Son Dakika |  Büyük kavga… Çok sayıda ekip sevk edildi…
  Son Dakika |  Ağaçtan düştü…
  Son Dakika |  Feci kazada 2 kişi öldü!
  Son Dakika |  Başkan Ünlüer ve Yönetimi de katıldı
  Son Dakika |  İşçi servisine çarptı!
  Son Dakika |  Kontrolden çıkınca!.....
  Son Dakika |  FRENİ PATLAYINCA!.......
  Son Dakika |  Feci kaza…
  Son Dakika |  Refüje çıktı!....
  Son Dakika |  Talihsiz genç ölü bulundu
30 Nisan 2026 Perşembe
Değişim Medya  |  Haber |  Dergi  |  Radyo - 0 372 322 27 30
logo
  •  
    •  » GÜNCEL
    •  » KÜLTÜR
    •  » SİVİL TOPLUM
    •  » KULİS HABER
    •  » YEMEK
    •  » DİN VE MEZHEPLER
    •  » EREĞLİ TARİHİ
    •  » FOTO GALERİ
    •  » VİDEO GALERİ
    •  » YAZARLARIMIZ
    •  » RÖPORTAJ
    •  » SİNEMA
    •  » TEKNOLOJİ
    •  » DİYALOG
  • SİYASET
  • AKÇAKOCA
  • EKONOMİ
  • GÜNDEM
  • ASAYİŞ
  • YAŞAM
  • SAĞLIK
  • MEDYA
  • SPOR
  • EĞİTİM
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ...

GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ...
26 Mayis 2016 10:18:45

Yazar : Hüseyin Aksakal

        

Okullarımız birer birer mezunlarını vermeye başladı. Gerçi bu sene yıl sonu baloları ve öğrenci gösterilerine getirilen sınırlama öğrencilerin moralini bozdu ama ne de olsa mezuniyetler öğrencilerin yaşamında önemli olaylardır.

Bizim okuduğumuz köy okulunda mezuniyetin iki tipi vardı. Biri nispeten başarılı öğrencilerin evlerinde ebeveynlerinin göğsünü kabartan kurdeleli diplomalarını alması şeklinde gerçekleşirdi. Öbürü de günde üç öğün tok karnına dayak yemesine rağmen elife mertek diyenlerin mezuniyet şekliydi.

Muhakkak ki öğretmenlerimiz bu arkadaşları mezun etmeyi gönülden istiyordu. Zira her teneffüste arkadaşlarından birinin kafasını yarmayı, eğitim araçlarını farklı amaçlar için kullanarak zarar vermeyi alışkanlık haline getirdiklerinden onların mezuniyeti okul ortamı için de bir rahatlama anlamına geliyordu. Yine de bu arkadaşların sene tekrarı yapmadan mezun olanı azdı.

Öğretmen bu haytalardan bir sepet yumurta veya bir köy tavuğu isterdi. Gerçekte bunu istemelerine rağmen mezuniyetle ilgili tek kelime edilmediğinden, kimse diploma ve yumurta-tavuk ilişkisini tam olarak kuramazdı. Evde yeterli yumurta yoksa komşular dolaşılır, hatta evin tavukları kümesin kıştan çıktığı dönemlerde olduğu gibi minimum seviyede, kuluçkada falansa tavuk da bir komşudan ödünç alınırdı.

Neticede bu şekilde mezun olanlar mezuniyetlerini Odysseus'un yol serüvenini andırır bir şekilde diploma-yumurta (veya tavuk) şeklinde hatırlardı. Belli bir konuda bilgisi olmadığını ifade etmek için halen kullanılan, "Ben bilmem, ilk mektepten tavukla mezun oldum" cümlesinin kökünde bu yarı şaka yarı ciddi denilebilecek uygulama vardır.

***

Çocuklarımızı evin önünden servislere bindirip on-onbeş dakika mesafedeki okullara gönderiyoruz ya... Eskiden bu durum da farklıydı.

Batı Karadeniz bölgesinin genelinde olduğu gibi engebeli coğrafyadan ötürü köyler, arazinin nispeten düz olduğu Orta Anadolu bölgesinde bir ilçe merkezinin konuşlanabileceği bir alana yayılırdı. İlkokula gitmek için yarım saat yol yürüyenler vardı. 

Servis denilen uygulama akla gelen bir şey değildi. Zaten yeterli araç yoktu. Bugünlerde Patpatla öğrenci servisi haberleri çıkıyor ya. O zaman patpat da yoktu. Öküz arabaları da öğrenci servisi yapamayacak kadar meşguldü. Hem öküzleri öğrenci servisine koşmak isteseniz bile, muhtemelen yaya bir öğrencinin aldığı süreden daha uzun bir sürede okula ulaşırdı. Zira öküzler yük çekerken asla koşmazlar, sanki gezintiye çıkmış gibi ağır aksak yürürlerdi.

Yaşı belli bir düzeyi aşanlar, Armutçuk Ortaokulu'nun EKİ'ye (Sonradan TTK oldu) bağlı Armutçuk Özel Ortaokulu olduğu dönemi iyi hatırlarlar. Bu dönemde Paso Arabaları denilen EKİ mülkiyetindeki, üstü kapatılmış, içine kaba sıralar yerleştirilmiş ahşap kasa kamyonetlerden ibaret araçlara binerek ortaokula giderlerdi. Bu arabalar birçok öğrenci için önemli bir nostaljik hüzün kaynağıdır. Kışın yolda kalırlar, kalan yol yayan gidilirdi ki bugün böyle bir şeyi hayal etmek bile mümkün değil.

Hem bu Paso Arabaları eski Ereğli-Zonguldak yolunda çalıştığından, öğrencilerin pasonun geçtiği yola gidişi bambaşka bir hikayeydi. Mesela bu satırların yazarı, yaklaşık yarım saat yol yürüdükten sonra bu paso arabasına biner, eski Ereğli Zonguldak karayolu, Arslançeşme, Gökçeler, Armutçuk derken kırk dakikalık (Yarı ayakta, yarı oturarak) araç yolculuğuyla Armutçuk Özel Ortaokuluna intikal ederdik. Akşam da aynı yol tersine dönülürdü.

İşin ilginci, yaya olarak kestirmeleri kullanarak üç buçuk saat süren bu yolculuk, öğleden sonra iki ders boş geçtiğinde yaya olarak yapılırdı. Bu boyutta bir yürüyüş bugün yetişkin trekking sporcuları tarafından yapılabilir sadece. Okula erişimin zorluğu nedeniyle ilkokulun ardından tabanları sağlam olmayanlar eğitim yaşamlarına sokak fakültesinde devam ederdi. Yine de nasıl olduysa bu çetin ulaşım koşulları içinden birçok üniversite mezunu çıkmıştır.

***

O dönemde ilkokul notları beş üzerinden, ortaokul ve lise notları on üzerinden veriliyordu. Bugün yüz üzerinden not verilmesine rağmen, yüz alabilen öğrencilere sıklıkla rastlıyoruz. O dönemde öğretmenlerin genel prensibi, "On alan benden çok biliyor demektir, en iyi bilen dokuz alır" şeklindeydi.

Bir öğrencinin ortalaması yedi olursa, dokuz ve on aldığı derslerden teşekkür alırdı. Bir kere resim dersinden teşekkür almışlığım var. Epey dalga geçilmişti benimle. Ortalaması sekiz olanlar ise takdir alırdı. Bunu ise hiç almadığımdan derse mi veriliyor, ortalamaya mı veriliyor hatırlamak mümkün değil. Bilenler varsa hatırlatsın.

Liseyi bitirene dek herhangi bir okula sınavla girildiğini duymuşluğum yok. Öğretmenlerin seçkin öğrencilerini yatılı okumaları için yönlendirmeleri daha sonraları oldu. Öğretmenler ne kadar kızıyor olsa da okul saatleri dışında kalan zamanın tümü oyunla geçerdi. Böyle bu sınıftan sonra A sınavı, şu sınıftan sonra B sınavı, okul biterken dedenin sınavı falan yoktu. Öğrenciler de yarış atı gibi kulvarlara sokulmuş yaratıklara pek benzemiyordu.

Bugün çocuklarımız o dönemdekine kıyasla daha iyi eğitim görüyor şüphesiz. Genel seviye hayli yükseldiğinden o dönemde sınırlı bilgiyle kazanılan okulların, bugün aynı koşullarla kazanılması imkansız. Herkes harıl harıl ders çalışıyor.

Yine de ders çalışmak için oyun saatlerini feda eden çocuklara üzülmemek elde değil.

Bu Yazı Toplam 658 Defa Okunmuştur

ETİKETLER : Yazdır

      Yorumlar

    Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
    Henüz bir yorum yapılmamış

     Diğer Yazıları


    • HAVADAN SUDAN…
      30-09-2019 | 07 : 59 53
    • KAMPÜS SORULARI
      30-03-2018 | 08 : 44 13
    • DÖNER ÜSTÜ HABER...
      19-07-2017 | 09 : 50 49
    • ZAM DİYE BİR ŞEY …
      07-09-2019 | 08 : 17 26
    • UNUTMADIK DİYORUZ AMA…
      17-08-2019 | 08 : 32 06
    • "TAŞ İŞTE..."
      22-12-2016 | 09 : 23 15
    • GUGUK KUŞU YUMURTASI...
      10-08-2016 | 08 : 43 05
    • İYİ PARTİ...
      01-11-2017 | 08 : 44 25
    • EKSİK OLMASINLAR...
      08-03-2018 | 08 : 05 49
    • CHP... CHP... CHP...
      10-09-2018 | 10 : 05 30
    • ALAPLI’DA ALTIN ARAMAK…
      04-09-2019 | 10 : 22 27
    • YİNE CHP...
      16-11-2018 | 10 : 53 45
    Tüm Yazıları

     Köşe Yazarlarımız


    • Semih ÇOLAK
      Semih ÇOLAK
      SEÇMEN NE DEDİ?
    • Op. Dr. Erol GÜNEN
      Op. Dr. Erol GÜNEN
      Kemiklerinizi Sessizce Çürüten 6 Alışkanlık
    • Şenol AZMAN
      Şenol AZMAN
      “Aman doktor, yaman doktor. Derdime bir çare!” – 2-
    • Merve KIRAN
      Merve KIRAN
      KİLO KONTROLÜNDE KİLİT NOKTA: ARA ÖĞÜNLER
    • Konuk Yazar
      Konuk Yazar
      Temiz enerji ve gelecek mücadelesi
    • Uğuralp CİVELEK
      Uğuralp CİVELEK
      “Bu bir suç duyurusudur”
    • Özkan Doğan
      Özkan Doğan
      YEREL RADYO VE REKLAM
    • doğan  yıldıztan
      doğan yıldıztan
      Bir Başka Avrupa!
    • UĞUR DEMİROĞLU
      UĞUR DEMİROĞLU
      HALKIN PARTİSİNDE YENİ YÖNETİM BELİRLENDİ…
    • Hasan Vehbi Ersoy
      Hasan Vehbi Ersoy
      DEİZM-TEİZM-ATEİZM-PANTEİZM’E BAKIŞ
    • Özge CERRAH
      Özge CERRAH
      ÖĞRENECEK ÇOK ŞEY VAR...
    • İsmail DEMİREL
      İsmail DEMİREL
      SAĞLIKTA OLUMSUZ İŞLER
    • Harun KARA
      Harun KARA
      ÖĞRETMENİM , HAKKINI NASIL ÖDERİM !
    • Uzman Klinik Psikolog Erkan EZERÇE
      Uzman Klinik Psikolog Erkan EZERÇE
      SEVGİ ASLA YETMEZ!
    • Dilek Şen Karakaya
      Dilek Şen Karakaya
      KAYIP-YAS SÜRECİ
    • Hamdi Güner
      Hamdi Güner
      DÜNYASI İÇİN DÜRÜST OLARAK ÇALIŞAN MÜSLÜMAN AHİRETİNİ DE MAMUR EDER
    • Hüseyin Aksakal
      Hüseyin Aksakal
      HAVADAN SUDAN…
    • Elif Yapıcı
      Elif Yapıcı
      ECHO İLE NARCİSSUS’ UN ACI VEREN HİKÂYESİ
    • Durul Mert M.A Ed.
      Durul Mert M.A Ed.
      İNSANLARIN EN BÜYÜK ARZUSU MUTLULUK AMA NASIL MUTLU OLABİLİRİZ?
    • Kudret Yavuz Eren
      Kudret Yavuz Eren
      Çocuğunuz her şeyi unutuyor mu?

     Çok Okunan Köşe Yazıları


    • BUGÜN
    • BU HAFTA
    • BU AY

    » Henüz BUGÜN Yazı Görünmüyor

    » Henüz BU HAFTA Yazı Görünmüyor
    • Editör Görseli
      Op. Dr. Erol GÜNEN
      Kemiklerinizi Sessizce Çürüten 6 Alışkanlık
    • Editör Görseli
      Op. Dr. Erol GÜNEN
      5 Dakikada Muayene Mümkün mü? Sağlıkta Hız mı, Doğruluk mu?
    Değişim Medya  |  Haber |  Dergi  |  Radyo - 0 372 322 27 30
             

    © degisimmedya.com

     İletişim Bilgileri
     Künye
    İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın
    Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
    •   ASAYİŞ
    •   EĞİTİM
    •   GÜNCEL
    •   KÜLTÜR
    •   KULİS HABER
    •   SİNEMA
    •   TEKNOLOJİ
    •   TÜRKİYE
    •   DÜNYA
    •   FOTO GALERİ
    •   VİDEO GALERİ
    •   YAZARLARIMIZ
    •   GÜNÜN HABERLERİ
    •   Arşiv
    Tel : 0 372 322 27 30

    E-posta: info@degisimmedya.com