
GELECEĞİ KURMAK...
24 Nisan 2017 08:18:14
Ankara'da, Ulus meydanında, Hacı Bayram Camii'ne beş dakikalık yürüyüş mesafesindeki mütevazı binada 75 yaşındaki Sinop Mebusu Şerif Bey,(Mehmet Şerif Avcıoğlu) TBMM kürsüsüne çıktığında tarih 23 Nisan 1920'yi göstermektedir.
Şerif Bey'in konuşması, yıllar boyu süren savaşlardan yorgun düşmüş bir milletin yeniden ayağa kalkışını ifade eden bir bağımsızlık manifestosudur.
Muhayyile sahneyi şöyle canlandırıyor:
23 Nisan 1920 günü öğle üzeri...
Türkiye'nin her tarafındaki milletvekilleri 23 Nisan Cuma günü Hacı Bayram Camisi'nde Cuma namazı için bir araya gelir. Cuma namazının kılınıp duaların edilmesinin ardından, Anafartalar yokuşundan aşağıya doğru topluca inip meclisin bir süre için çalışacağı, Ankara koşullarında bulunabilen en güzel binanın önüne ulaşırlar. Bir hatıra fotoğrafı, burada edilen dualar, kurban falan derken, Ankara'ya ulaşabilen 115 vekil toplantı salonuna geçerler.
Mekteb-i Sultani'nin ilk mezunlarından olan, 39 yıl Maarif vekaletinde çalıştıktan sonra tam kenara çekilme vakti gelmiş olan ama Milli Mücadele'de yer almak için kabuğuna kapanmayı reddeden Şerif Bey, gaz lambalarıyla aydınlatılan, hallice bir sınıfı andıran salona hakim kürsüye doğru ağır adımlarla ilerler. Mecliste konuşma yapmak için seçilmesi, özel bir nitelik veya başarıdan ötürü değil, Türk siyaset geleneğinde daha sonra her dönem meclis açılışlarında izlenecek bir gelenek nedeniyle, en yaşlı üye oluşu nedeniyle gerçekleşmiştir. Kürsünün merdivenlerini tırmanır, başkanlık kürsüsünde yerini alır ve konuşmaya başlamadan önce Türkiye'nin dört bir yanındaki 66 seçim bölgesinden gelen 115 mebusun bulunduğu sıraları bakışlarıyla tarar.
Salona mutlak bir sessizlik çöktüğünde Şerif Bey tarihe geçecek sözlerini söyler:
"Bu Yüksek Meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah'ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlık içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip, kendi kendisini yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ederek, Büyük Millet Meclisi'ni açıyorum."
***
Şerif Bey, "Milletin iç ve dış tam bağımsızlık içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenmeye ve kendi kendini yönetmeye başladığını" söylediğinde, Yunanlıların İzmir'e asker çıkartıp, tam bir mezalim içinde kuzeye ilerlemeye başlamasının, Mustafa Kemal'in olası bir direniş lideri olduğunu geç anlayan İngiliz İşgal Komiserliğine Türk yetkilinin "Çok geç ekselans, kuş çoktan uçtu" deyişinin üstünden bir yıla yakın süre geçmişti.
Bu cümleler, Türkiye'de bir daha kimsenin milletin yazgısını iki dudağı arasında göremeyeceğinin, İzmir işgal edilirken olduğu gibi, silahlı kuvvetlere işgale karşı direnmeyin emri veremeyeceğinin, tıpkı bir yıl süren ve yüzbinlerce kişinin canıyla korunan Çanakkale Boğazı'nın üç yıl sonra hiçbir direnişle karşılaşılmadan geçilebilmesinin bir daha istenemeyeceğinin, milletin sevk ve idare işlerini sadece kendisinin seçtikleri vasıtasıyla kullanacağının, kısaca üç buçuk yıl sonra Ekim ayı sonunda resmiyete dökülecek olan cumhuriyet idaresinin deklare edilmesinden başka bir şey değildi.
Bugün bakıldığında, o yılların şartlarını hayal edemeyecek kadar dar fikirli olan birileri, Cumhuriyet fikrinin nereden çıktığını sorguluyor olabilir. Cevabı açık: 1914'ten 1922 yılı 9 Eylül'üne kadar geçen sekiz yıllık kan, ateş ve barut döneminde, direnişçi yoldaşlarını, silah arkadaşlarını, kan kardeşlerini kaybeden bir kuşağın, yitirdiklerinin çocuklarına verdiği bir gelecek vaadidir cumhuriyet.
Bu günün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı adını alışı da tesadüf veya o büyük İstiklal Mücadelesinin liderinin aklına geliveren bir fikir değildir. Çünkü yeni kurulacak ve saltanatın tahakkümünden kurtulmuş olarak milletin kendi kararıyla yaşamını sürdürmeyi deneyeceği bu yeni devlet, yan yana kan döküp can vermiş savaşçıların, silah arkadaşlarının öksüzlerinin geleceği konusunda bir vaat olduğu için, bizatihi sahibi olan çocuklara ithaf edilmiştir.
O vaat için toprağa düşenleri, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere silah arkadaşlarına verdikleri vaadi tutanları, bu uğurda Ankara Ulus meydanının hemen kenarındaki o pejmürde binaya gelerek bu ideali bayraklaştıranları, o ideali bugüne kadar taşımayı görev sayanları selamlıyor, hepsinin önünde saygıyla eğiliyorum.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.
ETİKETLER : Yazdır
Diğer Yazıları





© degisimmedya.com
İletişim Bilgileri Künye İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz. Tel : 0 372 322 27 30
E-posta: info@degisimmedya.com


















