GÜNDEM

Okullarda Şiddete Hayır.....

Türkiye’deki öğretmenler, 19 yaşındaki Ömer Ket’in pompalı tüfekle girdiği Şanlıurfa ili Siverek ilçesi Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde aralarında öğrenci, öğretmen, kantin görevlisi ve polisin bulunduğu 16 kişi yaralaması sonrası eylem başlattı.

Abone Ol

Türkiye’deki öğretmenler, 19 yaşındaki Ömer Ket’in pompalı tüfekle girdiği Şanlıurfa ili Siverek ilçesi Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde aralarında öğrenci, öğretmen, kantin görevlisi ve polisin bulunduğu 16 kişi yaralaması sonrası eylem başlattı. Karadeniz Ereğli’de de 2 gün iş bırakma kararı alan eğitimciler basın açıklaması okudu.

16 Nisan Perşembe günü Ankara’da gerçekleştirilecek büyük buluşma öncesi Karadeniz Ereğli Atatürk Anıtı önünde bir araya gelen Hürriyetçi Eğitim Sen Temsilcisi Tayfun Öztürk, Eğitim İş Temsilcisi Mahir Ersöz ve Eğitim Sen Temsilcisi Erdal Ardıç öncülüğünde bir gurup eğitimci, okulda meydana gelen şiddet eylemini protesto etti. Okullarda öğrenci ve öğretmenlerin can güvenliğinin sağlanması istendi. Grup adına basın açıklamasını okuyan Eğitim İş Temsilcisi Mahir Ersöz, "burada hesap sormak için bulunuyoruz. Çünkü okullar kan gölüne dönüyor, ama sorumlular hâlâ izlemekle yetiniyor” dedi.

Ersöz, okullarda artan şiddet olaylarına dikkat çekilerek, yaşananların “münferit” olarak değerlendirilemeyeceği vurgulandı.

Ersöz, söz konusu saldırının eğitimin ve öğretmenin uzun süredir sistemli şekilde değersizleştirilmesinin bir sonucu olduğu ifade edildi. Eğitim sisteminin gençlere umut ve gelecek sunamadığı belirten Ersöz, yaşanan öfke ve umutsuzluğun okullarda şiddet olarak ortaya çıktığı dile getirildi.

Eğitimin çocuklara umut vermediğini, gençlere gelecek-hayal kurdurmadığını ve yarına inanmadıklarını öne süren Ersöz, özetle şunları söyledi:

 

“OKULDA ŞİDDET İSTEMİYORUZ”

 

“Bu sistem onları hayata değil; çaresizliğe, öfkeye ve çıkışsızlığa sürüklüyor ve işte o öfke, o umutsuzluk, bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor. Buradan soruyoruz: En güvenli olması gereken yerler olan okullar nasıl oldu da en güvensiz alanlara dönüştü? Bilimin, aklın, aydınlanmanın mekânı olması gereken okullar, nasıl oldu da çocukların camdan atlayarak canını kurtarmaya çalıştığı yerlere dönüştü? Bu bir çöküştür. Bu, eğitimde güvenlik politikasının iflasıdır. Bu, öğretmeni yalnız bırakan, okulu kaderine terk eden anlayışın eseridir. 10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 kantinci ve 1 polis memurunun yaralandığı, çocukların panikle camlardan atladığı bu saldırı artık ‘münferit’ denilerek geçiştirilemez. Okullar eğitim yuvası olmaktan çıkmış, şiddetin kol gezdiği alanlara dönmüştür. Biz yıllardır uyarıyoruz! Daha kısa süre önce öğretmenimiz Fatma Nur Çelik katledildiğinde söyledik: Okullarda şiddet artıyor, önlem alınmazsa daha ağır sonuçlar yaşanacak.

 

"CAN GÜVENLİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR"

 

Peki ne yaptınız? Hiçbir şey. Ne ciddi bir güvenlik politikası oluşturuldu, ne rehberlik ve psikolojik destek güçlendirildi ne de eğitim emekçileri korunabildi. Bugün öğretmenler ders anlatırken can güvenliğini düşünüyor. Bugün öğrenciler okula giderken sağ salim eve dönebilecek mi diye hesap yapıyor. Bu tabloyu yaratanlar bellidir. Eğitimi bilimsellikten, laiklikten ve kamusal sorumluluktan koparanlardır. Okulları ideolojik ve piyasacı anlayışlara teslim edenlerdir. Sorumluluk almayanlardır. Buradan bir kez daha açıkça uyarıyoruz: Okullarda güvenlik bir temenni değildir devletin asli görevidir. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri vitrin süsü değildir hayati bir ihtiyaçtır. Öğretmenin ve öğrencinin can güvenliğini sağlayamayan hiçbir yönetim bu sorumluluktan kaçamaz. Eğer bir öğretmenin, bir öğrencinin daha saçının teline zarar gelirse, bunun siyasi ve idari sorumluları bellidir. İşte bu yüzden buradayız. Biz bu ülkenin eğitim emekçileri olarak yalnızca eleştirmiyoruz çözüm üretiyoruz, yol gösteriyoruz, sorumluluk alıyoruz. Aylar değil, yıllardır söylüyoruz; okullarda güvenlik tesadüfe bırakılamaz. Kadrolu güvenlik görevlisinden rehberlik hizmetlerine, psikososyal destekten sağlıklı beslenmeye kadar dile getirdiğimiz tüm talepler; sadece fiziki iyileştirme talepleri değildir. Bunlar, öğretmenin can güvenliğini, meslek onurunu ve öğrencinin yaşam hakkını koruma mücadelesidir.”

TALEPLERİ SIRALADI

 

Eğitim camiasının birtakım talepleri olduğunu dile getiren Mahir Ersöz, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Buradan bir kez daha, altını çizerek taleplerimizi kamuoyuna ve bu Bakanlığa ilan ediyoruz. Okullarda revir ve sağlık görevlisi bulunmalıdır. Okul girişlerinde kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, girişlerde denetim sağlanmalıdır. Okullarda yeterli sayıda kadrolu temizlik personeli görevlendirilmelidir. Her öğrenci için ücretsiz, sağlıklı okul yemeği ve temiz içme suyu sağlanmalıdır. Her okula rehber öğretmen atanmalı, öğrenci sayısına göre rehber öğretmen sayısı artırılmalıdır. Rehber öğretmenlerin raporları dikkate alınmalıdır. Ülkemizdeki sosyal hizmetler sistemi geliştirilmeli ve okullarla sosyal hizmetler arasında ilişki kurulmalıdır. CİMER üzerinden öğretmenler üzerinde kurulan baskıya son verilmelidir. Kalabalık sınıflar azaltılmalı, yeni okul binaları ve derslikler yapılmalıdır. Sanat ve spor dersleri güçlendirilmeli, okul takımları ve sanat kulüpleri yaygınlaştırılmalıdır. Tüm okullar TSE güvenlik ve fiziki koşul standartlarına uygun hale getirilmelidir. Bu talepler lütuf değil, en temel haktır. Bu talepler ertelenemez, görmezden gelinemez. Okulları güvensiz bırakanlar, bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz. Biz buradayız, takipçisiyiz ve bu mücadeleden geri adım atmayacağız. Gelin ‘artık yeter’ diyelim. Gelin çocuklarımızın ve meslektaşlarımızın yaşamı için omuz omuza duralım. Gelin çocuklarımıza güvensiz okullar değil umut vadeden bir gelecek bırakalım. Gelin eğitimi şiddetten, karanlıktan ve çaresizlikten birlikte kurtaralım.”

 

Eylemin sonunda ise son saldırı olayı protesto edilerek bir dakika boyunca alkış tutuldu.

 


Haber : Elif Yapıcı

Abone Ol