Büyük kavga… Çok sayıda ekip sevk edildi…
  Ağaçtan düştü…
  Feci kazada 2 kişi öldü!
  Başkan Ünlüer ve Yönetimi de katıldı
  İşçi servisine çarptı!
  Kontrolden çıkınca!.....
  FRENİ PATLAYINCA!.......
  Feci kaza…
  Refüje çıktı!....
  Talihsiz genç ölü bulundu
13 Mart 2026 Cuma
Değişim Medya  |  Haber |  Dergi  |  Radyo - 0 372 322 27 30
logo
  •  
    •  » GÜNCEL
    •  » KÜLTÜR
    •  » SİVİL TOPLUM
    •  » KULİS HABER
    •  » YEMEK
    •  » DİN VE MEZHEPLER
    •  » EREĞLİ TARİHİ
    •  » FOTO GALERİ
    •  » VİDEO GALERİ
    •  » YAZARLARIMIZ
    •  » RÖPORTAJ
    •  » SİNEMA
    •  » TEKNOLOJİ
    •  » DİYALOG
  • SİYASET
  • AKÇAKOCA
  • EKONOMİ
  • GÜNDEM
  • ASAYİŞ
  • YAŞAM
  • SAĞLIK
  • MEDYA
  • SPOR
  • EĞİTİM
"ETİ SENİN, KEMİĞİ BENİM"

"ETİ SENİN, KEMİĞİ BENİM"
20 Eylül 2016 08:51:42

Yazar : Hüseyin Aksakal

  • Whatsapp ta Paylaş

Bugün 2016-2017 eğitim öğretim yılının ilk ders zili çaldı. Türkiye'de eğitim öğretimin evriminin tarihi, aynı zamanda devlet ve vatandaş ilişkisinin evriminin tarihi olarak da okunabilir.

Babalarımızın ilkokul anılarından anlaşılan o ki, Millet mektepleri ile başlayan süreçte, tüm toplumun okuryazar olması hedefi yolunda okul idaresi ve öğretmen, özellikle Anadolu'nun ücra köşelerinde devletin yüzünü temsil etmiştir. O yüzün fazla matah olmadığını söyleyen olursa ciddiye almakta yarar olduğu söylenebilir.

Yaklaşık yirmi yıl önce hayli ileri yaşta vefat eden bir tanıdığın askerliği esnasında çavuşundan yediği sopalardan gına gelerek firar ettiği anlatılırdı. Bu kişi, 1940'lı yıllarda EKİ'de mükellef olarak göreve çağrılmış, ocaktaki üretim çavuşundan yediği sopalar nedeniyle oradan da kaçmış. Jandarma teşkilatının eline geçmemek için uzun süre ormanda sadece yakınlarının bildiği yerlerde yaşamını sürdürmüş, çıkan bir afla köyüne dönmüş.

Yani, her alanda 'Dayak cennetten çıkmadır' özdeyişinin hakim olduğu bu yıllarda eğitim öğretim, köy enstitüleri veya öğretmen okulları mezunu idealist öğretmenler tarafından verildiğinden, mektebe gelen öğrencilerin yediği sopaların bu tanıdığın mükellefte veya asker ocağında yediği sopalardan farklı olmadığına emin olabilirsiniz. Babalarımızın ilkokul dönemi, aynı zamanda okulun ısınmasını sağlamak için siyah önlükleriyle, komşu köyde bulunan mektebe sırtlarında odun taşıdığı, odunun miktarının bile gelen odunlar kullanılarak sorgulandığı bir dönemdi.

Mesele sadece tek parti yönetimi dönemiyle de ilgili değildi. Nispeten yakın tarih olan 1970'li yıllarda veliler çocuklarını öğretmene "Eti senin kemiği benim" diyerek emanet ederdi.

Beyaz yaka, siyah önlük, gıslavet lastik ayakkabıların dönemi olan bu yıllarda, cumartesi günleri öğlene kadar eğitim verilirdi. Okullarda bit kontrolü, tırnak kontrolü, saç kontrolü, mendil kontrolü, çorap kontrolü (yamalı olmasında bir beis yoktu, kirli veya delik çorap giymek yasaktı) gibi kontrollere, ödev kontrolü, çanta kontrolü, ezber sınavları gibi bugün artık tarih olan kontroller de eklenirdi. E haliyle bu kadar çok kontrolün olduğu yerlerde kontrollerin hepsinden geçmek mümkün değildi. Kontrolde eksik kalmanın cezası ise tokat, tekme, sopa veya eğitim öğretim araçlarından cetvelin kullanıldığı dayaklardı.

Hayat Bilgisi dersinde, Osmanlı dönemindeki eğitim ile modern eğitim karşılaştırılırken öğrencilerin anlamasının mümkün olmadığı bir pasaj vardı. Eski eğitim sisteminde öğrenciler yerde oturuyor, medrese, mektep hocaları ellerindeki uzun sopalarla sorulan soruyu bilemeyen öğrencilerin kafasına vuruyordu. Bu pasaja göre yeni okullarda dayak falan yoktu ama öğretmenler, öğrenciler, hatta veliler bunun gerçeği yansıtmadığını pekala bilirdi.

En uslu başlısı haftada bir kez sopa yiyen modern okulların öğrencileri için bu pasajın anlamsızlığı bir yerden sonra dikkat çekmiş olmalı. Pasaj kaldırıldı mı, kaldırılmadı mı önemli değil. Bugün okullarımızdan dayak olgusunun büyük oranda kalktığını, böylece pasajın gerçeğe dönüştüğünü gözlemleyebiliyoruz. Öyle ki, kimi zaman medyaya yansıyan öğrencilerin yediği dayak haberleri, toplum tarafından infialle karşılanıyor.

Denilebilir ki, dayak vardı ama o günlerde eğitim de başkaydı. Kalite yüksekti. İlgisi yok. Eğitimin genel seviyesi, son elli yıllık dönemde her geçen yıl biraz daha yükseldi. Okuma yazma, dört işlem gibi temel bilgiler, o günlere göre çok daha erken dönemlerde öğrenilebiliyor artık. Bu da pedagoji ilminin her geçen gün atadan kalma kızılcık sopasının yerini aldığının bir göstergesi.

Ancak kaygı verici gelişmeler de var. Elli yıl önce öğretmenlerin aidiyet önceliği öncelikle devleteydi. Öğretmenler güzel bir geleceğe kendi meşreplerince inanan kişilerdi. Köy okulu öğrencilerin neredeyse tamamı büyüyünce öğretmen olmak isterdi. Öğretmenin doğruluğu tartışma götürmezdi.

Son otuz yılda öğretmenliğin idealist hedeflerden başka arayışlara yöneldiği, 15 temmuz soruşturmalarının ardından iyice ortaya çıktı. Sadece FETÖ de değil, terör örgütlerine destek verdiği öne sürülerek açığa almalar da yaşandı. Bu durum, öğretmenlik mesleğinin devletle ilişkisinin de olumsuz anlamda evrildiğini gözler önüne seriyor.

Negatif görünümlü bir başka eğilim ise, eğitimin her aşamasında birlikte iş görmeyi öğretmemiz gereken çocukları birbiriyle yarışmaya mecbur bırakan sınav odaklı eğitim sistemine yöneliştir. Bizde birliktelik kavramının içinin bu kadar boş olmasının nedenlerinden biri belki de budur.

Kendi çocukluğunun, eğitiminin daha sonraki nesillerden iyi olduğu iddiası, egosentrisizmin tuzaklarından biri. Eğitim ortamında her ne kadar sorunlar devam ediyor olsa da, pozitif gelişmelerin diğerlerine oranla daha baskın olduğunu, bugünkü çocuk ve gençlerin de orta yaşlara merdiven dayayanların çocukluğunda olduğundan daha fazla saygıyı hak ettiğini düşünmüşümdür hep... Bu onları yetiştiren eğitim ordusunun neferleri için de geçerlidir...

2016-17 Eğitim Öğretim yılının tüm öğrencilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize, bölgemiz ve vatanımıza hayırlı olmasını, başarılar getirmesini diliyorum.

Bu Yazı Toplam 1737 Defa Okunmuştur

ETİKETLER : Yazdır

      Yorumlar
    Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
    Henüz bir yorum yapılmamış

     Diğer Yazıları


    • HAVADAN SUDAN…
      30-09-2019 | 07 : 59 53
    • KAMPÜS SORULARI
      30-03-2018 | 08 : 44 13
    • DÖNER ÜSTÜ HABER...
      19-07-2017 | 09 : 50 49
    • ZAM DİYE BİR ŞEY …
      07-09-2019 | 08 : 17 26
    • UNUTMADIK DİYORUZ AMA…
      17-08-2019 | 08 : 32 06
    • "TAŞ İŞTE..."
      22-12-2016 | 09 : 23 15
    • GUGUK KUŞU YUMURTASI...
      10-08-2016 | 08 : 43 05
    • EKSİK OLMASINLAR...
      08-03-2018 | 08 : 05 49
    • ALAPLI’DA ALTIN ARAMAK…
      04-09-2019 | 10 : 22 27
    • İYİ PARTİ...
      01-11-2017 | 08 : 44 25
    • CHP... CHP... CHP...
      10-09-2018 | 10 : 05 30
    • İYİ PARTİ, MHP, SAADET PARTİSİ
      19-07-2018 | 08 : 03 14
    Tüm Yazıları

     Köşe Yazarlarımız


    • doğan  yıldıztan
      doğan yıldıztan
      Bir Başka Avrupa!
    • UĞUR DEMİROĞLU
      UĞUR DEMİROĞLU
      HALKIN PARTİSİNDE YENİ YÖNETİM BELİRLENDİ…
    • Hasan Vehbi Ersoy
      Hasan Vehbi Ersoy
      DEİZM-TEİZM-ATEİZM-PANTEİZM’E BAKIŞ
    • Semih ÇOLAK
      Semih ÇOLAK
      SEÇMEN NE DEDİ?
    • Konuk Yazar
      Konuk Yazar
      Temiz enerji ve gelecek mücadelesi
    • Uğuralp CİVELEK
      Uğuralp CİVELEK
      “Bu bir suç duyurusudur”
    • Özkan Doğan
      Özkan Doğan
      YEREL RADYO VE REKLAM
    • Şenol AZMAN
      Şenol AZMAN
      “Aman doktor, yaman doktor. Derdime bir çare!” – 2-
    • Op. Dr. Erol GÜNEN
      Op. Dr. Erol GÜNEN
      Kitosan Enjeksiyonları Gerçekten Mucize mi?
    • Merve KIRAN
      Merve KIRAN
      KİLO KONTROLÜNDE KİLİT NOKTA: ARA ÖĞÜNLER
    • Özge CERRAH
      Özge CERRAH
      ÖĞRENECEK ÇOK ŞEY VAR...
    • İsmail DEMİREL
      İsmail DEMİREL
      SAĞLIKTA OLUMSUZ İŞLER
    • Harun KARA
      Harun KARA
      ÖĞRETMENİM , HAKKINI NASIL ÖDERİM !
    • Uzman Klinik Psikolog Erkan EZERÇE
      Uzman Klinik Psikolog Erkan EZERÇE
      SEVGİ ASLA YETMEZ!
    • Dilek Şen Karakaya
      Dilek Şen Karakaya
      KAYIP-YAS SÜRECİ
    • Hamdi Güner
      Hamdi Güner
      DÜNYASI İÇİN DÜRÜST OLARAK ÇALIŞAN MÜSLÜMAN AHİRETİNİ DE MAMUR EDER
    • Hüseyin Aksakal
      Hüseyin Aksakal
      HAVADAN SUDAN…
    • Elif Yapıcı
      Elif Yapıcı
      ECHO İLE NARCİSSUS’ UN ACI VEREN HİKÂYESİ
    • Durul Mert M.A Ed.
      Durul Mert M.A Ed.
      İNSANLARIN EN BÜYÜK ARZUSU MUTLULUK AMA NASIL MUTLU OLABİLİRİZ?
    • Kudret Yavuz Eren
      Kudret Yavuz Eren
      Çocuğunuz her şeyi unutuyor mu?

     Çok Okunan Köşe Yazıları


    • BUGÜN
    • BU HAFTA
    • BU AY

    » Henüz BUGÜN Yazı Görünmüyor
    • Op. Dr. Erol GÜNEN
      Kitosan Enjeksiyonları Gerçekten Mucize mi?
    • Op. Dr. Erol GÜNEN
      İlk Çocuk, İlk Endişeler
    • Op. Dr. Erol GÜNEN
      Kitosan Enjeksiyonları Gerçekten Mucize mi?
    Değişim Medya  |  Haber |  Dergi  |  Radyo - 0 372 322 27 30
             

    © degisimmedya.com

     İletişim Bilgileri
     Künye
    İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın
    Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
    •   ASAYİŞ
    •   EĞİTİM
    •   GÜNCEL
    •   KÜLTÜR
    •   KULİS HABER
    •   SİNEMA
    •   TEKNOLOJİ
    •   TÜRKİYE
    •   DÜNYA
    •   FOTO GALERİ
    •   VİDEO GALERİ
    •   YAZARLARIMIZ
    •   GÜNÜN HABERLERİ
    •   Arşiv
    Tel : 0 372 322 27 30

    E-posta: info@degisimmedya.com