
Riya Yapan Kullardan Olma
10 Ocak 2011 09:51:00
RİYA NEDİR?
İş, söz ve davranışlarda gösterişe yer verme; bir iyiliği veya salih bir ameli Allah'ın rızasını kazanmak niyetiyle değil, insanların beğenisi için yapma. Bu davranışta bulunan kimseye riyakâr denir ,yaptığı küçük şirk yani riyadır.
BAKTABUL
Riyakar, ALLAH'ın değil, diğer insanların rızasını gözetendir. ALLAH için yapılması gereken ameller diğer insanlara sunulur ve beğeni, takdir, onaylama beklenir ki bu bakımdan riya; gizli şirk olarak da tabir edilir.
Riya, insanlar arasında manevî nüfûz, şan ve şöhret, maddî çıkar sağlamak için yapılır. Dinin dünyaya âit bu tür maddî ve manevî çıkarları elde etmek için, insanlar tarafından kutsal değerlere karşı beslenen bağlılık ve hürmet duygularına âlet edilmesi,Dini kullanarak makam,çıkar,mevki beklentisi içinde olma ,yapılan hayırlarda isim verme,reklam yaparak,göstererek, gösteriş yaparak,hayır yaparken ağlamak riyanın en kötü şeklidir. Bu tür davranışlar, hilekârlık ve yalancılıktır. İnsan şeref ve haysiyetine hakarettir.
Riyakâr kişinin söz ve davranışlarındaki samimiyetsizlikleri, diğer insanlar tarafından kısa zamanda anlaşılır. Bunlara kimse güvenmez.
Riyanın her çeşidi ahlaksızlık olduğu halde, ibadetlerde riyakâr olmak çok daha büyük bir ahlâksızlıktır. Rasûlüllah Efendimiz; Muhakkak ki, sizin için en çok korktuğum şey, küçük şirk, yani riyadır," buyurmuştur. (Tirmizi, Hudut, 24) İbadet, Allah için yapılır. Allah'ın rızası dışında bir amaçla; gösteriş olarak ibadet yapmak, Allah rızasını ortadan kaldırır. Gösteriş için ve bir çıkar düşüncesiyle Kur'ân okumak, namaz kılmak,toplum içinde namaz kılarken boynunu bükmek,ağlamak, ah çekmek, bağırmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek, sadaka vermek,dini kullanarak ,inancım gereği diyerek örnekler vererek duygu sömürürsü yapmak, yaparken de ağlamak ve bundan çıkar ummak, beklemek vb. ibadetleri boşa çıkarır. Allah Teâlâ;
"Ey iman edenler! Sadakalarınızı, insanlara gösteriş için malını harcayan, Allah'a ve âhiret gününe inanmayan kimse gibi başa kakmak ve eziyet etmek suretiyle boşa çıkarmayın. Çünkü onun bu gösterişinin hâli, üzerinde az bir toprak bulunan bir kaya parçasının hâline benzer ki, ona şiddetli bir yağmur isabet edince üzerindeki toprağı temizleyip kendisini katı bir taş hâlinde bırakır" (el-Bakara, 2/264) buyurmuştur. Şu halde, Allah'ın emrini ve rızasını düşünerek değil de, dindar görünmek için ibadet etmek, âlim ve bilgili desinler diye ilimle uğraşmak, cömert tanınmak için zekât ve sadaka vermek, riyadan ibaret kötü bir davranışın ötesinde bir anlam ifade etmemektedir. Rasûlüllah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
"Her kim duyulsun diye bir iş işlerse, Allah onun kıymetsizliğini duyurur. Her kim gösteriş olsun diye bir iş yaparsa, Allah da onun gösteriş yapmasını ve değersizliğini ortaya çıkarır" (Müslim, Zühd, 38); "Şüphesiz riya şirktir" (İbn Mace, Fiten, 16).
Dünyevî menfaat söz konusu olunca ameller boşa çıkar. Yine Rasûlüllah (s.a.v) şöyle buyurur: "Gösteriş için oruç tutan, namaz kılan, sadaka veren kimse Allah'a şirk koşmuştur" (et-Tergib ve'r-Terhib, I, 32). Hadis-i Kudsî'de de Cenab-ı Allah şöyle buyurur: "Ben ortakların ortaklığından en müstağnî olanıyım. Her kim bir iş yapar da, onda, benden başkasını ortak kılarsa onu da, o ortaklığını da terk ederim" (Müslim, Zühd, 46)
Riya çok değişik şekillerde yapılmakla birlikte, bunlarda ortak özellik, dindarlık veya dürüstlük görüntüsü altında, insanlar arasında çıkar sağlamak, şan ve şöhrete ulaşmak arzusudur. Sevmedikleri kişileri seviyormuş gibi görünen, onlara yağ çeken, öven ve böylece menfaat sağlamaya çalışan riyakârlara da bol bol rastlanır.
Riyadan uzak durmanın gerekliliği hakkında Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
"İnsanlara yalnızca tek olan Allah'a ibadet etmeleri emredilmiştir. O'ndan başka (ibadet edilecek) ilâh yoktur. O ortaklardan münezzehtir." (Tevbe, 31)
"İnsanlara yalnızca Allah'a ibadet etmeleri, dini O'na hâlis kılmaları, yalnız O'na iman etmeleri, O'nun için na¬maz kılmaları ve zekât vermeleri emredilmiştir. Sağlam ve geçerli din budur." (Beyyine, 5)
"Dini O'na hâlis kılarak Allah'a ibadet et." (Zümer, 2) Bu âyetlerde de görüldüğü gibi, Allah Teâlâ ne şekilde olursa olsun ibadet etmeyi değil, hâlis bir şekilde ve yalnız kendisi düşünülerek ibadet edilmesini emretmiştir. Bu se¬beple, riya karıştırarak ibadet edenler O'nun emrini yerine getirmemiş ve sorumluluktan kurtulmamış olurlar. Bu du¬ruma göre, namaz kılmak, zikretmek ve oruç tutmak gibi ferdî ibadetleri ifâ edenler, zühd ve uzlet gibi riyazetleri ya¬panlar, ilim öğretenler, ilim öğrenenler, âlimlere saygı gös¬terenler, çocuk yetiştiren anne ve babalar, anne babaya hür¬met ve hizmet eden evlatlar, din savaşı yapanlar, mal infak edenler, bedenî yardımlarda bulunanlar, va'z ve irşad edenler ve bunlar gibi yaptıklarının karşılığında Allah Teâlâ'dan sevap, rahmet ve cennet isteyen kimseler, yaptık¬ları ibadet, hayır ve hizmette yalnız Allah Teâlâ'yı düşün¬meli, yalnız O'nu görmeli, yalnız O'nun hatırını saymalı ve yalnız O'na yaranmaya çalışmalıdırlar.
Riyadan uzak; Günahları gizlemek gerek
Bil ki, mümin için günah işlememek esastır. Ancak bu¬na rağmen bir günah işlenmişse, o zaman da onu gizlemek vaciptir. Çünkü gizlice bir günah işlemek bir zaaf olarak görülebilse bile, açıkça ve çekinmeden günah işlemek, Al¬lah Teâlâ'ya karşı gelmek ve O'na meydan okumak anla¬mındadır. Bu sebeple, günahı açıklamak günahın kendisin¬den daha büyük bir günahtır.
Kur'ân-ı Kerim'de, "Allah kötülüğün açıklanmasından hoşlanmaz." buyrulmuştur. (Nisa, 148)
Allah Rasûlü (as) da şunu söyle¬miştir: "Kim bu pisliklerden (günahlardan) bir şeye bulaşırsa, onu Allah Teâlâ'nın emrettiği şekilde gizlesin!" (Hâkim)
Ancak, amelleri göstermekte olduğu gibi, günahları gizlemekte de riya söz konusu olabilir. Çünkü bir kimse, iş¬lediği günahı, onun kötülüğünden dolayı değil de, kendi kötülüğünü gizlemek ve günahkârlığına rağmen kendisini Allah'tan korkan ve günahlardan sakınan bir kul olarak göstermek maksadıyla gizlerse riya yapmış olur. Bu çeşit riyaya, kendilerini olduklarından farklı göstermek ve müslümanları aldatmak isteyenler başvururlar.
Allah Rasûlü (as) şöyle buyurmuş¬tur: "Aldatan bizden değildir." Maksat bu şekilde riya ve hile yapmak olmadığı zaman ise, günahı gizlemek gerekti¬ği gibi, onun bir vesile ile duyulmasından rahatsız olmak ve üzülmek de gerekir. Çünkü gizlenmesine çalışılmış ol¬masına rağmen bir günahın ortaya çıkması, Allah Teâlâ'nın onu affetmediğini gösterir. Aksi takdirde, yani Allah Teâlâ onu affetseydi onu teşhir etmezdi. Çünkü O affettiği gü¬nahları kullardan gizler.
Buna üzülmenin bir sebebi de şudur: Kişi işlediği bir günahtan samimî olarak tevbe edip ona kefaret olabilecek hayırlar yapsa bile, onun kötü izlerini çoğu insanların zih¬ninden silemez. Bu sebeple, bu kimse bu insanlar tarafın¬dan ebediyyen kötü olarak bilinir. Bu yanlış bir şeydir, fa¬kat gerçektir. Bu böyle olduğu için, geri kalan hayatında te¬miz bir sicil ile yaşamak nimetinden mahrum kalan bir kimsenin üzülmesi riya ile alâkası bulunmayan bir olaydır.
Bunun yanında, mümin olan bir kimse, günah işlese bile, günahkâr sıfatını taşımaktan sıkıntı duyar. Çünkü o, imanının gereği olarak günahlardan iğrenir ve nefret eder. Bu iğrenmek ve nefret etmek iman varlığının ve derecesi¬nin ölçüsüdür. Bu sebeple, bir kimse, günah işlesin veya iş¬lemesin, günahlardan rahatsızlık duymuyor ve günah işlenmesini normal buluyorsa onun imanı tehlikededir. Baş¬kalarına kötü örnek olmak durumuna düşmüş olmak da mümini üzer. Mümin, aynı zamanda, günah işlediğinin in¬sanlar tarafından bilinmesinden hayâ da duyar ve utanır. Bu sebeplerle, günahların ifşa olunmasından mahcubiyet ve üzüntü duymak riya değildir. Ancak hakikî ehl-i iman, günah işledikleri takdirde, Allah Teâlâ'ya karşı daha büyük bir mahcubiyet duyar ve O'nun yanındaki itibarlarını ze¬deledikleri için daha fazla üzülürler. Ayrıca, Ondan kor¬karlar. Çünkü günahın hesabını soran ve günahkârı ceza¬landıran O'dur.
Eğitimci-Yazar-Şair HARUN KARA diyor ki;
Allah'a ve insanlara karşı samimi davranarak riyadan uzak durmak mümkün olduğu kadar ibadetleri ve hayırları gizli yapmak, kimsenin görmediği yerde( evinde) Allah'tan isteme O'nun huzurunda ağlamak,şükür etmek ibadetlerin en makbulüdür. Allahın rızasını; insanların övgüsü, isteği, yergisi, korkusu,makam ve çıkar düşüncesine tercih etmek, ALLAH' IN KULUNA CENNETİ KAZANDIRIR. ALLAH RIZASI ; MÜSLÜMAN İÇİN ALLAH VE CENNET YOLUDUR.
HAYIR YAPMAKTA YARIŞ; FAKİRİ-DUL VE YETİMİ-BORÇLUYU BUL, YARDIMINI YAP. ALLAHTAN BAŞKA GÖREN VE DUYAN OLMASIN.!
İş, söz ve davranışlarda gösterişe yer verme; bir iyiliği veya salih bir ameli Allah'ın rızasını kazanmak niyetiyle değil, insanların beğenisi için yapma. Bu davranışta bulunan kimseye riyakâr denir ,yaptığı küçük şirk yani riyadır.
BAKTABUL
Riyakar, ALLAH'ın değil, diğer insanların rızasını gözetendir. ALLAH için yapılması gereken ameller diğer insanlara sunulur ve beğeni, takdir, onaylama beklenir ki bu bakımdan riya; gizli şirk olarak da tabir edilir.
Riya, insanlar arasında manevî nüfûz, şan ve şöhret, maddî çıkar sağlamak için yapılır. Dinin dünyaya âit bu tür maddî ve manevî çıkarları elde etmek için, insanlar tarafından kutsal değerlere karşı beslenen bağlılık ve hürmet duygularına âlet edilmesi,Dini kullanarak makam,çıkar,mevki beklentisi içinde olma ,yapılan hayırlarda isim verme,reklam yaparak,göstererek, gösteriş yaparak,hayır yaparken ağlamak riyanın en kötü şeklidir. Bu tür davranışlar, hilekârlık ve yalancılıktır. İnsan şeref ve haysiyetine hakarettir.
Riyakâr kişinin söz ve davranışlarındaki samimiyetsizlikleri, diğer insanlar tarafından kısa zamanda anlaşılır. Bunlara kimse güvenmez.
Riyanın her çeşidi ahlaksızlık olduğu halde, ibadetlerde riyakâr olmak çok daha büyük bir ahlâksızlıktır. Rasûlüllah Efendimiz; Muhakkak ki, sizin için en çok korktuğum şey, küçük şirk, yani riyadır," buyurmuştur. (Tirmizi, Hudut, 24) İbadet, Allah için yapılır. Allah'ın rızası dışında bir amaçla; gösteriş olarak ibadet yapmak, Allah rızasını ortadan kaldırır. Gösteriş için ve bir çıkar düşüncesiyle Kur'ân okumak, namaz kılmak,toplum içinde namaz kılarken boynunu bükmek,ağlamak, ah çekmek, bağırmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek, sadaka vermek,dini kullanarak ,inancım gereği diyerek örnekler vererek duygu sömürürsü yapmak, yaparken de ağlamak ve bundan çıkar ummak, beklemek vb. ibadetleri boşa çıkarır. Allah Teâlâ;
"Ey iman edenler! Sadakalarınızı, insanlara gösteriş için malını harcayan, Allah'a ve âhiret gününe inanmayan kimse gibi başa kakmak ve eziyet etmek suretiyle boşa çıkarmayın. Çünkü onun bu gösterişinin hâli, üzerinde az bir toprak bulunan bir kaya parçasının hâline benzer ki, ona şiddetli bir yağmur isabet edince üzerindeki toprağı temizleyip kendisini katı bir taş hâlinde bırakır" (el-Bakara, 2/264) buyurmuştur. Şu halde, Allah'ın emrini ve rızasını düşünerek değil de, dindar görünmek için ibadet etmek, âlim ve bilgili desinler diye ilimle uğraşmak, cömert tanınmak için zekât ve sadaka vermek, riyadan ibaret kötü bir davranışın ötesinde bir anlam ifade etmemektedir. Rasûlüllah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
"Her kim duyulsun diye bir iş işlerse, Allah onun kıymetsizliğini duyurur. Her kim gösteriş olsun diye bir iş yaparsa, Allah da onun gösteriş yapmasını ve değersizliğini ortaya çıkarır" (Müslim, Zühd, 38); "Şüphesiz riya şirktir" (İbn Mace, Fiten, 16).
Dünyevî menfaat söz konusu olunca ameller boşa çıkar. Yine Rasûlüllah (s.a.v) şöyle buyurur: "Gösteriş için oruç tutan, namaz kılan, sadaka veren kimse Allah'a şirk koşmuştur" (et-Tergib ve'r-Terhib, I, 32). Hadis-i Kudsî'de de Cenab-ı Allah şöyle buyurur: "Ben ortakların ortaklığından en müstağnî olanıyım. Her kim bir iş yapar da, onda, benden başkasını ortak kılarsa onu da, o ortaklığını da terk ederim" (Müslim, Zühd, 46)
Riya çok değişik şekillerde yapılmakla birlikte, bunlarda ortak özellik, dindarlık veya dürüstlük görüntüsü altında, insanlar arasında çıkar sağlamak, şan ve şöhrete ulaşmak arzusudur. Sevmedikleri kişileri seviyormuş gibi görünen, onlara yağ çeken, öven ve böylece menfaat sağlamaya çalışan riyakârlara da bol bol rastlanır.
Riyadan uzak durmanın gerekliliği hakkında Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
"İnsanlara yalnızca tek olan Allah'a ibadet etmeleri emredilmiştir. O'ndan başka (ibadet edilecek) ilâh yoktur. O ortaklardan münezzehtir." (Tevbe, 31)
"İnsanlara yalnızca Allah'a ibadet etmeleri, dini O'na hâlis kılmaları, yalnız O'na iman etmeleri, O'nun için na¬maz kılmaları ve zekât vermeleri emredilmiştir. Sağlam ve geçerli din budur." (Beyyine, 5)
"Dini O'na hâlis kılarak Allah'a ibadet et." (Zümer, 2) Bu âyetlerde de görüldüğü gibi, Allah Teâlâ ne şekilde olursa olsun ibadet etmeyi değil, hâlis bir şekilde ve yalnız kendisi düşünülerek ibadet edilmesini emretmiştir. Bu se¬beple, riya karıştırarak ibadet edenler O'nun emrini yerine getirmemiş ve sorumluluktan kurtulmamış olurlar. Bu du¬ruma göre, namaz kılmak, zikretmek ve oruç tutmak gibi ferdî ibadetleri ifâ edenler, zühd ve uzlet gibi riyazetleri ya¬panlar, ilim öğretenler, ilim öğrenenler, âlimlere saygı gös¬terenler, çocuk yetiştiren anne ve babalar, anne babaya hür¬met ve hizmet eden evlatlar, din savaşı yapanlar, mal infak edenler, bedenî yardımlarda bulunanlar, va'z ve irşad edenler ve bunlar gibi yaptıklarının karşılığında Allah Teâlâ'dan sevap, rahmet ve cennet isteyen kimseler, yaptık¬ları ibadet, hayır ve hizmette yalnız Allah Teâlâ'yı düşün¬meli, yalnız O'nu görmeli, yalnız O'nun hatırını saymalı ve yalnız O'na yaranmaya çalışmalıdırlar.
Riyadan uzak; Günahları gizlemek gerek
Bil ki, mümin için günah işlememek esastır. Ancak bu¬na rağmen bir günah işlenmişse, o zaman da onu gizlemek vaciptir. Çünkü gizlice bir günah işlemek bir zaaf olarak görülebilse bile, açıkça ve çekinmeden günah işlemek, Al¬lah Teâlâ'ya karşı gelmek ve O'na meydan okumak anla¬mındadır. Bu sebeple, günahı açıklamak günahın kendisin¬den daha büyük bir günahtır.
Kur'ân-ı Kerim'de, "Allah kötülüğün açıklanmasından hoşlanmaz." buyrulmuştur. (Nisa, 148)
Allah Rasûlü (as) da şunu söyle¬miştir: "Kim bu pisliklerden (günahlardan) bir şeye bulaşırsa, onu Allah Teâlâ'nın emrettiği şekilde gizlesin!" (Hâkim)
Ancak, amelleri göstermekte olduğu gibi, günahları gizlemekte de riya söz konusu olabilir. Çünkü bir kimse, iş¬lediği günahı, onun kötülüğünden dolayı değil de, kendi kötülüğünü gizlemek ve günahkârlığına rağmen kendisini Allah'tan korkan ve günahlardan sakınan bir kul olarak göstermek maksadıyla gizlerse riya yapmış olur. Bu çeşit riyaya, kendilerini olduklarından farklı göstermek ve müslümanları aldatmak isteyenler başvururlar.
Allah Rasûlü (as) şöyle buyurmuş¬tur: "Aldatan bizden değildir." Maksat bu şekilde riya ve hile yapmak olmadığı zaman ise, günahı gizlemek gerekti¬ği gibi, onun bir vesile ile duyulmasından rahatsız olmak ve üzülmek de gerekir. Çünkü gizlenmesine çalışılmış ol¬masına rağmen bir günahın ortaya çıkması, Allah Teâlâ'nın onu affetmediğini gösterir. Aksi takdirde, yani Allah Teâlâ onu affetseydi onu teşhir etmezdi. Çünkü O affettiği gü¬nahları kullardan gizler.
Buna üzülmenin bir sebebi de şudur: Kişi işlediği bir günahtan samimî olarak tevbe edip ona kefaret olabilecek hayırlar yapsa bile, onun kötü izlerini çoğu insanların zih¬ninden silemez. Bu sebeple, bu kimse bu insanlar tarafın¬dan ebediyyen kötü olarak bilinir. Bu yanlış bir şeydir, fa¬kat gerçektir. Bu böyle olduğu için, geri kalan hayatında te¬miz bir sicil ile yaşamak nimetinden mahrum kalan bir kimsenin üzülmesi riya ile alâkası bulunmayan bir olaydır.
Bunun yanında, mümin olan bir kimse, günah işlese bile, günahkâr sıfatını taşımaktan sıkıntı duyar. Çünkü o, imanının gereği olarak günahlardan iğrenir ve nefret eder. Bu iğrenmek ve nefret etmek iman varlığının ve derecesi¬nin ölçüsüdür. Bu sebeple, bir kimse, günah işlesin veya iş¬lemesin, günahlardan rahatsızlık duymuyor ve günah işlenmesini normal buluyorsa onun imanı tehlikededir. Baş¬kalarına kötü örnek olmak durumuna düşmüş olmak da mümini üzer. Mümin, aynı zamanda, günah işlediğinin in¬sanlar tarafından bilinmesinden hayâ da duyar ve utanır. Bu sebeplerle, günahların ifşa olunmasından mahcubiyet ve üzüntü duymak riya değildir. Ancak hakikî ehl-i iman, günah işledikleri takdirde, Allah Teâlâ'ya karşı daha büyük bir mahcubiyet duyar ve O'nun yanındaki itibarlarını ze¬deledikleri için daha fazla üzülürler. Ayrıca, Ondan kor¬karlar. Çünkü günahın hesabını soran ve günahkârı ceza¬landıran O'dur.
Eğitimci-Yazar-Şair HARUN KARA diyor ki;
Allah'a ve insanlara karşı samimi davranarak riyadan uzak durmak mümkün olduğu kadar ibadetleri ve hayırları gizli yapmak, kimsenin görmediği yerde( evinde) Allah'tan isteme O'nun huzurunda ağlamak,şükür etmek ibadetlerin en makbulüdür. Allahın rızasını; insanların övgüsü, isteği, yergisi, korkusu,makam ve çıkar düşüncesine tercih etmek, ALLAH' IN KULUNA CENNETİ KAZANDIRIR. ALLAH RIZASI ; MÜSLÜMAN İÇİN ALLAH VE CENNET YOLUDUR.
HAYIR YAPMAKTA YARIŞ; FAKİRİ-DUL VE YETİMİ-BORÇLUYU BUL, YARDIMINI YAP. ALLAHTAN BAŞKA GÖREN VE DUYAN OLMASIN.!
Bu Yazı Toplam 2253 Defa Okunmuştur
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış
Diğer Yazıları





© degisimmedya.com
İletişim Bilgileri Künye İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz. Tel : 0 372 322 27 30
E-posta: info@degisimmedya.com


















