53
    • KAMPÜS SORULARI
      30-03-2018 | 08 : 44 13
    • DÖNER ÜSTÜ HABER...
      19-07-2017 | 09 : 50 49
    • ZAM DİYE BİR ŞEY …
      07-09-2019 | 08 : 17 26
    • UNUTMADIK DİYORUZ AMA…
      17-08-2019 | 08 : 32 06
    • "TAŞ İŞTE..."
      22-12-2016 | 09 : 23 15
    • GUGUK KUŞU YUMURTASI...
      10-08-2016 | 08 : 43 05
    • İYİ PARTİ...
      01-11-2017 | 08 : 44 25
    • EKSİK OLMASINLAR...
      08-03-2018 | 08 : 05 49
    • CHP... CHP... CHP...
      10-09-2018 | 10 : 05 30
    • ALAPLI’DA ALTIN ARAMAK…
      04-09-2019 | 10 : 22 27
    • YİNE CHP...
      16-11-2018 | 10 : 53 45
    Tüm Yazıları

     Köşe Yazarlarımız


    • Semih ÇOLAK
      Semih ÇOLAK
      SEÇMEN NE DEDİ?
    • Op. Dr. Erol GÜNEN
      Op. Dr. Erol GÜNEN
      Kemiklerinizi Sessizce Çürüten 6 Alışkanlık
    • Şenol AZMAN
      Şenol AZMAN
      “Aman doktor, yaman doktor. Derdime bir çare!” – 2-
    • Merve KIRAN
      Merve KIRAN
      KİLO KONTROLÜNDE KİLİT NOKTA: ARA ÖĞÜNLER
    • Konuk Yazar
      Konuk Yazar
      Temiz enerji ve gelecek mücadelesi
    • Uğuralp CİVELEK
      Uğuralp CİVELEK
      “Bu bir suç duyurusudur”
    • Özkan Doğan
      Özkan Doğan
      YEREL RADYO VE REKLAM
    • doğan  yıldıztan
      doğan yıldıztan
      Bir Başka Avrupa!
    • UĞUR DEMİROĞLU
      UĞUR DEMİROĞLU
      HALKIN PARTİSİNDE YENİ YÖNETİM BELİRLENDİ…
    • Hasan Vehbi Ersoy
      Hasan Vehbi Ersoy
      DEİZM-TEİZM-ATEİZM-PANTEİZM’E BAKIŞ
    • Özge CERRAH
      Özge CERRAH
      ÖĞRENECEK ÇOK ŞEY VAR...
    • İsmail DEMİREL
      İsmail DEMİREL
      SAĞLIKTA OLUMSUZ İŞLER
    • Harun KARA
      Harun KARA
      ÖĞRETMENİM , HAKKINI NASIL ÖDERİM !
    • Uzman Klinik Psikolog Erkan EZERÇE
      Uzman Klinik Psikolog Erkan EZERÇE
      SEVGİ ASLA YETMEZ!
    • Dilek Şen Karakaya
      Dilek Şen Karakaya
      KAYIP-YAS SÜRECİ
    • Hamdi Güner
      Hamdi Güner
      DÜNYASI İÇİN DÜRÜST OLARAK ÇALIŞAN MÜSLÜMAN AHİRETİNİ DE MAMUR EDER
    • Hüseyin Aksakal
      Hüseyin Aksakal
      HAVADAN SUDAN…
    • Elif Yapıcı
      Elif Yapıcı
      ECHO İLE NARCİSSUS’ UN ACI VEREN HİKÂYESİ
    • Durul Mert M.A Ed.
      Durul Mert M.A Ed.
      İNSANLARIN EN BÜYÜK ARZUSU MUTLULUK AMA NASIL MUTLU OLABİLİRİZ?
    • Kudret Yavuz Eren
      Kudret Yavuz Eren
      Çocuğunuz her şeyi unutuyor mu?

     Çok Okunan Köşe Yazıları


    • BUGÜN
    • BU HAFTA
    • BU AY

    » Henüz BUGÜN Yazı Görünmüyor
    • Editör Görseli
      Op. Dr. Erol GÜNEN
      Kemiklerinizi Sessizce Çürüten 6 Alışkanlık
    • Editör Görseli
      Op. Dr. Erol GÜNEN
      Kemiklerinizi Sessizce Çürüten 6 Alışkanlık
    • Editör Görseli
      Op. Dr. Erol GÜNEN
      5 Dakikada Muayene Mümkün mü? Sağlıkta Hız mı, Doğruluk mu?
    Değişim Medya  |  Haber |  Dergi  |  Radyo - 0 372 322 27 30
             

    © degisimmedya.com

     İletişim Bilgileri
     Künye
    İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın
    Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
    •   ASAYİŞ
    •   EĞİTİM
    •   GÜNCEL
    •   KÜLTÜR
    •   KULİS HABER
    •   SİNEMA
    •   TEKNOLOJİ
    •   TÜRKİYE
    •   DÜNYA
    •   FOTO GALERİ
    •   VİDEO GALERİ
    •   YAZARLARIMIZ
    •   GÜNÜN HABERLERİ
    •   Arşiv
    Tel : 0 372 322 27 30

    E-posta: info@degisimmedya.com