Değişim Medya  |  Haber |  Dergi  |  Radyo - 0 372 322 27 30
logo
  •  
    •  » GÜNCEL
    •  » KÜLTÜR
    •  » SİVİL TOPLUM
    •  » KULİS HABER
    •  » YEMEK
    •  » DİN VE MEZHEPLER
    •  » EREĞLİ TARİHİ
    •  » FOTO GALERİ
    •  » VİDEO GALERİ
    •  » YAZARLARIMIZ
    •  » RÖPORTAJ
    •  » SİNEMA
    •  » TEKNOLOJİ
    •  » DİYALOG
  • SİYASET
  • AKÇAKOCA
  • EKONOMİ
  • GÜNDEM
  • ASAYİŞ
  • YAŞAM
  • SAĞLIK
  • MEDYA
  • SPOR
  • EĞİTİM
  Son Dakika |  Büyük kavga… Çok sayıda ekip sevk edildi…
  Son Dakika |  Ağaçtan düştü…
  Son Dakika |  Feci kazada 2 kişi öldü!
  Son Dakika |  Başkan Ünlüer ve Yönetimi de katıldı
  Son Dakika |  İşçi servisine çarptı!
  Son Dakika |  Kontrolden çıkınca!.....
  Son Dakika |  FRENİ PATLAYINCA!.......
  Son Dakika |  Feci kaza…
  Son Dakika |  Refüje çıktı!....
  Son Dakika |  Talihsiz genç ölü bulundu
01 Mayıs 2026 Cuma
  1. GÜNCEL

HZ. PEYGAMBER VE İSTİKAMET

 Yayınlanma : 29-09-2023 | 08 : 39 12
 Güncelleme : 29-09-2023 | 08 : 39 12
Haber Görseli
        

İstikamet üzere yaşamak; Yüce Allah’ın emri, Sevgili Peygamberimizin de sünnetidir. İstikamet üzere olmak zordur ama bu durum...

İstikamet üzere yaşamak; Yüce Allah’ın emri, Sevgili Peygamberimizin de sünnetidir. İstikamet üzere olmak zordur ama bu durum, her Müslüman için bir süstür, ziynettir.

Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de müminleri menzil-i maksuda, yani cennete götürecek yolu, “sırat-ı müstakim” diye isimlendiriyor. Biz de her gün kıldığımız namazların her rekâtında okuduğumuz Fatiha suresinde, Yüce Allah’a şöyle dua ediyoruz: “Ya Rabbi! Bizi sırat-ı müstakime hidayet eyle, doğru yola ilet!” Bu şekilde dua etmemizi de bize Rabbimiz öğretiyor. Hedefe varıncaya kadar sırat-ı müstakimde yürüyenlere de istikamet sahibi müminler diyoruz.

İstikamet, Arapça bir kelimedir ve hedefe giden yolda dik ve sapmadan yürümek demektir. Hem yolun dosdoğru hem de yürüyenin dosdoğru olması demektir. Dik duruş, esas duruş, onurlu ve kararlı yürüyüş demektir. İfrat ve tefritten uzak, aşırılığa kaçmadan, itidal üzere bulunup orta yolu takip etmek demektir. İstikametin zıddı, sapma, eğilme, bükülme, aşırı gitme ve haddi aşmadır ki bu da neticede, insanı şahsiyetsiz hâle getirir.

İstikamet, hem Kur’an-ı Kerim’de hem de hadis-i şeriflerde geçen bir kavramdır. İstikamet üzere yaşamak Yüce Allah’ın emri, Sevgili Peygamberimizin de sünnetidir. Yüce Allah, Peygamber Efendimizin şahsında bütün müminlere istikamet üzere yaşamalarını emretmiş, Sevgili Peygamberimiz de bu emre sımsıkı sarılarak bize örnek olmuştur.

“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!”

Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O yaptıklarınızı hakkıyla görür.” (Hud, 11/112.) Mekke döneminin son bir yılında nazil olan bu ayetin muhatabı Sevgili Peygamberimizdir. O, doğru yolda, dürüst bir yaşayışa sahipti. Doğru yolda olan peygambere “Doğru ol!” emrini vermek, “Doğrulukta devam et!” anlamındadır. Bu sebeple meallendirmeyi buna göre yaptık.

Emrolunan sınırlar içinde, emrolunan şekilde dürüst bir yaşayışı sürdürmek, takdir edileceği gibi büyük bir ciddiyet, hassasiyet ve gayret ister. Bu ise gerçekten zor bir iştir. Nitekim Peygamber Efendimiz de bu ayetten ötürü, “Beni Hud suresi ihtiyarlattı.” buyurmuştur (Tirmizi, Tefsir, 57.) Surenin hangi ayetinin kendisini ihtiyarlattığı sorulduğunda, “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!” mealindeki ayetin kendisini ihtiyarlattığını söylemiştir. (Razi, Tefsir, XVIII, 71.)

Muhammedü’l-Emin

Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.), doğup büyüdüğü Mekke şehrinde herkesin takdir ettiği dürüst bir hayatın sahibi olduğu için bütün Mekkeliler onun isminin sonuna güvenilir manasına gelen “el-emin” sıfatını ekleyerek kendisine Muhammedü’l-emin demişlerdi. Mekke halkı ona olan güvenini peygamber olduktan sonra da devam ettirdi. Peygamber Efendimiz, peygamberliğinin ilk yıllarında Mekkelileri bir gün sabahın erken saatlerinde Safa Tepesi’ne toplamış ve onlara şöyle demişti: “Benimle sizin durumunuz, düşmanı görünce ailesini haberdar etmek üzere koşan adamın durumu gibidir. Şimdi söyleyin, ben size, şu dağın arkasındaki vadiden size zarar vermek, mallarınızı yağmalamak için gelen birtakım düşman atlılarının bulunduğunu söylesem, bana inanır mısınız?” Kalabalık içinde bulunan birçok kişi şöyle dediler: “Evet, inanırız. Çünkü sen yalan söylemezsin. Sen, her zaman bizim en güvenilenimiz oldun.” (Buhari, Menakıb, 13; Müslim, İman, 89.)

Mekkeliler, dedikleri gibi Peygamber Efendimize her zaman güvenmişlerdir. Onlar, Peygamber Efendimize değil, onun getirdiği vahye ve dine itiraz ediyorlardı. Bu konuda çok şeyler söyleyebiliriz ama şu iki gerçeği nazara vermekle yetinelim. Bunlardan biri hicret gecesinde, Peygamber Efendimizin, sahiplerine verilmek üzere Hz. Ali’ye teslim ettiği emanetlerdir. Bu emanetlerin müşriklere ait olduğu bilinmektedir. Çünkü hicretten sonra Mekke’de kalan mümin yoktur, hepsi Medine’ye hicret etmiştir. Ticaretle meşgul olan Mekkeliler, şehir dışına çıktıkları zaman paralarını ve kıymetli eşyalarını dönünceye kadar Peygamber Efendimize emanet ederlerdi. Müslümanlığı kabul etmedikleri hâlde ona olan güvenleri devam etmekteydi. Çünkü o, istikamet üzere yaşayan dürüst bir insandı.

Bu gerçeği en güzel ifade eden olaylardan biri de Bizans Kayseri Herakliyüs ile Mekke lideri Ebu Süfyan arasında geçen konuşmadır. Peygamber Efendimiz, 7/628 yılında hükümdarlara, valilere ve kabile reislerine İslam’a davet mektupları gönderdi. Hz. Peygamber’in elçisi Dıhye b. Halife, davet mektubunu o sırada Şam’da bulunan Kayser’e takdim etti. Kayser de kendisine mektup gönderen bu peygamber hakkında bilgi edinmek istedi. Adamları ona o sırada ticaret için oralarda bulunan Ebu Süfyan’ı bulup getirdiler. O zaman henüz Müslümanlığı kabul etmemiş olan Ebu Süfyan ile Kayser arasında cereyan eden konuşma kaynaklarımızda mevcuttur. Kayser tarafından sorulan sorulara doğru cevaplar veren Ebu Süfyan, Peygamber Efendimizin güvenilir oluşuna, doğruluğuna, dürüstlüğüne, hiçbir zaman yalan söylemediğine ve ahdini bozmadığına yani istikamet üzere bir hayat yaşadığına vurgu yapmıştır. Ebu Süfyan’ı can kulağı ile dinleyen Kayser, sonunda şöyle demekten kendini alamamıştır: “Bu dediklerin, peygamberlerde bulunan sıfatlardır. Zaten ben, onun zuhur edeceğini biliyordum. Fakat sizden geleceğini sanmıyordum. Eğer onun hakkında söylediklerin doğruysa şu ayaklarımın bastığı yerler yakında onun hâkimiyetine girecektir. Eğer onun yanına varabileceğimi bilsem kendisine kavuşmak için her zahmete katlanırdım. Yanında olsaydım ayaklarını yıkardım.” (Abdurrezzak, Musannef, V, 345.)

“Kimin sırtına vurduysam…”

Yüce Allah’ın, “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!” emrine sımsıkı sarılıp bir ömür boyu istikamet üzere yaşayan Peygamber Efendimiz, davasının örnek temsilcisidir. Yüce Allah’ın emirlerine imtisal edip nehiylerinden kaçınan Peygamberimiz, Rabbine karşı sorumluluğunu yerine getirirken bir peygamber ve bir devlet başkanı olarak çevresindeki insanlara karşı da yapması gerekenleri eksiksiz olarak yapmıştır. Yüce İslam dinini iman, amel ve ahlak olarak yaşayan Peygamberimiz, bu üç konuda da bize altın harflerle yazılacak hatıralar bırakmıştır. Evinde mükemmel bir eş, camide örnek bir imam, suffede şefkatli bir öğretmen, savaşta merhametli ve adil bir komutan olan Peygamberimizin vefat etmeden önce yaptığı sohbetler ve bize bıraktığı sünnet çok önemlidir. Vefatından birkaç gün önce mescide çıkmış ve cemaatine şöyle demişti: “Nihayet ben de bir insanım. Aranızdan bazı kimselerin hakları bana geçmiş olabilir. Ben, kimin sırtına vurduysam işte sırtım! O da gelsin bana vursun, ödeşelim. Ben, kimin malından almışsam işte malım! O da gelsin alsın, ödeşelim. Şunu iyi biliniz ki benim katımda sizin en önde geleniniz ve bana en sevgili olanınız, varsa hakkını benden alan veya hakkını bana helal edeninizdir. Böylelikle ben, bende hakkı olan kişi ile helalleşmiş ve gönül rahatlığı ile Rabbime kavuşmuş olacağım.” (İbn Sad, Tabakat, II, 255; Taberi, Tarih, III, 191.)

Peygamber Efendimiz, bu sözlerini tekrar edip durdu. Yani bu konuda ciddi olduğunu gösterdi. Peygamber Efendimizin bu ısrarı üzerine cemaatten biri ayağa kalkıp “Ey Allah’ın Elçisi! Benim sizden üç dirhem alacağım var.” dedi. Peygamberimiz de “Doğru söylüyorsun.” dedi ve hemen bu şahsa borcu ödendi. Sonra da şöyle dedi: “Ey Allah’ım! Ben ancak bir beşerim. Müslümanlardan kime ağır bir söz söylemiş veya kamçı ile vurmuş veya lanet etmişsem sen bunu kıyamet gününde onun hakkında bir temizlik, bir ecir ve bir rahmet vesilesi kıl!” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 400.)

Dünya tarihinde böyle bir devlet başkanı gördünüz mü? Vefatından önce halkı ile bu şekilde helalleşen ve vedalaşan bir kral, bir imparator, bir idareci tanıdınız mı? Peygamber Efendimizin üstünlüğü ve örnekliği işte buradadır. En büyük mucize, istikamettir.

Peygamber Efendimiz, ashabına ne dedi ve onlardan ne istediyse hepsini daha fazlasıyla kendisi yaptı. Farz namazların camide cemaatle kılınmasını isteyen Peygamberimiz, hicretten sonra namazlarını camide cemaatle kılmıştır. Günde beş vakit cemaatine imamlık yapmıştır. Rahatsızlığından dolayı ömrünün son on yedi vaktinde imamlığı Hz. Ebu Bekir’e devretmiştir. Bu vakitlerin bir kısmını evinde bir kısmını da camide Hz. Ebu Bekir’in arkasında kılmıştır. Ömrünün son namazı olan 8 Haziran 622 Pazartesi gününün sabah namazını da camide kılmıştır. Sabah namazından sonra evine gelen Peygamber Efendimiz, evinde bulunan altı veya yedi dinar paranın bir an önce yoksullara dağıtılmasını istedi. Aradan biraz zaman geçtikten sonra Hz. Aişe’ye bu paranın dağıtılıp dağıtılmadığını sordu. Hz. Aişe annemiz de “Seninle meşgul olduğumuz için henüz dağıtamadık.” dedi. Bunun üzerine bizzat kendisi bu parayı beş yoksul aileye pay ederek gönderdikten sonra şöyle dedi: “İşte şimdi rahat ettim.” (İbn Sad, Tabakat, II, 237.)

Peygamber Efendimiz, hicretten sonra Medine’de kurduğu devletin başkanıdır. Bu devletin hazinesi vardır, ordusu vardır, gelir ve gideri vardır, komutanları, valileri ve memurları vardır, geleni gideni vardır, gelen elçilerin ağırlandığı devlet misafirhanesi vardır. İşte bütün bu varlıklar içerisinde istikametinden taviz vermeyen ve kıyamete kadar bize örnek olan Peygamberimiz vardır. Evet, o bir devlet başkanıydı ama krallar gibi yaşayan bir devlet başkanı değildi. Onun, orta tabakanın da altında bir hayat standardı vardı. Vefat ederken geriye mal mülk ve zenginlik bırakmayan bir devlet başkanıydı. Vefatından önce elindeki parayı yoksullara dağıtması konusunda İmam Kastalani şöyle der: “Yüce Allah’ın habibi, peygamberlerin ulusu, geçmiş ve gelecekteki günahları bağışlanmış olan Peygamberimiz böyle yaparsa üzerlerinde Müslümanların hakları bulunanların hâli nice olur, bir düşünün.” (Kastalani, Mevâhibülledüniyye, II, 481.)

“Allah’a inandım de, sonra dosdoğru ol!”

Hayatı boyunca istikamet üzere yaşayan Peygamberimiz, ashabına da böyle yaşamalarını tavsiye etmiştir. Bu konuda bir hadis-i şerifin mealini vermekle yetineceğim:

Ebu Amr (veya Ebu Amre) Süfyan b. Abdullah (r.a.) şöyle dedi: “Ya Resulüllah! Bana İslam’ı öylesine tanıt ki onu bir daha senden başkasına sormaya ihtiyaç duymayayım.” Resulüllah da (s.a.s.) ona şöyle buyurdu: “Allah’a inandım de, sonra da dosdoğru ol!” (Müslim, İman, 62; Tirmizi, Zühd, 61; İbni Mace, Fiten 12.)

Peygamber Efendimiz, peygamberlik birikimi ve “cevâmiü’l-kelim” (az sözle engin manalar dile getirme) özelliği ile bu zorlu isteği, “Allah’a inandım de, sonra dosdoğru ol!” diye iki cümleyle cevaplamıştır. Hadisin başka bir rivayetinde cevap, “Rabbim Allah’tır de, sonra dosdoğru ol!” şeklindedir.

İstikamet üzere yaşamak, fevkalade dikkat ve gayret ister. Doğrulukta kalbin ve dilin dürüstlüğü pek büyük önem arz etmektedir. Kalp, beden ülkesindeki tüm organların reisidir. Tek Allah’a iman edip dürüstlüğü benimseyen bir kalp, diğer organları etkiler. Dil, kalbin tercümanıdır. Onun doğruluğu ve eğriliği de diğer organların tavırlarına tesir eder. Nitekim bir hadis-i şerifte, her sabah bütün organların dile hitaben, “Bizim hakkımızda Allah’tan kork, biz sana bağlıyız, sen doğru olursan biz de doğru oluruz, sen eğri olursan biz de eğriliriz.” (Tirmizi, Zühd, 61.) dedikleri bildirilmiştir. Bu, doğru sözlü olmanın önemini göstermektedir. Hatta bir başka hadiste de Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Kalbi dürüst olmadıkça kulun imanı doğru olmaz. Dili doğru olmadıkça da kalbi doğru olmaz.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 198.) O hâlde, özüyle sözüyle dosdoğru olmak gerekmektedir. Peygamberimizin “Allah’a inandım de, sonra da dosdoğru ol!” tavsiyesinin manası budur. İslamın özü de bundan ibarettir.

Prof. Dr. Mustafa AĞIRMAN

Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi

İslami İlimler Fakültesi

(Diyanet Aylık Dergi Eylül 2023)


Haber : Çiğdem Koç

ETİKETLER : Yazdır

  • istikamet
  • hz. muhammet
  • yüce allah
  • diyanet
  • dergi
  • prof. dr. mustafa ağırman

  Yorumlar

Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.

 Yorumlar ( 0 )

Henüz bir yorum yapılmamış

 Çok Okunanlar


  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
  • Rektör Özölçerden Teoman Duralının çocukluk evinde incelemeler...
    Rektör Özölçer'den Teoman Duralı'nın çocukluk evinde incelemeler...
  • 30 yeni tabip kadrosu….
    30 yeni tabip kadrosu….
  • Kdz.Ereğlili öğrencilerden TÜBİTAK başarısı....
    Kdz.Ereğli'li öğrencilerden TÜBİTAK başarısı....
  • Gülüçte kaza
    Gülüç'te kaza
  • Kestaneci Mahallesinde muhtarlık yarışı....
    Kestaneci Mahallesi'nde muhtarlık yarışı!....
  • TUTUKLANDI: KENDİSİNİ 2.İNCİ KATTAN ATTI
    TUTUKLANDI: KENDİSİNİ 2.'İNCİ KATTAN ATTI
  • Modern hastanede geri sayım başladı....
    Modern hastanede geri sayım başladı....
  • Kışlada kaza....
    Kışla'da kaza!....
  • Kdz.Eregli Voleybol Spor Kulübünden büyük başarı....
    Kdz.Eregli Voleybol Spor Kulübünden büyük başarı....
  • İş insanı İsmet Yılmazın acı günü
    İş insanı İsmet Yılmaz’ın acı günü
  • GÖZALTINA ALINMIŞTI....
    GÖZALTINA ALINMIŞTI!....
  • Kan bağışı kampanyasına davetlisiniz....
    Kan bağışı kampanyasına davetlisiniz....
  • Aman DİKKAT : Kanser  olabilir....
    Aman DİKKAT : Kanser olabilir!....
  • MECLİSTE ÖNEMLİ, AÇIKLAMALAR
    MECLİSTE ÖNEMLİ, AÇIKLAMALAR

 Son Haberler


  • Kdz.Ereğli'li öğrencilerden TÜBİTAK başarısı....
    Kdz.Ereğlili öğrencilerden TÜBİTAK başarısı....
  • 30 yeni tabip kadrosu….
    30 yeni tabip kadrosu….
  • Gülüç'te kaza
    Gülüçte kaza
  • Rektör Özölçer'den Teoman Duralı'nın çocukluk evinde incelemeler...
    Rektör Özölçerden Teoman Duralının çocukluk evinde incelemeler...

 Köşe Yazarlarımız


  • Semih ÇOLAK
    Semih ÇOLAK
    SEÇMEN NE DEDİ?
  • Op. Dr. Erol GÜNEN
    Op. Dr. Erol GÜNEN
    Kemiklerinizi Sessizce Çürüten 6 Alışkanlık
  • Şenol AZMAN
    Şenol AZMAN
    “Aman doktor, yaman doktor. Derdime bir çare!” – 2-
  • Merve KIRAN
    Merve KIRAN
    KİLO KONTROLÜNDE KİLİT NOKTA: ARA ÖĞÜNLER
  • Konuk Yazar
    Konuk Yazar
    Temiz enerji ve gelecek mücadelesi
  • Uğuralp CİVELEK
    Uğuralp CİVELEK
    “Bu bir suç duyurusudur”
  • Özkan Doğan
    Özkan Doğan
    YEREL RADYO VE REKLAM
  • doğan  yıldıztan
    doğan yıldıztan
    Bir Başka Avrupa!
  • UĞUR DEMİROĞLU
    UĞUR DEMİROĞLU
    HALKIN PARTİSİNDE YENİ YÖNETİM BELİRLENDİ…
  • Hasan Vehbi Ersoy
    Hasan Vehbi Ersoy
    DEİZM-TEİZM-ATEİZM-PANTEİZM’E BAKIŞ
  • Özge CERRAH
    Özge CERRAH
    ÖĞRENECEK ÇOK ŞEY VAR...
  • İsmail DEMİREL
    İsmail DEMİREL
    SAĞLIKTA OLUMSUZ İŞLER
  • Harun KARA
    Harun KARA
    ÖĞRETMENİM , HAKKINI NASIL ÖDERİM !
  • Uzman Klinik Psikolog Erkan EZERÇE
    Uzman Klinik Psikolog Erkan EZERÇE
    SEVGİ ASLA YETMEZ!
  • Dilek Şen Karakaya
    Dilek Şen Karakaya
    KAYIP-YAS SÜRECİ
  • Hamdi Güner
    Hamdi Güner
    DÜNYASI İÇİN DÜRÜST OLARAK ÇALIŞAN MÜSLÜMAN AHİRETİNİ DE MAMUR EDER
  • Hüseyin Aksakal
    Hüseyin Aksakal
    HAVADAN SUDAN…
  • Elif Yapıcı
    Elif Yapıcı
    ECHO İLE NARCİSSUS’ UN ACI VEREN HİKÂYESİ
  • Durul Mert M.A Ed.
    Durul Mert M.A Ed.
    İNSANLARIN EN BÜYÜK ARZUSU MUTLULUK AMA NASIL MUTLU OLABİLİRİZ?
  • Kudret Yavuz Eren
    Kudret Yavuz Eren
    Çocuğunuz her şeyi unutuyor mu?

 Haber Yorumları


  • Asım
    Motorculara aetık üzülmüyoruz
  • Ali
    Ne diyelim dünyada demir celik fabrikalarinin etrafinda 100 fabrika var,bizdede isci basi 30 bin dolar zarar eden ttk kömür, eregli tc nin lokomati... DEVAMI
  • Derya Erdemir
    İlahi adalet diyelim????????
  • ibrahim yalçınkaya
    dar gelirli vatandaşlar için toplu konut yapılsa ya oraya kestaneci köyü kale tepe de sosyal alan varda ne oluyor millet akın akın oralar... DEVAMI
  • Veli
    Atatürkün izindeyiz de,fakat bizde netice sifir,hele bir mühendise göre,yakinda güneydoguda eregliyi gecer zenginlikte,
  • hikmet görkem
    Elyasa komiserden de bu beklenirdi.gecesini gündüzüne katıp,ereğlinin huzuru ve refahı için çalışan bir polis olması dolayısı ile kendisi... DEVAMI
  • Selim Nogay
    İnsana laf bi kere söylenir geçen günlerde uyarılmadınız mı?
  • Serkan
    Bu çevreciler ve köylüler iyice saçmaladı. İnsanların işine taş koymaktan başka bir şey yapmıyorlar.
  • Fah
    Ağaçlara radar kuracaklar.Çünkü trafik diyince akıllarına radar ve para geliyor.
  • Ali
    Ucakta 10 bin km den usa dan istanbula dislerine implantat yaptirmaya gelen amerikaliya rastladim,keski birazda bu basarilardan bahsedilseydi,estetik... DEVAMI
  • KÜNYE
  • İLETİŞİM
  • BİZE ULAŞIN
  • REKLAM
  • Kullanım Şartları
  • Veri Politikası
  • Çerez Politikası
Değişim Medya  |  Haber |  Dergi  |  Radyo - 0 372 322 27 30
         

© degisimmedya.com

 İletişim Bilgileri
 Künye
İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
  •   ASAYİŞ
  •   EĞİTİM
  •   GÜNCEL
  •   KÜLTÜR
  •   KULİS HABER
  •   SİNEMA
  •   TEKNOLOJİ
  •   TÜRKİYE
  •   DÜNYA
  •   FOTO GALERİ
  •   VİDEO GALERİ
  •   YAZARLARIMIZ
  •   GÜNÜN HABERLERİ
  •   Arşiv
Tel : 0 372 322 27 30

E-posta: info@degisimmedya.com