
ELİ ENDAZEDE, GÖZÜ BELEDİYEDE...
01 Aralik 2016 10:20:54
Ereğli siyasetinin üç-dört yıl öncekine kıyasla pek az kavga üretmesine karşılık, yine de ilçe menfaatlerinin elde edilmesine yönelik bir ortam oluşmaması şaşırtıcı. Yoksa değil mi?
Bunun için öncelikle Ereğli'de siyasetin nasıl oluştuğunu doğru algılamak gerek. İlk harfleri büyük yazılması gereken 'Siyasi Otorite'ler genelde iktidar ve muhalefet arasındaki, aynı zamanda siyasi partiler ile seçmen arasındaki ilişkinin ülke siyasetindeki gelişmelerin yansıması veya ilçede gerçekleştirilen yatırımların politikaya yansıması olarak algılarlar.
Fildişi bir kulede oturan bu Siyasi Otoritelerin (Siyaset Ağası, Siyaset Baronu falan demeyelim hadi) büyük bölümü bu hipotezden ulaştığı anlaşılan öngörüleri genellikle duvara toslar ve netice "Vay canına!" şeklinde ifade edilir. Bundan da Ereğli'de siyasetin üzerinde bulunduğu zemini daha doğru tanımlayacak bir hipotez ihtiyacı bulunduğu anlaşılıyor.
Hadi bir hipotez denemesi yapalım.
***
Ereğli'de siyasetin asıl şekillendiği taban yereldedir. Partilerin yerel unsurları büyük oranda Ereğli Belediyesi'ni kazanmak üzerine hesaplar yaparlar.
Milletvekillerinin bölgedeki etkinliği de daha ziyade belediye ile aralarındaki ilişkiyle tanımlanır. Yakın dönemde Milletvekili Fazlı Erdoğan ve dönemin CHP'li belediye başkanı Halil Posbıyık arasındaki ilişki, daha sonra Erdoğan'ın selefi Ercan Candan'ın önce CHP'li belediye, sonra da AK Partili belediye ile ilişkisi siyasetin ekseninde belirleyici konular arasında yer aldı.
Konuyu biraz daha geliştirirseniz, mesela CHP'de Yaşar Balcı-Hayrettin Kartal-Şerif Sertan Ocakçı diye gelen ilçe başkanları silsilesinin, Ereğli Belediyesi ve Belediye Başkanı ile arasında yaşananların ilçede siyasete önemli gündemler sağladığı görmezden gelinemez. AK Parti'de durum farklı mı? Hadi çok eskiye gitmeyelim Erol Şahin, Adem Öztürk dönemlerinde belediye yönetimine muhalefet üzerinden siyaset üretildi mesela. Fatih Çakır döneminde Ereğli Belediyesi çevresinde odaklanan çıkar gruplarının çatışmalarını gözlemlemedik mi?
Aynı partiden belediye meclis üyeleri arasında önce CHP'de, sonra da AK Parti'de yaşanan gerginlikler hep belediye ekseni etrafında değil miydi?
***
Daha yakından bakarsanız bu hipotezi doğrulayan başka veriler de bulabilirsiniz. Mesela belediye başkanlarının hepsinin Ankara'ya kapağı atmak heveslisi olmasına rağmen, yerel ölçekte vekillerin ağırlığının belediye başkanı kadar olmadığını gözlemleyebilirsiniz.
Bunda şaşıracak bir şey yok. Zira vekil devletin maaşlı-bordrolu elemanıyken, belediyeler büyük bütçeleri yöneten, hizmetleri bu bütçelerin yanı sıra devletin sağladığı bazı imkanlarla getiren devasa çarklardır. Ulaşılması kolaydır ve mümkün olduğu vakalarda istenen neticeyi milletvekilleri üstünden merkezi hükümetten temin etmek, iki adım ötedeki belediyeden temin etmekten çok daha müşkül iştir.
İşadamı, esnaf, sivil toplum kuruluşlarının büyük bölümünün belediyeden birtakım beklentileri vardır. Bu kişi ve gruplar siyasetle ilişki kurduklarında genelde bu beklentiler üzerinden yürütürler ilişkilerini. Söylenmesi gerekenleri, söylenmemesi gerekenleri tartarken bir gözleri endazeye, bir gözleri belediye bakar bunların.
Hal böyle olunca da tüm siyaset belediye çevresinde şekillenir.
***
Gelelim en baştaki meseleye...
İlçe siyaseti önceki yıllara göre daha az kavga üretmesine karşılık, yine de ilçe menfaatlerinin elde edilmesine yönelik bir ortam oluşmaması şaşırtıcı mı değil mi?
Öncelikle, böyle bir ortamın oluşması, merkezi hükümet olanaklarından yararlanmak veya olası sıkıntılardan bu yolla kaçınmak gibi bir taleple gerçekleşebilirdi. Birliktelik sözü ne kadar gündeme gelse de, ya talep edilecek ortak bir fayda bulunmuyor yahut ortak fayda olduğunda ittifak edilen konular böyle işlere yatkın kişilerin ilgisini çekmiyor. Zira eğer siyasetin ekseni ilçe menfaatini elde etmek olsaydı, çatışma ortamının azaldığı durumlarda, hizmet için yola çıktığını öne sürenlerin asgari müşterekte buluşması gerekirdi.
Demek kimaalesefilçe siyasetini yönlendirme iddiasındaki siyasi partiler ve grupların öncelikli kaygılarıyla ilçenin öncelikleri örtüşmüyor. Peki, ülke genelinde kamuoyunu etkileyen konularda siyasi partilerden ziyade sivil toplum kuruluşlarının görüş beyan etmesi ve yüzlerce kişinin siyaset yaptığı bir ilçede, kamuoyu gündeminin sadece yerel yönetimle alışverişi bulunan beş-on kişi tarafından oluşturulması da bir probleme işaret etmiyor mu?
.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© degisimmedya.com
İletişim Bilgileri Künye İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz. Tel : 0 372 322 27 30
E-posta: info@degisimmedya.com


















