
DEJA VU...
01 Mart 2019 08:48:33
Ereğli'ye bağlı Ören İlkokulu, Erdemir İlkokulu ve Ereğli İlkokulu'nda eğitim veren genç öğretmenler "Bir Milyon Mavi Kurdele" diye bir proje başlattı. Ayrıntıları haberlere konu olduğundan burada tekrar etmek gereksiz.
Proje, e-twinning faaliyetleri kapsamında, nadir görülen hastalıklara dikkat çekmeyi ve bunlarla mücadelenin geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçlıyor. Nadir hastalıklar deyince, hastalığın birim nüfusa düşen oranıyla ilgili bir şeyden söz edilmiyor sadece. Bu hastalıklar özellikle çocuklarda görülüyor olması ve ömrü kısaltıcı etkileri nedeniyle diğer hastalıkların açtığı hasarlardan daha fazlasını yaratmasıyla da dikkat çekici.
Projeyi sahiplenen üç okuldan birkaç öğretmen, farkındalık etkinlikleri kapsamında Değişim Radyo'da bir programa katıldılar. İlk mavi kurdelemizi orada taktık. Proje ekibi daha sonra Kaymakam Çorumluoğlu'nu ziyaret ettiler. İkinci mavi kurdelemizi de orada taktık.
Ziyaret kaymakamlıkta vakıf toplantısı esnasında gerçekleştirildi ve Kaymakam Çorumluoğlu'nun görüşlerini beyan etmekte genelde hevesli olmasına rağmen, bu konudaaynı duyguları paylaştığımdan rahatlıkla anlayabildiğim bir olgusöyleyebilecek fazla bir şeyi olmamasının gerginliğini yaşadığını müşahede ettim.
Bu gerginlik hali, elinden geleni yapmak istemesine rağmen, elinden pek az şey gelebileceğini bilen insanların ruh halidir. Karşınızda evrende hiçbir şeyin yardım edemeyeceğini bildiğiniz çocuklar varken, o çocuğun da kendi çocuğunuz gibi, kendi çocukluğunuz gibi büyüklerin dünyasından medet umduğunu bilirken boğazınız düğümlenmiyorsa, kendi insanlık seviyenizden şüphe etmeniz gerekir.
Bu duygunun bir benzerini, Çorumluoğlu'ndan önceki üçüncü kaymakam olan Osman Ekşi'nin Lösemili Çocuklar Vakfı ziyaretinde yaşandığını hatırlıyorum. O zamanlarda Lösemili Çocuklar hakkında bilgimiz de zayıftı. Ekşi, ziyarette LÖSEV Temsilcisi Merhum Dostum Zeki Erkez'in önüne koyduğu broşürlerde konuşmasında işine yarayacak bir aradıktan sonra, bu derinlikte bir duyguyu nadiren taşıyan o sorulardan birini sormuştu:
"Bir şeyler ikram etmek istiyoruz ama bilemiyoruz, çocuklar çikolata yiyebiliyor mu?"
Aradan on yılı aşkın süre geçtikten sonra, aynı toplantı salonunda, aynı koltukta otururken, aynı sıkıntıyı mevcut kaymakamın da yaşaması, bir Deja Vudaha önce de bu manzarayı görmüştüm hissiyaşatıyor insana.
***
Kaymakamlıktan çıktıktan bir buçuk saat sonra aynı Proje ekibinin "Bir Milyon Mavi Kurdele" projesinin tanıtımı kapsamında Abdi İpekçi Sergi Salonunda düzenlenen etkinlikte de hazırun arasında yerimizi aldık. Üçüncü mavi kurdelemizi de orada taktık.
Duvarlarda, nadir hastalıklara yakalanan büyük çoğunluğu çocuklardan oluşan hastaların resimleri... Bir sergiyi gezmenin ne kadar zor olabileceğini, bu sergiyi gezmedikçe bilemezsiniz. Her kareden yaşama tutunma arzusu, çaresizlik ve keder akıyor. Görebileceğiniz en güzel çocuklardan biri, dört kolu var. Mavi cilt hastalığına tutulmuş yaşlıca bir kişi... Bacakları yapışık bir bebek... En ufak sadmeyle kemikleri kırılan yeniyetmeliğe merdiven dayamış çocuklar... Her biri öbüründen daha sarsıcı birçok kare... Sadece gözünüzün ucuyla bakabileceğiniz, bakarken keder mi, çaresizlik mi, cılız ömrünüz içinde herhangi bir derde derman olamamaktan kaynaklanan bir utanç mı, yoksa hepsinin karışımını mı hissettiğinizi bilemeyeceğiniz bir sürü kare...
Etkinliğe katılan Belediye Başkanı Hüseyin Uysal'ın bileki kendisi de bir tıp doktorudur biliyorsunuz diyecek fazla sözü yok. "Neye ihtiyacınız olursa yanınızdayız" diyor. Denilecek başka bir şey yok ki.
Herkesin bildiği bir önermedir: Ne kadar ürpertici olursa olsun, gözlerinizi kapatmak suretiyle gerçeği yok edemezsiniz. Tıpkı bu şekilde bu hastalıklara yakalanan çocukların ve ailelerinin, içinde yaşadıkları toplumun içinde çaresizce çare arıyor olduğu gerçeğini ortadan kaldıramayacağınız gibi...
Fakat tecrübe birçok kez kanıtlamıştır; bir olumsuzluğun farkına varılması, onun çözümünün bulunmasında çok önemli bir mesafe alınmasını sağlar. Türkiye'de çoğu çocuk olmak üzere altı yedi milyon kişinin bu hastalıklara maruz kişi olduğunu söylüyor proje öğretmenleri... Günlük yaşamda sık görülen hastalıklar için yüzlerce, belki binlerce hastane kuran bir sağlık sistemi, hiç değilse bu türden hastalıklar için her biri bir coğrafi bölgenin kolay erişim mesafesinde kalan, bölgesel nitelikte birkaç klinik kuramaz mı?
Kurar... Fakat önce bunun bir ihtiyaç olduğunun fark edilmesi lazım. İşte yukarıda ifade edilen konuda "Farkındalık" denilen şey, kendi başına bu hastalıkların varlığını bilmek değil, bu konuda bir şeyler yapılması ihtiyacının farkına varılmasıdır.
Bir günlüğüne de olsa yakanıza bir mavi kurdele takmak belki sizin için çok ufak, anlamsız görünen bir şeydir ama böyle bir hastalık taşırken, yakanızda mavi kurdeleyle sizi gören bir çocuk için zannettiğinizden çok daha anlamlıdır bu eylem...
Bu etkinliklere destek vermenizi öneririm.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© degisimmedya.com
İletişim Bilgileri Künye İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz. Tel : 0 372 322 27 30
E-posta: info@degisimmedya.com


















