
NEREYE GİDİYORUZ BÖYLE?
26 Ocak 2017 08:52:36
Hayat, geçmişe bakarak anlaşılır, geleceğe bakarak yaşanır, derler. Olayların, olguların gelecekte alacağı biçimi anlamak için geçmişten bugüne nasıl geldiğine bakmak gerekir.
Yine de öyle bir teknoloji dünyasında yaşıyoruz ki, özellikle Medya mesleğinin bundan sonra nereye gittiğini kestirmek böyleyken bile zor.
Kimi zaman tarihleri karıştırıyoruz, kimi zaman da tarihçiler önemli olayların tarihleri konusunda fikir ayrılıklarına düşüyorlar. Her halükarda, Hollanda'nın Amsterdam kentinde Nieuve Tijdinghen adındaki ilk gazetenin 1605 yılında yayınlandı diye hatırlıyordum. Kontrol ettim 1620 tarihi çıktı karşıma. Türkiye'de ise ilk yayınlanan gazete 1797'de Fransızlar tarafından yayınlanan Gazette Française de Constantinople'dir. Bunu 1824 tarihli Spectateur Oriental isimli gazete takip eder. İlk Türkçeveya Osmanlıcagazete olan Takvim-i Vekayi, Osmanlı devletinin olduğu kadar bu ülkenin yenilikçi hareketlerinin başkenti olan İstanbul'da 1831 yılında yayınlandı.
Anlayacağınız, kamuya bilgi akışı sağlayan kitle iletişim araçlarının ilki olan gazeteler dünyada 1620 yılından, yabancıları saymazsanız Türkiye'de 1831 yılından bu yana yayın yapıyor.
Bu dönemde, gazetede yayınlanan bir haberler kamuoyu tarafından büyük oranda gerçek kabul ediliyordu. Haberin etkisi, kamuoyu üzerinde yarattığı yönlendirme gücüyle ölçülüyor, konuya ilişkin geri besleme süreçleri, ertesi gün başlayabiliyordu. Kamuoyu, haberin alıcısı olarak pasif bir konumdaydı daha ziyade. Ulusal düzlemde yayınlanan gazeteler çok sonraları kurulduğundan, etki alanı da yayınlandığı kentlerle sınırlıydı bu iletişim araçlarının.
Buna kitle iletişimin birinci dönemi diyebilirsiniz.
***
Sonra 1906 yılında ABD Massachussesets eyaletinde ilk radyo yayını yapıldı. Türkiye'de şirket telsizinden radyoya geçiş 1921 yılını buldu.
Radyoyu kısa sürede Televizyon yayınları izledi. 1926'da John Baird, ilk televizyon yayınını gerçekleştirdi. Türkiye'de ise televizyon deneme yayınları 1966'da, kamusal alanda yayın ise TRT kurumu tarafından 1968 yılında başladı. Özel televizyonların yayına başlaması ise 1980'li yılların sonlarını buldu.
Bu dönemde de kamuoyu televizyon ve radyolarda yayınlanan yayınların sorgulanma imkanı da düşüktü, buna ihtiyaç da azdı. Kamuoyu bu dönemde haberlerin etkisini yayınlandığı anda hissetmeye başlıyordu. Özel televizyonların kuruluşuna dek radyo ve televizyon yayınlarının gerçeklik seviyesinin kontrolü diye bir şey yoktu. Amplitude Modilation radyo yayınları ve Televizyon yayınları, iletişimi sağlanan bilgilerin bir anda yayın yaptığı ülkelerin her tarafına ulaşmasını sağladı.
Bu döneme de kitle iletişimin ikinci dönemi denilebilir.
***
1980'lerde internetin ve cep telefonlarının icadıyla iletişim ortamı radikal değişiklikler geçirdi. Özellikle internet erişimli cep telefonlarının da gündelik hayata girmesiyle birlikte, 2000'li yıllardan itibaren baş döndürücü bir dönüşüm sürecine girdik.
Bugün, bir noktada yaşanan olay, son dakika kaydıyla anında internet ortamından anında yayınlanabiliyor. Aynı haber ışık hızıyla dünyanın herhangi bir noktasındaki internet kullanıcısı tarafından görülebiliyor. Geri dönüşüm de ışık hızında. Haberin altına yorum yapan biri, anında o haberle ilgili görüşlerini yine tüm dünyaya duyurabiliyor.
Ayrıca sosyal medya diye bilinen ortamda bir haberin yayılma sürecine okurun müdahale etme şansı da ortaya çıktı ki, bugünlerde asıl yarışın bu alanda olduğu gözleniyor. Yayın kuruluşlarının istihdam ettiği muhabirlerin yanı sıra, fotoğraf çekebilen bir cep telefonu olan herkes tanık olduğu olayları paylaşarak haberin üretim sürecine de katılabiliyor. Çeyrek yüzyıl önce cüretkar bilim kurgu yazarlarının bile hayal edemediği bir iletişim ortamını tecrübe ediyoruz. Bilim tarihini sadece öğrenmiyor, içinde yaşıyoruz.
Bu dönemi ise kitle iletişiminin üçüncü çağı olarak tanımlanabilir.
***
Bu dönüşüm sosyal hayattaki etkileri yüzünden önemli...
İnsanlık tarihi boyunca bilgiyi elde edebilenler yönetimleri elinde tuttu. Moğol Akamenid sülalesi, kurdukları menzilbir atın tek seferde alabileceği mesafelerde kurulmuş, atın değiştirilebildiği istasyonlar diye düşününsistemiyle hem emirlerini uzak noktalara ulaştırdı, hem de uzak noktalarda olan olaylardan en kısa sürede haberdar oldu. Bu sayede çeyrek yüzyıl içinde dünyanın en büyük imparatorluğunu kurmayı başardılar.
Pax Romana'nın gücü, demirden lejyonların yanı sıra, Cursus Publicus adında, taş döşeli yollardan oluşan ulaşım ağından da kaynaklanıyordu. Haberciler bu yollarda mekik dokuyor, lejyonlar bu yollardan en kısa sürede hedeflerine ulaşıyordu.
Ortaçağ Avrupasında ruhban sınıfının güçlü olmasının nedeni, bir kiliseler sistemi içinde sürekli gidip gelen keşişler aracılığıyla bilgiye herkesten kolay ulaşabilmeleridir. Bizans'ın ve devamında Osmanlı'nın dünya imparatorluğu, büyük bir güç haline gelmesinde, düzenli olarak bilgi toplama işini yürüten bir bürokrasinin varlığıdır.
İlk gazetenin yayınlanması, dünyada okuryazar oranının artması, burjuvazinin yükselişi, demokrasinin doğuşu hep bilgiyi elde edebilen sosyal grupların hangisi olduğuyla ilgilidir. Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi, Fransız İnsan Hakları Bildirgesi gazeteciler eliyle yazıldı. Okuryazarlığın bir ayrıcalık olmaktan çıkıp, temel bir insan hakkı haline gelişinin sonucudur demokrasi...
Bugün yönetimi keyfilikten uzak tutan şey, keyfi uygulamaların kamuoyunda yaratacağı rahatsızlıktan kaçınma içgüdüsünden başka şey değildir. Bu yüzden darbe yapan askerler öncelikle iletişim kanallarını ele geçirmeye çalışırlar. İktidarlar otoriterleştikçe basın kuruluşları üzerinde bu yüzden nüfuz oluşturmaya çalışırlar.
Demokrasi bizzat iletişim ortamında oluştuğundan, bu teknolojik gelişme ve totalitarizm biçimlerinin bundan böyle nasıl bir seyir izleyeceğini bilmek, geleceği de önceden bilmek anlamına gelecek muhtemelen...
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© degisimmedya.com
İletişim Bilgileri Künye İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz. Tel : 0 372 322 27 30
E-posta: info@degisimmedya.com


















