GÜNDEM

BU GÜNÜN KONUSU YİNE..!!

Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık, Adalet ve Kalkınma Partisi Zonguldak İl Başkanı Hamdi Uçar'ın kendisi ve Karadeniz Ereğli'deki bazı yatırımlarla çözüm bekleyen sorunlar üzerine yaptığı yorumlarla ilgili olarak yazılı bir basın açıklaması yaptı.

Abone Ol

Ereğli Belediyesi Basın Departmanı aracığı ile yapılan Posbıyık imzalı yazılı açıklama aynen şöyledir:

 "Öncelikle Adalet ve Kalkınma Partisi Zonguldak İl Başkanı Sayın Hamdi Uçar'dan özür dileyerek sözlerime başlamak istiyorum.

Sayın Uçar'ın, partisinin Zonguldak il başkanı olduktan sonraki ticarî ve sosyal yaşamındaki büyük gelişmelerden habersiz olduğum için kendisinden özür diliyorum. Yaptığım küçük bir araştırmadan sonra Sayın Uçar'ın ticari ve sosyal yaşamında büyük sıçramalar yaptığını gördüm. Örneğin, onlardan sadece biri, Demir Park Alışveriş Merkezi'nin en güzel yerinde bir işyeri açması. Bayilik almış Sayın İl Başkanı. Sütlaç konusunda uzmanlaşmaya başlamış. Onun için Sayın Uçar'dan özür diliyorum ve "Pazarcı Üstad" lafını geri alıyor, bu sözü "Sütlaç Uzmanı" olarak değiştiriyorum.

Sayın Uçar! "Pazarcı" lafından neden bu kadar rahatsız oluyorsun, onu da anlamış değilim. Benim rahmetli babam da Sebzeci Kadir Posbıyık. Pazarda sebze satardı. Ben onunla gurur duyuyorum. Pazardan kazandığı paralarla beni okuttu; beni mühendis yaptı. Vatana, millete, Zonguldak'a hayırlı bir evlat olarak yetiştirdi beni. Ben de pazarcıyım... Talebelik yıllarımda harçlığımı çıkarmak için pazaryerinde el arabasıyla domates, biber, patlıcan satardım. Pazarcılık yaptığım için de kendimle gurur duyuyorum. Buna rağmen çocukluğumdan beri çalıştığım, pazarcılık yaptığım halde, Zonguldak'ın en büyük alışveriş merkezinden bir mekan ayarlayıp bayilikler alamadım. Ama mertçe, korkusuzca, delikanlı gibi Zonguldak halkının haklarını savunmak için mücadele etmeye devam ediyorum. Bu dönem içerisinde Belediye Fen İşleri Müdürlüğü, serbest piyasa mühendisliği, Erdemir'de yirmi yıl yöneticilik yaptım. Erdemir'den ve Erdemir Vakfı'ndan emekliyim ve yirmi yıla yakın bir zamandır da Karadeniz Ereğli'nin Belediye Başkanlığı görevini ifa ediyorum. Allah'ıma şükürler olsun ki bugün, öğretmen emeklisi eşimle birlikte çok mutluyuz.

Kendi durumuna bakmadan benim beyanatımı çarpıtmak sana yakışmıyor Sayın İl Başkanı. Ben, basın toplantısındaki beyanatımda; "Kendi belediyelerine hizmet üretmekten aciz AKP'li belediye başkanlarını etrafına toplamış.", diyorum. Sen, Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir'in tırnağı bile olamazsın. Beyefendiliğiyle, halka yakınlığıyla, hizmet aşkıyla Muharrem Akdemir, bizim Zonguldak'taki öncümüzdür. Bak Sayın Uçar, sen ise partisinin Karadeniz Ereğli İlçe Teşkilatı'nda hala kongresini yapamamış bir il başkanısın. Yerel seçimlerin tarihi yaklaştı. Kendi teşkilatına bile kongre ile bir yönetim getirebilmekten acizsin. Bunu bile beceremedin. Partinin teşkilatları çökmüş vaziyette. Cumhuriyet Halk Partisi Karadeniz Ereğli İlçe Örgütü ise hem kendi içinde hem de belediyesiyle kenetlenmiş, Türkiye'nin en güçlü örgütlerinden biri. Allah sağlık verirse önümüzdeki yerel seçimlerde de zafer bizim olacak. Bundan senin de zerrece şüphen olmasın. Otuz bir belediye meclis üyesinin tamamını almak üzere biz şimdiden bitirdik işlemleri. Her gün, her hafta, her ay örgütümüzle birlikte mahallelerde ve köylerde hızlı bir tempoyla çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Yerel seçimlerde Karadeniz Ereğli'de fazla bir işimiz olmayacak. Cumhuriyet Halk Partisi Zonguldak İl Örgütü, Muharrem Akdemir'i yeniden başkan adayı yaparsa, gece-gündüz demeden Zonguldak Belediyesi'ni yeniden kazanmak için ilde çalışacağım. Zonguldak'ı, korku imparatorluğu olmaktan, Zonguldak düşmanlarından, çıkarcılardan kurtarmak için, başta merkez ilçede olmak üzere tüm beldelerde çalışacağız. Zonguldak, tüm ilçe ve belde belediyelerine yeniden CHP Bayrağı'nı dikeceğiz. Zonguldak'ın geleceğini kurtarmak için buna mecburuz; bunu da başaracağız. Senin ifade ettiğin gibi sadece Karadeniz Ereğli Belediye Başkanı olarak ben değil Zonguldak'ın tüm ilçe ve beldeleriyle birlikte uzaya çıkacağız. Çünkü biz ilericiyiz, biz demokratız. Biz cumhuriyetçiyiz. Biz sizin gibi korku imparatorluğuyla, gericilikle, baskılarla, tek adamlıkla uğraşmıyoruz. Senin de ifade ettiğin gibi gelecek yüzyıllarla, uzayla ilgileniyoruz.

AKP'Lİ BELEDİYELER

Sayın Uçar! Gülüç Belediyesi AKP'li değil mi? Buna rağmen hizmet üretebiliyor mu? Gülüç Belediye Başkanı her gün televizyona çıkıyor; "Karayolları yolumuzu yaptı, sendika otelimizi yaptı, DSİ Gülüç Deresi'nde ıslah çalışması yaptı, Millî Eğitim beldemize okul yaptı..." deyip duruyor. Kendisinin ürettiği herhangi bir hizmet ya da yaptığı bir yatırım var mı? Bak buradan suç duyurusunda bulunuyorum: Gülüç Deresi ıslah çalışmalarında, müteahhit firma daha çok kazansın, diye hafriyatların Gülüç Deresi'ne dökülmesine göz yumuldu. Gülüç Deresi'ne yazık oldu. Balçık hale gelen derede motorları yüzdüremiyoruz.

Gelelim Alaplı'ya...

Alaplı Belediye Başkanı iyi bir arkadaşımdır. Başarılıdır da. Demokrat Parti'den başkan seçildi; ilk aylarda iyi de hizmet üretiyordu. Daha fazla hizmet üretebileyim, diye AKP'ye geçti, hizmet alamaz oldu. Belediye Başkanı'nın AKP'ye geçtiğine bin pişman olduğunu biliyorum.

Sayın İl Başkanı! Bu örnekleri istediğin kadar çoğaltabilirim.

Allah'ım belediyelerimizi AKP'lilerden korusun!

HAMDİ UÇAR KARADENİZ EREĞLİ VE ALAPLI DÜŞMANIDIR!

Saygıdeğer kamuoyuna bir kez daha ifade ediyorum: İddia ediyorum; nedenini bilmiyorum ama sanırım yerel seçimlerde AKP'ye oy vermedikleri için Sayın Hamdi Uçar Karadeniz Ereğli ve Alaplı düşmanıdır.

Geçtiğimiz hafta Ulaştırma Denizcilik ve Habercilik Bakan Yardımcısı Sayın Yahya Baş bölgemize geldiğinde beni davet etmiyorsun. Sayın Uçar, aslında işin özünde haklısın. Çünkü Karadeniz Ereğli'nin sorunlarını; sizin Karadeniz Ereğli'ye ve Alaplı'ya yaptığınız eziyetleri ben biliyorum. Eğer Sayın Bakan Yardımcısı ile karşı karşıya gelseydim, bunların hepsini tek tek anlatacaktım. Ama Allah büyük, bir gün Sayın Baş ile bir yerlerde karşı karşıya gelirsem, anlatmam gereken gerçeklerin hepsini anlatacağımdan emin olabilirsin. İşte o zaman, çok büyük ihtimalle il başkanlığı elinden gidecektir.

HAMDİ UÇAR'IN KARADENİZ EREĞLİ'DEN HABERİ YOK

Karadeniz Ereğli'nin AKP'ye ihtiyacı yok. Pazaryerinin en kralını Karadeniz Ereğli'de biz yaptık. Yıl sonuna kadar Karadeniz Bölgesi'nin en estetik terminalinin temelini de yine biz atacağız. Zonguldak'a gelenler hava kirliliğinden kaçmak için Karadeniz Ereğli'de konaklıyorlar. Karadeniz Ereğli kendisine yetiyor; hatta fazlalılığı bile var. Sen de, ki eğer yüzün varsa, görevin olan karayollarını yap, öğretmenevini hizmete aç. Zonguldak-Karadeniz Ereğli, Karadeniz Ereğli-Devrek karayollarını yap. 4+4+4 sisteminden doğan okul ve derslik açıklarını kapat. Bütün ilçelerini fakülteyle, öğrencilerle doldurdun. Zonguldak merkezden bile daha kalabalık bir nüfusa sahip olan Karadeniz Ereğli'de fakülte açtırmıyorsun. 110 bin nüfusu olan Karadeniz Ereğli'de sadece ve sadece 2 bin 500 üniversite öğrencisi olduğunu biliyor musun? Karadeniz Ereğli'de, Kredi ve Yurtlar Kurumu'nun kendi mülkiyetinde tek bir öğrenci yurdu bile olmadığını biliyor musun? Karadeniz Ereğli Kaymakamlık Binası'nın son depremde büyük zarar gördüğünü ve yetersiz olduğunu biliyor musun? Adliye Binası'nın acınacak durumda olduğundan haberin var mı? Tersanelerimizde, daha birkaç yıl öncesine kadar on bir bin işçi çalışırken, bugün sadece yüz elli işçinin çalıştığından haberin var mı? Sac tüccarlarının mal alamadıkları için iflasa sürüklendiğini biliyor musun? Zonguldak'ta, Karadeniz Ereğli'de ve Alaplı'da, işsizlikten bunalım geçiren üniversite mezunlarından, son yıllarda bölgemizdeki intihar vakalarının anormal seviyelerde arttığından, iş bulamadıkları için geçinemeyen insanların ve tüm Zonguldak halkının "Yangın Var !" diye bağırdıklarından haberin yok mu gerçekten? Kulakların duymuyor mu Sayın AKP İl Başkanı! Beceriksiz; sadece kendini düşünen, halka yararları olmayan yöneticilerin önünde "istifa", diye bir yolun olduğunu da mı bilmiyorsun?

KARAYOLLARI

Sayın Uçar, soruyorum sana: Sen proje okumaktan anlar mısın? Proje okumakla sütlaç yapmak ayrı şeylerdir. Partizanlık yapan Karayolları Bölge Müdürü'ne ve sana sesleniyorum: Gülüç Köprüsü'nden Kepez Tepesi'ne kadar, Karayolları'nın bize gönderdiği projelere göre Karadeniz Ereğli Belediyesi'nin hiçbir malzemesi yok. Benim ikazlarım ve eylemlerim neticesinde, Ulaştırma Denizcilik ve Habercilik Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü B.11.1.KGM.04.1600/402.02/27239 sayı ve 05.07.2012 tarihli muğlak ifadelerle dolu bir yazı gönderdi belediyemize. Bu yazı 11.07.2012 tarihinde elimize geçti. Yazıda net bir biçimde "şunu kaldırın", demediği için, biz de usul gereği M.67.3.ERE.0.280000/2376-881 sayılı bir yazıyı 17.07.2012 tarihinde Karayolları'na gönderdik. "Yazınızdan bir şey anlaşılmıyor. Gelin Karayolları'nın ilgililerinin koordinatörlüğünde bir toplantı yapalım. O toplantıda bize ne yapmamız gerektiğini söyleyin. Biz de gereğini yapalım..." dedik. Aynı konuyu, geçtiğimiz ay Zonguldak'ta gerçekleştirilen ve sayın valimizin başkanlığında yapılan İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı'nda da gündeme getirdim.

Sayın Uçar; bak bakalım takvime, bugün hangi aydayız. 16 Kasım 2012. Aradan kaç ay geçmiş? Tam dört ay; ve dört aydır bir cevap yok. Ama senin partizan müdürün, Bakan Yardımcısı'na yalan söylemeyi becerebiliyor. Bize, söz konusu karayolunun altında almamız gereken herhangi bir şey varsa söyleyin. Karadeniz Ereğli Belediyesi güçlü bir belediyedir. Malzememiz var, işçimiz var, paramız var. Bir hafta içinde gereğini derhal yerine getiririz. Eğer sende vicdan denilen şey varsa, ki olduğunu zannetmiyorum, bu yazdıklarımı ve verdiğim bilgileri iyi oku. Oku ki yüzün kızarsın. Ben, sende vicdan olduğunu sanmıyorum Hamdi Uçar.

Şimdi bu sözlerimi, yürekli olan radyo, gazete ve televizyon kuruluşları haber yapacaklardır. Ama sen, alışveriş yaptığın gazete ve televizyonlara yine baskı uygulayacaksın. Bu doğruları yazdırmayacaksın. Bunu da adım gibi biliyorum.

Bu arada şimdilik; ama sadece şimdilik, yemekhane ihalelerinden bahsetmiyorum. AKP'nin yeni teşkilat binasının hangi yemekhaneci tarafından yapıldığını da sormuyorum. Sen şimdilik, bugünkü sorularıma yanıt ver; bunları da ilerleyen günlerde mutlaka ama mutlaka, hem de kamuoyunun önünde soracağım.

ÖĞRETMENEVİ

Sayın Uçar, biliyorsun; Karadeniz Ereğli'deki öğretmenevinin yapımına Zonguldak'taki öğretmenevinden daha önce başlandı. Zonguldak'taki öğretmenevini bitirdiniz, işletmeye açtınız. Çok sevindik, çok mutlu olduk.

Sayın İl Başkanı! Karadeniz Ereğli'de daha önce başlayan öğretmenevi ne oldu peki? Bilemezsin; çünkü senin Karadeniz Ereğli'den de Zonguldak'tan da dünyadan da haberin yok. Bu gelişmeleri ben sana kısaca anlatayım:

Üç gün önce, Karadeniz Ereğli Öğretmenevi Müdürü, Hasan Sarıhan Bey, Şube Müdürü Yaşar Ciğer ve yönetimden Numan Korkmaz ile birlikte beni ziyaret etti. "Sayın Başkanım, sekiz aydan beri uğraşıyoruz; hiç kimse yardım etmediği için öğretmenevini açamıyoruz. 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde Öğretmenevi'ni açmak istiyoruz. Bize yardım eder misiniz?", dediler. Derhal,  başkan yardımcılarımı ve icra  müdürlerini topladım. Arkadaşlarla birlikte Öğretmenevi'ni karış karış inceledik. Sayın Milletvekilimiz Prof. Dr. Ercan Candan'ın gayretleriyle bakanlıktan gelen birkaç parça eşya ve Şinasibey Restaurant'tan ödünç olarak aldıkları, 24 Kasım'dan sonra geri iade edecekleri yaklaşık yüz elli sandalye ile yaklaşık otuz adet masa vardı içerde. Öğretmenlerimizin düşürüldüğü bu durumu görünce yıkıldık.

Öğretmenevi ilgilileri ve benim ekibimle birlikte toplantı yaptık. Karadeniz Ereğli Belediyesi olarak bu duruma sessiz kalamayacağımızı anlattık. Öğretmenlere kaç yatak, televizyon, buzdolabı, mutfakta gerekli ocak, fırın, çanak, tabak gibi ihtiyaç olduğunu sordum; sayılarının acilen çıkarılmasını istedim. Öğretmenlerimize durumu anlattım. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünden Öğretmenevi'nin ihtiyaçlarının karşılanması için bir talep yazısı getirmelerini istedim. Bu yazı geldikten sonra Belediye Meclisi'ni olağanüstü toplantıya çağıracağımı, bu eksikliklerin belediye bütçesinden karşılanmasını sağlamak amacıyla meclisten karar çıkartacağımızı, ayrıca esnafları Öğretmenevi'nde toplayarak onlardan Öğretmenevi yönetim kuruluna ödenmek üzere ayni ve nakdi yardım isteyeceğimi söyledim. Çünkü; Öğretmenevi'nin 11 bin liralık elektrik borcu dahil toplam 45 bin lira borcu vardı. Hiç merak etmemelerini, Karadeniz Ereğli halkının ve onların temsilcisi Belediye Meclisi'nin eksiklikleri temin edip gece gündüz çalışarak 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde Öğretmenevi'nin açılışını yaparak faaliyetine başlatacağımızı söyledik. Talimat verdim; belediyeden erkek ve bayan temizleyicilerden on kişilik bir ekip gönderdim; Öğretmenevi'nin temizliğine başladılar.

Ertesi gün İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nden yazı bekledik. Yazıyı vermiyorlar. Milli Eğitim'den yakınlarımla görüştüm. Eğitim Bir-Sen Sendikası Şube Başkanı Nurettin Yeşilçiçek Milli Eğitim'e "yazıyı vermeyin" diye talimat (!) göndermiş. Ayrıca bana gelen öğretmenleri sorgulamaya başlamışlar. "Halil Posbıyık'ı Öğretmenevi'ne niye aldınız?", diye bir hayli çıkışmışlar. Ertesi gün Öğretmenevi'nde çalışan on kişilik belediye temizlik işçilerini; "Yukarıdan talimat var!" diye Öğretmenevi'nden kovmuşlar.

Ertesi gün arkadaşları Milli Eğitim Müdürlüğüne gönderdim. 16 Kasım Cuma günü Belediye Meclisi'ni olağanüstü toplantıya çağıracağımı, ancak talep yazısı gelmediği için bunu yapamadığımı söylemişler. Talep yazısını yine vermediler. "Milli Eğitim camiasından bu yazıyı nasıl alırım?", diye araştırma yaptım. Kaymakam Bey'e söyleyeyim mi, dedim. Eğitim Bir-Sen Sendikası Başkanı talimat verdiğine göre,  İlçe Milli Eğitim Müdürü bu yazıyı yazamaz belki ama, Prof.Dr. Ercan Candan bu yazıyı yazdırabilir, dediler. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün içler acısı halini biliyordum. Hele o malum müfettiş olayından sonra iyice öğrenmiştim bu gerçeği. Ama bu duruma düşeceğini tahmin edemiyordum.

Öğretmenevi yetkililerinin de Başkanlık makamında olduğu sırada, saygı duyduğum, bize her konuda yardımcı olan hemşehrim Sayın Prof.Dr. Ercan Candan'a telefon açtım. Durumu detaylı bir şekilde kendisine izah ettim. Hatta; "Sayın vekilim, bunda siyaset falan yok. Öğretmenlerimizin 24 Kasım'da mutlu olması için böyle bir hareket başlattık. Perşembe günü esnafları toplamak üzere çalışma yapıyoruz. Gerçi çok yoğun olduğunuzu biliyorum ama Perşembe günü size şoför ve araba göndereyim, bir saatliğine sizi Ereğli'de tutalım. Siz önümüze geçin, esnafla siz konuşun. Biz geride duralım...", dedim Sayın vekilim; "Derhal yazı için talimat veriyorum. Benim de gelip gelmeyeceğimi bir-iki saat sonra bildireceğim." dedi. Ortamda bulunanların sevinçlerini unutamam. Hatta Öğretmenevi yetkililerinin bana yaptığı iltifatları hayatım boyunca unutamayacağım.

Akşam saat dörde kadar bekledik. Milli Eğitim yazıyı yine vermiyor. Milletvekili telefon etti, diyoruz, "olmaz" diyorlar. Tekrar milletvekilime telefon açıyorum. "Başkan, İlçe Milli Eğitim Müdürü Abdüsselam Bey'e telefon ettim, talimat verdim." diyor. Tekrar Milli Eğitim Müdürüne arkadaşlar gidiyorlar. "Hayır, olmaz." cevabını alıyorlar. Akşam saat 19.00... tekrar milletvekilimizi arıyorum. "Başkan, ben talimat verdim...", diyor.

AKP'nin anlı şanlı İl Başkanı! Bu tefrika hoşuna gitti mi! Kurumların ne hale geldiğini görebiliyor musun?

HEMŞERİM HAMDİ UÇAR

Bak Hamdi Uçar! AKP'nin başına bir hemşehrimiz geldi, diye çok sevinmiştik. Zonguldak abat olur, demiştik. Düştüğümüz durumu hep birlikte görüyoruz.

Zonguldak'ta yaşayan bir vatandaş olarak, hizmetlerinden dolayı eski AK Parti İl Başkanlarını saygıyla anıyoruz.

Sebzeci Kadir Posbıyık'ı; canımı, ciğerimi, biricik babamı bir kez daha rahmetle anıyorum. Nur içinde yat baba! Bana hep söylerdin "Oğlum yere yakın olanlardan kork !" diye.

Ne diyeyim, haklıymışsın!



Haber : Şafak Negüzel

Abone Ol