HAZIR MIYIZ?
İnsan peşin olanı seviyor; gözünün gördüğü, elinin tuttuğu ve anlık istifade ettiği şeyler daha gerçekçi, daha değerli geliyor insana.
İnsan peşin olanı seviyor; gözünün gördüğü, elinin tuttuğu ve anlık istifade ettiği şeyler daha gerçekçi, daha değerli geliyor insana. Oysaki sabrederek elde edilenler çok daha kıymetli değil midir? Bu dünyada insanların gıpta ile baktığı, yerinde olmak için nice değerlerini feda etmeye hazır olduğu zirvedeki insanların hayat hikayelerine baktığımızda, geldikleri noktaya çalışarak, didinerek ve uzun yıllar sabrederek geldiklerini görürüz. Ama insan bu ya, peşin olanı seviyor işte!..
“Hayır! Doğrusu siz, çarçabuk geçeni (dünya hayatını ve nimetlerini) seviyor, ahireti bırakıyorsunuz.” (Kıyamet Suresi 20-21)
Biraz daha geniş düşündüğümüzde, insanın peşin merakının dini yaşantısını da derinden etkilediğini görürüz. İnsanların çoğu bu dünyada gözünün gördüğü, elinin tuttuğu, hemen elde edebildiği şeyleri öncelikli olarak hedeflediklerinden, ahiret inancı ve ölümden sonraki hayat ile ilgili düşünceler daima ikinci planda kalır. Ancak böyle bir yaşam tarzını benimseyenler ilahi bir tehdit ile muhatap olurlar:
“Kim bu geçici dünyayı isterse burada dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekân yaparız. O, buraya kınanmış ve Allahʼın rahmetinden kovulmuş olarak girer.” (İsra Suresi 18)
Ahiret algısı hususunda insanlar üç gruba ayrılabilir.
Birinci grup, ahirete inanan ve inandığı ahiretin cehenneminden korkup cennetini kazanma arzusu duyanlar. Bu tip insanlar ellerinden geldiğince günahlardan sakınıp Allah'a kulluk etmeye gayret ederler.
“De ki: 'Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allahʼa karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allahʼın rızası vardır.' Allah, kullarını hakkıyla görendir.
(Bu nimetler) “Ey rabbimiz! Biz gerçekten iman ettik, günahlarımızı bağışla, bizi ateş azabından koru” diyenler, sabredenler, doğruluktan şaşmayanlar, huzurda boyun bükenler, hayır yolunda harcama yapanlar ve seher vakitlerinde Allah’tan bağışlanma dileyenler (içindir).” (Al-i İmran Suresi 15-17)
İkinci grup, “Ben gözümün gördüğüne inanırım.” deyip, ahireti yok sayarak bütün yaşam planlarını dünya hayatı üzerine yapan, helal haram bilinci taşımaksızın dünya nimetlerinin tadını çıkarmaya gayret edenler. Bu insanlar, iman etmedikleri için ahirette büyük bir azapla karşılaşacaklardır cehennemde ebedi olarak kalmak gibi katlanılması mümkün olmayan bir azaba maruz kalacaklardır. Üzerine gelmekte olan arslandan korunmak için kafasını kuma gömen deve kuşunun, tehlikeyi görmekten kendini alıkoyması maalesef onu arslanın pençesinden kurtarmayacaktır.
“İşte onlar, rablerinin âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr eden, bu yüzden amelleri boşa gitmiş olanlardır. Bu sebeple biz kıyamet gününde onların (dünyadaki) amellerine değer vermeyiz. İşte böyle. İnkâr etmeleri, âyetlerimi ve Peygamberlerimi alay konusu yapmaları yüzünden onların cezası cehennemdir.” (Kehf Suresi 105-106)
Üçüncü grup insanlar ise; ahirete inandıkları halde yaşadığı çevreden etkilenerek tembellik, gevşeklik ve nefsine hakim olamama gibi nedenlerle dünyadaki yaşamlarını ahirete hazırlık ile geçirmez sonrasını düşünmemeye çalışarak dünyanın tadını çıkarırlar.
“Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: 'Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)' Onlar da, 'Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik' derler. Melekler, 'Allahʼın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!' derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.” (Nisa Suresi 97)
Ancak ahireti her hatırladıklarında günahlarından ve Allah'a itaatsizliklerinden dolayı pişmanlık duyarlar ve kısa sürede olsa ibadete yönelirlerse, bu tip insanların pişmanlıkları imanlarının göstergesi olur ve ibadetten kopmamaları da imanlarını tazelemelerine vesile olur. İşledikleri günahları Allah'ın affedeceğini umarız.
“Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe eder ve halini düzeltirse bilsin ki Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphe yok ki Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.” (Maide Suresi 39)
“Sonuç olarak senin rabbin cahillikle kötülük işleyen, ama bunun ardından tövbe edip kendilerini düzeltenlerin yardımcısıdır; onların bu dönüşünden sonra, bilesin ki, artık rabbinin mağfiret ve rahmeti de çok geniştir.” (Nahl Suresi 119)
Dünya karanlığında yolumuzu bulup ahiret yurdundaki cennetimize kavuşmak için Allah'a itaat yolunu bize gösteren elimizdeki iman lambasına sahip çıkmalıyız. O lambanın ateşi sönerse imansız göçüp ebedi cehenneme düşme riskimiz vardır. Dünyadaki çeşitli meşakkatler, şeytanın vesveseleri, günahlar ve kötülükler, lambamızdaki ateşimizi tehdit eden bir fırtına/rüzgar misalidir. Lambanın ateşi söndü sönecek. Neyse ki İslam ahlakından oluşan bir camı var da rüzgardan korunuyor. Yakıtını da ibadetlerimizden alıyor.
Ne mutlu İslam ahlakı ile yaşayıp Allah'a kul olmayı başaranlara!
Ne mutlu sonunda Cennet nimetlerine kavuşacakları iman ve itaat yolunda olanlara!
Ramazan DEMİREL
Kdz. Ereğli Müftülüğü Şb. Müdürü
Haber : Değişim Haber Merkezi