
BENCE...
02 Ekim 2018 08:32:01
Geçen hafta Perşembe gününden beri sık sık Ereğli Belediyespor'un Antalyaspor ile oynadığı maçı konuşuyoruz. Elden kaçan bir halkla ilişkiler mucizesi olduğu görüşü kamuoyunda bir hayli yaygın.
Yine de bana göre, Bölgesel Amatör Lig'de top koşturan Ereğli Belediyespor'un yeni adıyla Vefa Karakurdu Stadı'nda Süper Lig takımlarından Antalyaspor karşısında elde etmeyi umabileceği ve elde edemediği herhangi bir şey yok. Zira burada asıl hedef Antalyaspor'u yenmek değil, yenebileceğini göstermekti ve gerek teknik heyet, gerekse futbolcular bu hedefe erişti, hatta yenmeye de kıl payı yaklaştılar.
Bundan daha iyisi Ereğli Belediyespor'un turu geçmesi olabilirdi. Olsaydı başka güçlü takımlarla karşı karşıya gelme fırsatı olacaktı. Yine de bir iki tur daha geçtikten sonra oyuncuların üstündeki baskı çok daha büyüyecek, her takımın yenilebilir olduğuna dair kamuoyunda yükselen inancın nesnesine dönüşeceklerdi. Olmamış bir şey üzerinde fikir beyan etmeyi belki yanlış görenler olacaktır ama bir miktar daha başarı, sahiplenmek isteyenler arasında kendi çapında krizlere yol açabilirdi. Yenseydi de o krizlerle baş etmenin yollarını da arasaydık ama dediğim gibi bu olmadı.
Şimdi elimizde Antalyaspor'u yenecek güçte ama ligin ilk iki maçından iki beraberlikle dönmüş bir takım var. Takımın Perşembe performansına bakınca çok matah bir durum değil bu. Şimdi bu takımın karşılaşabileceği BAL takımlarının hepsini yenebileceğini biliyoruz. Artık herhalde asıl odaklanmak gereken konu budur...
KEŞKE BÖYLE OLMASAYDI...
Yazar Yavuz Bahadıroğlu'nun Ereğli programı, kamuoyunda daha önce bir televizyon programında Atatürk düşmanı konuşmalar karşısında suskun kalması olayının anısı taze olduğundan iptal edildi. Atatürk'ün aile efradına yönelik ithamlar çok çirkindi, gerek sosyal, gerek inanç, gerekse başka açılardan, bizim toplumumuz ölmüş insanlar hakkında böyle yaklaşımlara izin vermez. Kaldı ki bu kişiler yurdu işgalden kurtaran, ülkeyi kuran, ömrünü çağdaş medeniyet seviyesi hedefine kendi ülkesini eriştirmeye çalışan bir kişinin aile efradı olunca, bu konuda hassasiyet gösterilmesi kaçınılmaz.
Fakat her yanlış onu yapan aittir. Yanlış yapanlar bunların sonuçlarıyla yaşamak zorundadır. Bence Bahadıroğlu Ereğli'ye gelmeli, eğer söyleyebiliyorsa o programa katılan diğer şahsın görüşleri konusunda tutumun açıklayabilmeliydi. Bence bir insanın görüşleri dolayısıyla bir yere gelmesinin engellenmesi yerine, o görüşün yanlışlığını savunanların yekpare kayadan bir dağ gibi durabilmesi, kendi karşı görüşlerini yüksek sesle söylemesi gerekirdi.
Keşke beğenmedikleri fikirlere veya söylemlere kulaklarını kapatmayı tercih eden, sadece beğendiği fikirleri dinlemeye açık bir toplum olduğumuz izlenimi vermeseydik. Bunu yapmasaydık Bahadıroğlu veya benzerlerinin bu toplumun genelini temsil etmediğini çok daha uygar bir şekilde göstermiş olabilirdik.
KESTANE KEBABININ ÜSTÜNDEKİ GÖLGE...
Şimdi bula bula bu konuyu mu buldun demeyiniz. Orman köylülerinin sonbahar aylarında ormanlık alanlarda kestane toplaması Orman İşletme müdürlüğünün iznine bağlanmış. Bir miktar para ödüyorsunuz, işletme size kestane toplama izni veriyor.
Hatırlıyorum da ilçenin en güzel ekosisteminin içine bir termik santral yapılması girişimi yapıldığında ormana komşu köylerde yaşayanlar tepki göstermiş, bu işin girişimcisi olan şirket ve siyaset kurumu geri adım atmıştı. Köylülerin termik karşıtı inadı ne istihdam vaatleriyle aşılabilmiş, ne de başka bir ikna yöntemiyle aşılabilmişti. Köylüler ormanlara, ağaçlara, ormanın içinde yetişen çeşitli otsu bitkiler, kelebekler, böcekler, kuşlar ve çeşitli yırtıcı hayvanların yaşam alanlarına sahip çıkarken, Orman işletme kendi işine gücüne bakıyordu. Şimdi ormanın kullanım haklarını böyle kısıtlaması ne kadar ironik.
Orman köylüleri ormanların nimetlerinden yararlanamayacak olduktan sonra, ormanın içinde veya yakınında yaşamalarının ne anlamı var? Ormandan yaş ağaç kesimi ile ilgili mücadele edilmesini bundan hariç tutmak gerek ama kestane toplamayı sınırlayan bu uygulamanın kalkması gerekir.
Belki başka ve vatandaşın hayatını kolaylaştıracak başka bir çıkış bulunabilir. Orman muhafaza memurlarının köylere gidip bu izin konusunda işlemleri yapması daha yerinde olurdu. Köyde yaşayanlar bürokratik işlemlerden çekinir çünkü. Kestane toplayacak kişilerden pek azı Orman işletme müdürlüğüne gidip bu işlemi yapmak ister.
Yine de en doğrusu uygulamanın tümden kaldırılması olacaktır.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© degisimmedya.com
İletişim Bilgileri Künye İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz. Tel : 0 372 322 27 30
E-posta: info@degisimmedya.com


















