
KANTARIN TOPUZU
10 Subat 2017 08:42:55
Referandum sürecinde meramını anlatmaya çalışan siyasiler kantarın topuzunu iyiden iyiye kaçırmaya başladı.
Siyasetin girmemesi gerektiği söylenen ne varsa bu işe bulaştı. Sporcular kendi kafalarına göre kampanyalara girişti, din adamları camilerde beğenmedikleri görüşleri aforoz etti, üzerinde ittifak edilen milli meselelerde bile karşıt kampta olduğunu açıklayanlara yönelik ithamlarda bulunuldu.
Oysa ortadaki bir anayasa değişikliği. İktidar değişmeyecek. Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar falan değişmeyecek. Sonuç ne olursa olsun, referandumun ertesi günü kaldıkları yerden çalışmalarına devam edecekler.
Burada oylanan konu ne kadar önemli olursa olsun, teknik bir konu. Propagandasının da, karşı propagandasının da teknik gerekçelerle, açıklayıcı bir üslupla yapılması gerekirdi.
***
Meselenin bir diğer boyutu da, sanki yüksek sesle homurdanmak suretiyle karşı görüştekilerden oy devşirmenin mümkün olmayışı...
Hani anketlerde kararsız denilen bir grup var ya... Emin olun o kararsızların bile yüzde doksanı şu anda hangi oyu kullanacağını biliyor. Eğer sizinle aynı yöne oy kullanacaksa, her türlü beyanınızın da arkasında duracaktır. Eğer sizinle aynı yönde oy kullanmayacaksa, ağzınızla kuş tutsanız, kulaklarınızla gemi yüzdürseniz, dilinizle destan yazsanız bile kararı değişmeyecektir.
Şu an itibarıyla söylenmesi gereken şeylerin büyük bölümü söylendi zaten. Hayır oyu kullanacaklar da, evet oyu kullanacak olanlar da kendi gerekçelerini zaten hazırladı. Burada etki edilebilecek seçmen grubu, şu an itibarıyla bile yüzde ikiyi geçmez.
Böyle yapmakla asıl istenen, referandumda belli grupları sandık dışında tutabilme arayışı veya sadece kendi tabanında safları sıklaştırma gayreti olabilir mi diye geliyor insanın aklına...
***
Biliyorsunuz anayasa metinleri toplumsal mutabakat metinleri olarak tasarlanırdı. Bu kez bakıyorsunuz, teklifi TBMM'den geçiren iki parti dışındaki tüm siyasi eğilimler değişiklik paketine karşı. Hazırlanma sürecinde de bu iki parti dışında hiçbir toplumsal grubun, siyasi görüşün dahli olmamasının da bunda büyük rolü var.
AK Parti tabanında ne ölçüde bütünlük olduğunu kestirmek şu an itibarıyla mümkün değil. Ancak, teklifi getiren MHP tabanında ciddi bir rahatsızlık olduğu anlaşılıyor. Şu ana kadar, partiye idari bir bağla ilişkilenmemiş, yöneticiler haricinde kalan hiçbir partilinin değişikliğe sıcak baktığını görmedim. Hadi diyelim yarısı evet, yarısı hayır diyecek olsun. Bu durumda da teklifin arkasındaki siyasal görüşün bir buçuk parti bulunduğu ortaya çıkıyor.
Karşı kampın esas büyük kütlesini CHP seçmeni oluşturuyor. Ancak merkez sağ ve diğer sağ unsurların AK Parti ve MHP yönetimi dışında kalan tüm unsurları da bu cephede yer alıyor, CHP dışı sol partiler de...
***
2010 yılında daha özgür bir ülke beklentisi içinde "Yetmez ama evet" diyenlerden bir kısmı iktidar partisine entegre olmuştur mutlaka. Ancak büyük kısmı, burada önemli itiraz noktaları dile getiriyor.
Kuvvetler ayrılığı prensibinin uygulanması, karşılıklı denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi konusunda geriye gidiş itirazları yapılıyor. Söz konusu olan biraz daha eli yüzü düzgün bir başkanlık modeli olsa, mesela Cumhurbaşkanının genel başkanlığı üstlenmesi, meclis seçimleri ve başkanlık seçimlerinin ayrı ayrı yapılması, dar bölge iki turlu seçim sistemiyle bu sistemde temsil imkanı bulamayan partilerin de temsili, meclisin yürütme üstünde denetiminin arttırılması, hukukun tamamen siyasetten ayrı olarak dizayn edilmesi gibi düzenlemeleri içerseydi, bir de referanduma olağanüstü hal koşuları altında gidilmemiş olsaydı, 'yetmez ama evet' kampından bu seçimde de başkanlık sistemine destek gelebilirdi.
Bu haliyle düzenlemeye sağdaki veya soldaki liberal kesimlerden destek gelmesi zor. Teorik nedenler bir yana bırakılsa bile, daha önceki tecrübeden ağızları yandı çünkü.
***
İşte bu günlerde yüksek perdeden ithamların yükselmesinin nedeni de bu...
Evet cephesinin, hayır cephesinden oy devşirme beklentisi yok. Bu yüzden, toplumun geneli nazarında bu cephenin itibarını düşürücü söylemler dışında bir şey söylemiyorlar. Ancak hayır cephesi, başarılı olmak için karşı cepheden değil oy devşirme beklentisi içine girmeyi, bunu yapmaya mecburlar.
Bu yüzden Evet cephesi terör örgütleriyle "Hayır" cephesini aynı kefeye koyarken, Evet cephesinde denilebilecek görüşler, işi siyasi semboller kullanmadan kotarmak istiyor. Zira onlar açısından karşı taraftan kopacak her birim oy, terazi etkisi dolayısıyla çift sayılıyor.
Gerekçe ne olursa olsun, görüş ayrılıklarını, toplumsal fayları gereksiz yere derinleştirmek, yarın çözümü kolay olmayan zorluklara yol açacaktır.
Bu yüzden herkesin aklını başına devşirmesi gerek.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© degisimmedya.com
İletişim Bilgileri Künye İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz. Tel : 0 372 322 27 30
E-posta: info@degisimmedya.com


















