Son Dakika |  Büyük kavga… Çok sayıda ekip sevk edildi…
  Son Dakika |  Ağaçtan düştü…
  Son Dakika |  Feci kazada 2 kişi öldü!
  Son Dakika |  Başkan Ünlüer ve Yönetimi de katıldı
  Son Dakika |  İşçi servisine çarptı!
  Son Dakika |  Kontrolden çıkınca!.....
  Son Dakika |  FRENİ PATLAYINCA!.......
  Son Dakika |  Feci kaza…
  Son Dakika |  Refüje çıktı!....
  Son Dakika |  Talihsiz genç ölü bulundu
28 Nisan 2026 Salı
Değişim Medya  |  Haber |  Dergi  |  Radyo - 0 372 322 27 30
logo
  •  
    •  » GÜNCEL
    •  » KÜLTÜR
    •  » SİVİL TOPLUM
    •  » KULİS HABER
    •  » YEMEK
    •  » DİN VE MEZHEPLER
    •  » EREĞLİ TARİHİ
    •  » FOTO GALERİ
    •  » VİDEO GALERİ
    •  » YAZARLARIMIZ
    •  » RÖPORTAJ
    •  » SİNEMA
    •  » TEKNOLOJİ
    •  » DİYALOG
  • SİYASET
  • AKÇAKOCA
  • EKONOMİ
  • GÜNDEM
  • ASAYİŞ
  • YAŞAM
  • SAĞLIK
  • MEDYA
  • SPOR
  • EĞİTİM
BİZ ESKİDEN...

BİZ ESKİDEN...
17 Mart 2016 09:00:51

Yazar : Hüseyin Aksakal

        

İnsanların yaşı ilerledikçe eski, güzel ve acayip günler birer birer gelip kapısına dayanır. Bunun açıklaması muhtemelen ilk gençlik yıllarına duyulan özlem veya bugünün stresinden, yorgunluğundan kurtulmak ihtiyacını karşılamaya yönelik yarı bilinçli bir çabadır.

Çok eskiden, (1950-60'lı yıllar) Bugün herkesin "Muhtar Çakmağı" olarak bildiği gazyağı veya başka petrol ürünleriyle çalışan ilkel çakmak türü, sadece seçkin kişilerin kullanabildiği lüks bir araçtı. (Bakmayın –di'li geçmiş ifadeye, bunları şahsen yaşayan pek az artık. Bunlar büyüklerin anlatması) Geçtim muhtar çakmağından, Ereğli'nin köylerinde çoğu evde kibrit bulunmazdı. Yaz kış evin ocağında yanan (Ocağı tütmek deyimi buradan gelir) ateşi tutuşturmak için çakmaktaşı ve kav kullanılırdı.

Çakmaktaşı ve kav ile ateş yakmak hayli zahmetli olduğundan ateş söndüğü vakit, evin büyük anası kapıdan çıkarak komşuların hangisinin evinde ateş yandığını gözlemek için bacalar bakardı. Bacadan duman tüten en yakın komşuya gidilip, otlası (ucunda köz bulunan ufak bir odun parçası-isim belki farklı köylerde aynı olmayabilir) istenirdi.

Ateşi almaya giden kişi, köz sönmesin diye otlasıyı kaptığı gibi, bir koşu üfleye üfleye evine gider. Bununla kendi ateşini yakarmış. Kapıya otlası istemeye gelen komşuların geri çevrilmesi düşünülecek şey değildi.

Bugün hala misafirliğe gidilen evden erkenden kalkmak isteyenlere "Ateş almaya mı geldin?" diye sorulması bu yüzdendir.

***

Ereğli'nin köylerinde yaşayanların ekmeğini sanayi sektöründen kazanan tarım insanları olduğu çoğu kişi tarafından bilinir.

Eskiden, her ev sahip olduğu tüm arazileri karasabanla sürmek veya kazmayla kazmak suretiyle işlerdi. En yoksul sayılan evlerin altında insan gücü dışında yük taşımada kullanılan eşekler vardı. Biraz daha hallice olanlar katır edinirdi.

Bunlar yine de gerçek bir üretim gücü oluşturmaya yeterli değildi. Birleşik, nüfus olarak kalabalık aileler aynı zamanda bir çift öküz de beslerdi. (Veya belki de tam tersine, öküzler o aileyi beslerdi)

At sadece yük taşımada kullanışsız olan bu türü istihdam edecek kadar hali vakti yerinde olanların sahip olabileceği bir ayrıcalıktı. Bu yüzden ortalama bir köyde her yüz semere karşılık, iki tane eyer bulunurdu.

Bu emekçi hayvanlara sahip olmak insanların işini kolaylaştırıyordu zannedilmesin. Katırı yükleyen kişiler, çoğu zaman kendi sırtlarına da katırın bir dengi kadar yük alırdı.

Tarımsal üretimde hayvanların kullanımı, traktör tarımına uygun olmayan köylerde yakın zamana kadar sürdü.

Sonra patpatlar çıktı mertlik bozuldu.

***

Eskiden köylerde güvenlik, bugün kentlerde olduğu kadar önemli bir problemdi.

Eşkiyalık geleneği Batı Karadeniz Bölgesi'nde pek bulunmaz. Ancak dönemin koşullarında asker kaçaklarını yakalamak bugün olduğundan çok daha müşkül işmiş. Dahası özellikle 2. Mükellefiyet döneminde madenden kaçanların da yakalanması gerekiyormuş ki bu jandarmanın tek başına uğraşacağı bir iş olmadığından köylerde "korucu" (Ereğli ağzıyla 'Gurcu') bulunurmuş.

Korucular köyün yaşını başını almış insanları arasından gönüllülük esasına göre belirleniyordu. Bir kez seçildiğinde eski bir mavzer ve bir kartuş mermi bu gönüllüye muhtar tarafından zimmetlenirdi. Bu tüfek aynı zamanda korucunun itibar kaynağı olarak görülürdü. Zira köy yerinde tüfek namına en kelli felli alet o zamanlar eski, işlemeleri çift kırma tüfeklerdi.

Askerlik çağı gelenlerin bulunması, mahkeme ilamlarının muhataplarına ulaştırılması gibi işler de muhtarın astı ve sağ kolu sıfatıyla korucuya aitti. Kimi zaman da konjonktüre bağlı görevler de korucu tarafından ifa edilirdi.

Çocukluğumuzda (İlkokula yeni başladığım 1974 yılı, Birinci Milliyetçi Cephe Hükümeti döneminde) Kıbrıs barış harekatı yapıldı. Olası uçak saldırılarına karşı köylerde karartma uygulandı. Bu şu demek oluyor: gün biterken perdeleri sıkıca kapatıyorsunuz, evdeki gaz lambası, kandil ne varsa ışıkları söndürüyorsunuz. Böylece yukarıdan geçen uçakların ışıkları görmesinin önüne geçiliyordu.

Kıbrıs nire, Yunanistan nire, Ereğli nire demeyin. Çocuk aklımızla savaş halini hissediyor, gerçekten bir gece bizim de bombalanabileceğimizi düşünüyorduk!

İşte bu dönemde korucular geceleyin herkesin yatma saatinde köyde teftişe çıkar, hakikaten karartma uygulamasına uyulup uyulmadığını denetlerdi. Evden dışarı bir ışık sızdığını gördüklerinde bağırırlardı.

"Hane sahibi! Işığını söndür!"

Teftişlerini tamamlamalarının ardından da köyün mülki amiri olan muhtara gidip rapor verirlerdi... Muhtarın ertesi günü gelip "Hane sahibi"ni fırçalaması işten değildi. Çocuklar olarak korucudan da, muhtardan da korkardık.

Bugün silahların patladığı, bombaların düştüğü kentlerde yaşayan çocuklar kim bilir nasıl korkuyordur!

Bu Yazı Toplam 1740 Defa Okunmuştur

ETİKETLER : Yazdır

      Yorumlar

    Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
    Henüz bir yorum yapılmamış

     Diğer Yazıları


    • HAVADAN SUDAN…
      30-09-2019 | 07 : 59 53
    • KAMPÜS SORULARI
      30-03-2018 | 08 : 44 13
    • DÖNER ÜSTÜ HABER...
      19-07-2017 | 09 : 50 49
    • ZAM DİYE BİR ŞEY …
      07-09-2019 | 08 : 17 26
    • UNUTMADIK DİYORUZ AMA…
      17-08-2019 | 08 : 32 06
    • "TAŞ İŞTE..."
      22-12-2016 | 09 : 23 15
    • GUGUK KUŞU YUMURTASI...
      10-08-2016 | 08 : 43 05
    • İYİ PARTİ...
      01-11-2017 | 08 : 44 25
    • EKSİK OLMASINLAR...
      08-03-2018 | 08 : 05 49
    • CHP... CHP... CHP...
      10-09-2018 | 10 : 05 30
    • ALAPLI’DA ALTIN ARAMAK…
      04-09-2019 | 10 : 22 27
    • YİNE CHP...
      16-11-2018 | 10 : 53 45
    Tüm Yazıları

     Köşe Yazarlarımız


    • Semih ÇOLAK
      Semih ÇOLAK
      SEÇMEN NE DEDİ?
    • Op. Dr. Erol GÜNEN
      Op. Dr. Erol GÜNEN
      Kemiklerinizi Sessizce Çürüten 6 Alışkanlık
    • Şenol AZMAN
      Şenol AZMAN
      “Aman doktor, yaman doktor. Derdime bir çare!” – 2-
    • Merve KIRAN
      Merve KIRAN
      KİLO KONTROLÜNDE KİLİT NOKTA: ARA ÖĞÜNLER
    • Konuk Yazar
      Konuk Yazar
      Temiz enerji ve gelecek mücadelesi
    • Uğuralp CİVELEK
      Uğuralp CİVELEK
      “Bu bir suç duyurusudur”
    • Özkan Doğan
      Özkan Doğan
      YEREL RADYO VE REKLAM
    • doğan  yıldıztan
      doğan yıldıztan
      Bir Başka Avrupa!
    • UĞUR DEMİROĞLU
      UĞUR DEMİROĞLU
      HALKIN PARTİSİNDE YENİ YÖNETİM BELİRLENDİ…
    • Hasan Vehbi Ersoy
      Hasan Vehbi Ersoy
      DEİZM-TEİZM-ATEİZM-PANTEİZM’E BAKIŞ
    • Özge CERRAH
      Özge CERRAH
      ÖĞRENECEK ÇOK ŞEY VAR...
    • İsmail DEMİREL
      İsmail DEMİREL
      SAĞLIKTA OLUMSUZ İŞLER
    • Harun KARA
      Harun KARA
      ÖĞRETMENİM , HAKKINI NASIL ÖDERİM !
    • Uzman Klinik Psikolog Erkan EZERÇE
      Uzman Klinik Psikolog Erkan EZERÇE
      SEVGİ ASLA YETMEZ!
    • Dilek Şen Karakaya
      Dilek Şen Karakaya
      KAYIP-YAS SÜRECİ
    • Hamdi Güner
      Hamdi Güner
      DÜNYASI İÇİN DÜRÜST OLARAK ÇALIŞAN MÜSLÜMAN AHİRETİNİ DE MAMUR EDER
    • Hüseyin Aksakal
      Hüseyin Aksakal
      HAVADAN SUDAN…
    • Elif Yapıcı
      Elif Yapıcı
      ECHO İLE NARCİSSUS’ UN ACI VEREN HİKÂYESİ
    • Durul Mert M.A Ed.
      Durul Mert M.A Ed.
      İNSANLARIN EN BÜYÜK ARZUSU MUTLULUK AMA NASIL MUTLU OLABİLİRİZ?
    • Kudret Yavuz Eren
      Kudret Yavuz Eren
      Çocuğunuz her şeyi unutuyor mu?

     Çok Okunan Köşe Yazıları


    • BUGÜN
    • BU HAFTA
    • BU AY

    » Henüz BUGÜN Yazı Görünmüyor
    • Editör Görseli
      Op. Dr. Erol GÜNEN
      Kemiklerinizi Sessizce Çürüten 6 Alışkanlık
    • Editör Görseli
      Op. Dr. Erol GÜNEN
      Kemiklerinizi Sessizce Çürüten 6 Alışkanlık
    • Editör Görseli
      Op. Dr. Erol GÜNEN
      5 Dakikada Muayene Mümkün mü? Sağlıkta Hız mı, Doğruluk mu?
    Değişim Medya  |  Haber |  Dergi  |  Radyo - 0 372 322 27 30
             

    © degisimmedya.com

     İletişim Bilgileri
     Künye
    İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın
    Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
    •   ASAYİŞ
    •   EĞİTİM
    •   GÜNCEL
    •   KÜLTÜR
    •   KULİS HABER
    •   SİNEMA
    •   TEKNOLOJİ
    •   TÜRKİYE
    •   DÜNYA
    •   FOTO GALERİ
    •   VİDEO GALERİ
    •   YAZARLARIMIZ
    •   GÜNÜN HABERLERİ
    •   Arşiv
    Tel : 0 372 322 27 30

    E-posta: info@degisimmedya.com